KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/13347 E., 2025/1353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1214 E., 2024/1455 K.
- İlk derece mahkemesi
- Yozgat İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/127 E., 2023/214 K.
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumdan babası üzerinden yetim aylığı almakta iken ilgili Kurumun, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tesbit edildiğini ileri sürerek, 01.11.2008-30.06.2013 tarihleri arasında ödenen aylıkların yersiz olduğu gerekçesiyle faiz ve masraflar dahil 55.061,47 TL tutarında borç bildirim belgesi gönderdiğini, davacı tarafından itiraz edildiğini, ilgili itiraz üzerine Kurumun 16.07.2014 tarihli kararı ile itirazın yerinde bulunmadığını, davacının eşinden Nisan 2004'te boşandığını,
boşandığı eşi ile tekrar evlendiği 04.04.2013 tarihine kadar babası...'den kalma aylık aldığı 9 yıl boyunca ağabeyi, kardeşi ve oğlunun adreslerinde muhtar kayıtlı olarak ikamet ettiğini, oy kullandığını; davalı Kurumun 55.061,47 TL'lik borç çıkarmasının usul, yasa ve iyiniyet kuralları ile açıklanamayacağını ileri sürerek davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili aşamalarda özetle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davanın reddine, 2-Davacının davalı Kurumun yersiz maaş ödemesine ilişkin işleminin iptali talebinin ve davalı Kuruma 55.061,47 TL borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin talebinin ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılar murisinin 1976 yılında evlendiği, 2004 yılında boşandığı ve boşandığı eşi ile 2013 yılında tekrar evlendiği ve 05.02.2021 tarihinde vefat ettiği, murise 2004 yılında boşanması nedeniyle ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Yargılama kapsamında, Kurum denetim görevlilerine beyanda bulunan ve mahkeme tarafından tanık olarak dinlenen şahıslar tüm aşamalardaki beyanlarında, davacılar murisinin eşiyle birlikte yaşadığını belirtmişlerdir. Dolayısıyla birbirini doğrulayan beyanlar ile denetim raporu ve ekleri birlikte göz önüne alındığında davacılar murisinin boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının anlaşılması karşısında Kurum işlemi ve Mahkeme kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, temyiz dilekçesinde özetle, davacıların ... annelerinin 2004 tarihinden 2013 tarihine kadar yapılan tüm seçimlerde ağabey, kardeş ve oğlunun bulunduğu seçim bölgelerinde oy kullandığını, ayrıca dinlenen tüm tanıkların hiç birinin fiilen yani hiç ayrılmaksızın bir arada yaşadıklarına ilişkin beyanda bulunmadıklarını, diğer taraftan, müşterek çocukların varlığında, boşanma kararına bağlanan, çocuklar ile kişisel ilişki kurulması ve yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak eşlerin belirli aralıklarla bir araya gelme durumunda ise bu durumun bağlanan aylığın kesilmesine gerekçe olamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, boşandığı eş ile fiilen birlikte yaşama nedeniyle aylığın kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13347, K. 2025/1353, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama