KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/13899 E., 2025/11176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/137 E., 2024/346 K.
Karar Metni
1.301 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı TRT Genel Müdürlüğü ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı TRT Genel Müdürlüğü'ne bağlı TRT İzmir Radyosunda ses sanatçısı ve program yapımcısı olarak 23.11.1999 tarihinde istisna sözleşmesi ile çalışmaya başladığı, bu çalışmanın kadroya geçtiği 24.01.2007 tarihine kadar akitli statüde devam ettiği, halen TRT Genel Müdürlüğü İzmir Radyosunda çalışmaya devam ettiği, çalışmasının tamamen bağımlı bir çalışma olduğu, belirtilen süreler içerisinde ücret karşılığı yapıldığı, ücret, bağımlılık ve devamlılık unsurların bir arada bulunmasından ötürü aradaki akdi ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğu,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda verilen raporda da dava konusu edilen çalışmaların istisna akdine değil hizmet akdine dayandığının tespit edildiği belirtilerek; davalı TRT Genel Müdürlüğü'nde 23.11.1999-24.01.2007 tarihleri arasında geçen hizmetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı TRT Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacının kurumda yayınlanacak olan yabancı ve yerli yapımların seslendirmesinde “seslendirme sanatçısı” olarak muhtelif zamanlarda çalıştığını, davacının sesi uygun olduğunda seslendirmesinin teklif edildiğini, davacının ücretlerinin sabit olmadığını, seslendirdiği programın özelliklerine göre değiştiğini, kayıt bittiğinde Kurumu terk ettiğini, aralarındaki hukuki ilişkinin istisna akdine dayalı olduğunu, davacının belli bir yapımın, sonucun, yani bir sanat eserinin sadece kendisine özgü, özel yetenekleri doğrultusunda icrasını, belirli bir bedel karşılığında gerçekleştirdiğini,
çalışmalarının devamlılık arz etmediğini, kuruma bağımlı olmadan dışarıdaki çalışmalarına devam ederek bazı programlarla kısıtlı olarak, zaman zaman düzenlenen istisna akdi niteliğinde sözleşmelerle çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumun feri müdahil olduğunu, hizmet tespit davalarında kamu düzenine ilişkin olup kesin delil olmadan karar verilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli kararı ile davanın kabulü ile davacının 23.11.1999 - 23.01.2007 tarihleri arasında hizmet akdi ile davalı iş yerinde çalıştığının tespitine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Mahkemece yapılacak iş, davacının 1999-2007 yılları arasında geçtiğini iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla;
davacının çalışmaları ile ilgili tüm delillerin toplanmadığı anlaşılan eldeki davada, anılan çalışmaların yayınlanma tarih ve saatleri, davacı ile yapılan kısmi sözleşmeler, 2001-2007 tarihleri arasında davacıya yapılan kısmi ödemeler de gözetilmek suretiyle aynı dönemlere ilişkin davacının katıldığı programların varsa yazılı, sesli veya görüntülü kayıtları temin edilmeli, aynı şekilde davacının katılmış olduğu programların rejisörleri veya yetkilileri tanık sıfatı ile dinlenilmeli, temin edilen yazılı, sesli ve görüntülü program kayıtları ve tüm dosya uzman bilirkişiye tevdii edilip, Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-130 esas,
2011/150 karar sayılı hükmünde ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere, davacının çalışmasının kısmi süreli çalışma niteliğinde olup olmadığı, bu nitelikte bir çalışma ise, bir ayda kaç güne tekabül edecek nitelikte olduğu hususunda yine uzman bilirkişiden rapor alınmalı, öte yandan davacının 03.11.2004 - 28.02.2011 arası 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının varlığı da irdelenerek buna göre 506 sayılı Kanun kapsamında tespit edilebilecek sigortalılık süresi hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip;
deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. ..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, davalı TRT Genel Müdürlüğü işyerinde 23.11.1999 - 24.01.2007 tarihleri arasında hizmet akdiyle tam zamanlı ve kesintisiz olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı TRT Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; 2954 sayılı TRT Kanunu gereği hizmet sözleşmesiyle işçi alıştırılamadığını, davacının istisna akdi ile çalıştığını, çalışma süresinin tam olarak tespit edilmesi gerektiğini beyan etmektedir. 2. Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının çalışmasını iddia ettiği süreler bakımından hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, Mahkemece Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin emsal kararlarında bildirilen delillerin toplanmadığını, Kurum ava açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı TRT Genel Müdürlüğü işyerinde 23.11.1999 - 24.01.2007 tarihleri arasında hizmet akdiyle tam zamanlı ve kesintisiz olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
3. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
4. İnceleme konusu eldeki davada, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bozma sonrasında mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan araştırma kapsamında dinlenen tanıklardan ... ve ... beyanlarında davacının ses sanatçılığı ve program yapımcılığı görevi dışında kütüphane sorumlusu olarak da çalıştığını, buna göre davacının katıldığı programlar dışında kütüphane görevi sebebiyle tam zamanlı olarak çalıştığını belirttikleri, İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak, dinlenen tanıkların davacının çalışmasının sürekli olduğunu belirttikleri de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir.
5. Bu kapsamda dava dilekçesinde davacının görevinin ses sanatçısı ve yapımcı olarak bildirildiği, davacının kütüphane sorumlusu olduğuna dair herhangi bir iddia olmadığı, resmi kuruluş olan davalı TRT Genel Müdürlüğü işyerinden sunulan kayıtlarda da davacının kütüphane sorumlusu olarak görev yaptığına dair bir belge mevcut olmadığı, tüm belgelerin ses sanatçısı olarak düzenlendiği,
öte yandan dosya içerisinde bulunan banka kayıtlarına göre davacıya yapılan ödemelerin de kısmi sürelere uygun olduğunun anlaşılması karşısında Mahkemece, yapılacak iş davalı TRT Genel Müdürlüğünden bu defa davacının kütüphane sorumlusu olarak çalıştığı iddiasına dair kayıtlar ile ödeme belgelerinin celp edilmesi, buna ilişkin belgelerin sunulması halinde davacının kütüphane görevlisi olarak çalıştığı sürelerde tam zamanlı olarak çalıştığının kabul edilmesi, belgelerin bulunmaması halinde ise diğer resmi belgeler karşısında tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği gözetilerek,
uyulmasına karar verilen bozma ilamı çerçevesinde davacının çalışmasının kısmi süreli çalışma niteliğinde olup olmadığı, bu nitelikte bir çalışma ise, bir ayda kaç güne tekabül edecek nitelikte olduğu hususunun netleştirilmesi, öte yandan davacının 03.11.2004 - 28.02.2011 arası 1479 sayılı Kanun'a tabi sigortalılığına ilişkin kayıtlar fer'i müdahil Kurumdan celp edilmek suretiyle davacının çalışma olgusunun tereddütsüz şekilde ortaya konulması, toplanan deliller bir arada değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
6. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/13899, K. 2025/11176, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama