KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15535 E., 2025/4940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.019 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait iş yerinde 02.01.1985 tarihinden 24.05.1997 tarihine kadar reklam tabelası yapım işçisi olarak asgari ücretle kesintisiz çalıştığı, ancak bildirimlerinin işveren tarafından eksik olarak yapıldığı, davacının 02.01.1985 - 20.11.1986, 10.10.1988 - 31.10.1991, 20.02.1992 - 30.12.1993 ve 04.04.1994 - 24.05.1997 tarihleri arasında sigortalı gösterildiği iddiasıyla davacının davalıya ait iş yerinde 02.01.1985 - 24.05.1997 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, Kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğu, görülmeyen hizmetin aynı güçte belgelerle kanıtlanması gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yeminli olarak dinlendiği Eskişehir 2. İş Mahkemesi'nin 2016/221 Esas sayılı dosyasında verdiği yeminli beyanından iş yerinde belirttiği tarihlerde kesintisiz olarak çalışmamış olduğunun açıkça anlaşıldığı, davalının 01.01.1994 tarihinde iş yerini devrettiği, davacının resmi kayıtlarda görülmeyen hizmetinin varlığını aynı güçte deliller ile kanıtlaması gerektiği, davanın hak düşürücü süre sonunda açılmış olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla. 1987-1991 yılları arasında davacının aralıksız çalıştığına dair şüphe ve kuşkudan bir uzak bir tespit yapılamadığı, kaldırma kararı sonrası dinlenen ... ve ...'nin beyanlarından çalışmaya ara verme gibi bir durumun bulunmadığı ve davacının 1994 yılından itibaren 24.05.1997 tarihine kadar aralıksız çalıştığının anlaşıldığı, buna göre de 1994 yılında 208 gün. 1995 yılında 10 gün. 1996 yılında 50 gün.
1997 yılında ise 40 gün eksik bildirim yapıldığı kanaatine ulaşıldığı, sunulan bonservis belgesinin tüm çalışma süresini ispatlamaya yeterli olmadığı kanaatiyle ...'e ait iş yerinin 03.01.1994 tarihinden itibaren faaliyete geçtiği dikkate alınarak davacının, davalı ...'in yanında 01.01.1994 - 02.01.1994 yılları arasında, davalı ...'in yanında 03.01.1994 - 24.05.1997 tarihleri arasında sigortalı sayılacak şekilde kesintisiz ve tam süreli olarak asgari ücret ile çalıştığının tespitine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının, davalı ...'in yanında 01.01.1994 - 02.01.1994 yılları arasında,
davalı ...'in yanında 03.01.1994 - 24.05.1997 tarihleri arasında sigortalı sayılacak şekilde kesintisiz ve tam süreli olarak asgari ücret ile çalıştığının tespiti ile bu kapsamda 1994 yılında 208 gün, 1995 yılında 10 gün, 1996 yılında 50 gün, 1997 yılında 40 gün eksik bildirilen sigorta prim gün sayısının olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bonservis belgesinin ve fotoğrafların nazara alınmadığı, davacının dört kez ayrılıp iş başı yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanıkların davayı doğruladığı, davanın tüm dönem yönünden ispat edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin değerlendirilmediği, tüm çalışanların bildirimlerinin süresinde yapıldığı, davanın ispat edilemediği ve eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının çalışmalarının tam bildirildiğinin anlaşıldığı, hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının bildirilen dışında çalıştığına ilişkin yazılı delil bulunmadığı, Kurumun davanın açılmasına neden olmadığı, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
1.506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık niteliği, anılan Kanun'un 2. maddesine göre hizmet akdinin kurulması ve 6. maddesi gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. 2. Anayasa'nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.Somut olayda, davacının davalı işverenlere ait iş yerinde 02.01.1985 - 20.11.1986, 10.10.1988 - 21.10.1991, 20.02.1992 - 30.12.1993 ve 04.04.1994 - 24.05.1997 tarihleri arasında, 506 sayılı Kanun kapsamında kısmi süreli ve kesintili şekilde sigortalı olarak bildirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Davacı 02.01.1985 - 24.05.1997 tarihleri arasında davalı iş yerinde tam süreli ve aralıksız olarak çalıştığını ileri sürerek, eksik bildirilen sürelerin tespiti talebiyle işbu davayı açmıştır.
3.İlk Derece Mahkemesi, yalnızca 01.01.1994 - 24.05.1997 tarihleri arasındaki dönemde davacının tam ve kesintisiz çalıştığının tespitine karar vermiştir. Dosya kapsamı, özellikle de sunulan puantaj kayıtları dikkate alındığında, Mahkemenin 01.01.1994 tarihinden önceki dönem yönünden davanın reddine ilişkin kararı isabetlidir. Ancak, Mahkemece hükme esas alınan on bir tanıktan sadece birinin, davacının iş yerinde çalışmasını doğrulayan beyanda bulunduğu; diğer tanıkların ise davacıyı tanımadıklarını, hatırlamadıklarını ya da davaya konu döneme ilişkin bilgi sahibi olmadıklarını beyan ettikleri görülmektedir. Bu nedenle, mevcut tanık anlatımları, davacının iddiasını ispat eder mahiyette yeterli ve elverişli değildir.
4.Bu durumda, Mahkemece yapılması gereken; iş yerinin kapsamı, kapasitesi, yapılan işlerin mahiyeti, çalıştırılan işçi sayısı ve bu kişilerin hangi tarih aralıklarında görev yaptıkları hususlarının ayrıntılı şekilde araştırılmasıdır.
Ayrıca, davacıdan kimlerle birlikte çalıştığı, iş yerinde hangi görevlerde bulunduğu gibi hususların açıklığa kavuşturulması istenmeli, bu açıklamalar doğrultusunda davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan, tarafsız konumda bulunan ve gerçekte iş yerinde çalışmış kişilerin tespiti sağlanarak usulüne uygun şekilde tanık olarak dinlenmelidir.
Böylelikle, davacının iddia ettiği dönemdeki fiili ve tam süreli çalışma durumu, kuşkuya veya tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmalı; elde edilen tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılan sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15535, K. 2025/4940, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama