İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1330 K.2024/1979

Taraflar arasındaki asıl ölüm aylığı ve iş kazası meslek hastalığı aylıklarının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların tahsili, birleşen itirazın iptali davalarında dolayı yapılan yargılama sonunda…

Esas2024/1330Karar2024/1979Tarih28 Şubat 2024Okuma12 dk · 2.430 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2024/1330 E., 2024/1979 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Şubat 2024
Mahkemesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/2262 E., 2023/1425 K.
Karar
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
Düzce 2. İş Mahkemesi
Sayısı
2019/222 E., 2021/224 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.430 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

Taraflar arasındaki asıl ölüm aylığı ve iş kazası meslek hastalığı aylıklarının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların tahsili, birleşen itirazın iptali davalarında dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı-birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

1.Davacı-birleşen davalarda davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, babası Cafer Kurt'un vefatı sonrası ölüm aylığı ve iş kazası meslek hastalığı aylığı almaktayken eşi ... ile birlikte yaşadığından bahisle 2018 yılı Kasım ayından itibaren maaşlarının kesildiğini, Kurum işleminin hatalı olduğunu ileri sürerek, kesilen ölüm aylığı ve iş kazası meslek hastalığı aylıklarının tekrar bağlanması talebinin reddine ilişkin 14.01.2019 tarih ve 60991618-9/16406 sayılı Kurum işleminin iptaline, 2018 yılı Kasım ayından itibaren durdurulan ölüm aylıklarının tekrardan bağlanmasına,

ölüm aylığı ve iş kazası meslek hastalığı aylıklarının durdurulması ve yeniden bağlanması tarihleri arasındaki ödenmesi gereken birikmiş aylıkların dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine, aylıkların kesildiği tarihe kadar Kurum tarafından yapılan maaş ve sağlık ödemelerinin yersiz olduğundan bahisle iadesine yönelik kurum tahsilat işleminin ihtiyati tedbir yoluyla durdulmasına,

ödenmesi gereken aylıklarla ilgili olarak HMK.107.maddesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, iş kazası meslek hastalığı aylığının durdurulduğu 2018 yılı Kasım ayı ile dava tarihi olan 06.03.2019 tarihleri arasındaki alacakları için şimdilik 100,00 TL, ölüm aylığının durdurulduğu 2018 yılı Aralık ayı ile dava tarihi olan 06.03.2019 tarihleri arasındaki alacakları için şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 200,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı-birleşen Düzce 2. İş Mahkemesinin 2020/151-2020/193 E.K. sayılı dosyasında davacı SGK Başkanlığı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'un asıl davada açıklanan vakıadan dolayı 21.11.2016 - 23.10.2018 tarihleri arasında 11.028,02 TL yersiz olarak murisinden iş göremezlik (aylık maaş) aldığının tespit edilmesi üzerine, Düzce İcra Müdürlüğünün 2019/17631 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı-birleşen Düzce 1. İş Mahkemesinin 2020/280-2020/348 E.K. sayılı dosyasında davacı SGK Başkanlığı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın asıl davada açıklanan vakıadan dolayı 22.10.2013-24.11.2018 tarihleri arasında 24.408,23 TL yersiz olarak murisinden ölüm aylığı (aylık maaş) aldığının tespit edilmesi üzerine, Düzce İcra Müdürlüğünün 2019/8049 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.

4.Davalı-birleşen Düzce 1. İş Mahkemesinin 2020/281-2020/349 E.K. sayılı dosyasında davacı SGK Başkanlığı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'un asıl davada açıklanan vakıadan dolayı 15.12.2008-15.09.2011 tarihleri arasında 2.799,78 TL yersiz olarak ilaç ve muayene kesintisinden yararlandığının tespiti üzerine, Düzce İcra Müdürlüğünün 2019/8047 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine vaki itirazının iptaline karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP

Davalı-birleşen davalarda davacı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum inceleme raporunda, davacı ...'un boşandığı eşi ile 22.06.2004 tarihinden itibaren fiilen birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine aylıklarının iptali ve yersiz ödemelerin iadesi işlemlerinin yapıldığını, Kurum işlemlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının 2004 yılında eşinden boşandığı, boşanma kararının 4 numaralı hükmüne göre daha önce birlikte oturdukları evin bir odasının davacıya verildiği, davacının ilerleyen süreçte Mahkeme kararıyla kendisine tahsis edilen bu odada davacıdan ayrı olarak yaşadığı, daha sonraki süreçte ise zaman zaman Ereğli'de ikamet eden ablasının yanına ve Gebze'de yaşayan oğlunun yanına misafirliğe gittiği, köye geldiğinde ise yine kendisine tahsis edilen odada kaldığının anlaşıldığı,

her ne kadar bazı tanıklarca Kurum müfettişlerine davacının boşanmış olduğu eşi ile aynı evde yaşadığını ifade etmişlerse de, bunun zaten Mahkeme kararı ile kurulmuş bir düzen olduğu, yargılama sürecinde dinlenen tanıkların tamamının davacının boşanmış olduğu eşi ile aynı evde yaşadığını fakat bu ev içerisinde birlikte aynı odada değil farklı odalarda kaldıklarını, davacının Mahkemece kendisine tahsis edilen odada ikamet ettiğini beyan ettikleri, bu şekliyle her ne kadar aynı evde yaşasalar da davacı ile boşanmış olduğu eşinin farklı odalarda ikamet ettikleri, aralarında fiili birlikteliğin olmadığı,

dolayısıyla boşanılmış eşle fiilen birlikte yaşama olgusunun oluşmadığı kanaatine varılarak,

A) Birleşen davaların ayrı ayrı reddine,

B) Asıl davanın kabulü ile

1-) Davacının kesilen ölüm aylığı ve iş kazası ve meslek hastalığı aylıklarının tekrar bağlanması talebinin reddine ilişkin 14/01/2019 tarih ve 609916-18-9/16406 sayılı davalı Kurum işleminin iptaline,

2-) Davacının 2018 yılı Kasım ayında durdurulan iş kazası ve meslek hastalığı aylığı ile 2018 yılı Aralık ayında durdurulan ölüm aylıklarının davalı Kurumca tekrar bağlanmasına,

3-) Davacının ölüm aylığı ve iş kazası ve meslek hastalığı aylıklarının durdurulması ve yeniden bağlanması tarihleri arasındaki ödenmesi gereken birikmiş aylıkların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davalarda davacı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri: Davalı-Birleşen Davalarda Davacı SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri Davalı birleşen davalarda davacı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece eksik inceleme araştırma ile karar verildiğini, Kurum kayıtlarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, dosyada dinlenen tanık beyanları arasında çelişkiler bulunduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Mahkeme hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri ile karar gerekçesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davalarda davacı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı-Birleşen Davalarda Davacı SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri Davalı birleşen davalarda davacı SGK Başkanlığı vekili, istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl davada ölüm aylığı ve iş kazası meslek hastalığı aylıklarının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile aylığın yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların tahsiline, birleşen davalar itirazın iptaline ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan 2009/86 Esas numaralı başvuru, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.

3.5510 sayılı Kanun'unun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir.

Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak,

eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.

4.Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir.

Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı,

kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır.

Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

5.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden,

eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır.

İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.

6.Aynı Kanun'un 59 uncu maddesinin başlığı Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi olup maddeye göre; "bu kanunun uygulanmasına yönelik işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eli ile yürütülür ...", maddenin 2 nci fıkrasında "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarına görevleri sırasında tespit ettikleri kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir..." şeklinde düzenlenmiştir.

7.Sonuç olarak. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.

Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanun'un 59 uncu, 100 üncü, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28 inci, 45 inci, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3 üncü, 45–53 üncü, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32 nci, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6 ncı, 24 – 33 üncü, 189 uncu, 190 ıncı, 191 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı, 19 uncu, 20 nci, maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı,

bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli,

varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği,

toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.

3.Değerlendirme 1.İnceleme konusu eldeki davada, her ne kadar Mahkemece yapılan yargılama ile asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulüne karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirmeye dayalıdır.

2.Tüm dosya kapsamından, Kurum denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, aksinin ancak eş değer delillerle ispatlanması gerektiği, her ne kadar Mahkeme gerekçesinde, Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/76-2004/87 E.K. sayılı dava dosyasında gerekçeli kararın 4 numaralı bendinde tarafların birlikte oturdukları Aksaklar köyünde bulunan müşterek hanenin bir odasının davacı ...'a verilmesine karar verildiği ve bu hususun Mahkeme kararı ile kurulmuş bir düzen olduğu belirtilmiş ise de, boşanma ilamındaki bu belirlemenin eldeki dava yönünden belirleyici olmadığı gibi, davacı ve eski eşinin boşandıkları dönemde birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.

3.Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde davacı ve boşandığı eşine ait adreslerde birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle ayrıntılı araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular, mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgililerin telefon (GSM) abonelikleri ile banka kayıtları getirtilmeli, MEDULA sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, bu kapsamda uyuşmazlık konusu dönemde aynı hastanelerde muayene olup olmadıkları, tedavi görüp görmedikleri tespit edilmeli, böylelikle; dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek,

boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulduktan sonra hüküm kurulmalıdır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan Vekili ..., Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla,

28.02.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın eşinden 2004 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2018 yılında yapılan denetim sonrası eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesi ile 2008-2018 yılları için 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.

2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun'un 5754 sayılı kanunun 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.

3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.

4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırmasına yönelik bozulması görüşüne katılınmamıştır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/1330, K. 2024/1979, 28 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I.dava
  4. Iı.cevap
  5. Iıı.ilk Derece Mahkeme Kararı
  6. Iv.istinaf
  7. V.temyiz
  8. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  9. B. Temyiz Sebepleri
  10. VI. Karar
  11. Karşı Oy Gerekçesi

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1330
Karar No
2024/1979
Tarih
28 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/1331 K.2024/2115
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2024/1331 K.2024/1445
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1332 K.2024/1758
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/1332 K.2024/2185
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2024/1333 K.2024/1448
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2024/1334 K.2024/1813

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.