KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15436 E., 2025/1868 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/576 E., 2024/1847 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 13. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/150 E., 2022/516 K.
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... ve Ort. Bünyesinde 19.07.1992 tarihinde çalışmaya başladığını, SGK'ya işe giriş bildirgesinin de verildiğini ancak 1992/2. dönem bordrosunun bulunmadığı gerekçesiyle çalışmasının Kurumca nazara alınmadığını ileri sürerek davacının 19.07.1992-24.05.1993 tarihleri arasındaki hizmetinin tespitini talep etmiş, yargılama aşamasında talebini açıklığa kavuşturarak 19.07.1992 tarihinde bir günlük çalışma süresinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, davanın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının davacının dava dışı 105182 sicil numaralı işyerinde sigorta başlangıç tarihinin 19.07.1992 olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın kuşku bırakılmayacak şekilde ispatlanamadığını, Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2, 6, 9, 79 ve 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanun'lar ile Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır.
Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ve ortakları ünvanlı işverenin 105182 sicil no.lu işyerinden 19.07.1992 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, anılan işyerinin bornoz ve havlu dikişi işi mahiyetinde olup 01.09.1989-31.12.1992 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, işyerine ait dava konusu 1992/2. dönemden bordro verilmediği belirtilerek 1992/3. dönem bordrosunun gönderildiği, anılan dönemde 10 çalışanın bildirildiği, bu çalışanlardaniki kişinin dinlendiği,birinin davacıyı hatırladığı, diğerinin ise hatırlamadığı,
öte yandan emniyet, vergi ve belediye marifetiyle yapılan araştırmalarda komşu işyeri tespit edilemediği, SGK racılığıyla yapılan araştırmada 4 komşu işyeri tespit edildiği ancak davacı vekilinin, davacının aradan uzun zaman geçtiği için komşu işyeri çalışanlarını tanımadığı bu nedenle dinlenmelerinin faydalı olmayacağı yönünde Mahkemeye beyanda bulunulması üzerine bu işyerleri çalışanlarının dinlenmediği, işe giriş bildirgesi üzerindeki imzaya dair yapılan bilirkişi incelemesinde imzanın davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği,
yetersiz tanık anlatımına ve dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece işyerinin 1992/3. döneminde yer alan ve Mahkemece dinlenemeyen çalışanlardan yeteri kadarının beyanlarına başvurulmalı, ayrıca tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının askerlik dönemi içinde kalan çalışmasının fiili olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
5.Kabule göre de, davacının; sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan davacının dava dışı işyerinde sigorta başlangıcının yanı sıra aynı tarihte ücretle 1 gün süre ile çalıştığının da tespiti yönünde hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15436, K. 2025/1868, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama