KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15538 E., 2025/7759 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2388 E., 2024/2948 K.
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/310 E., 2024/536 K.
Karar Metni
1.115 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 01.01.1989-31.12.1994 tarihleri arasında davalı bünyesinde çalıştığını, davalı tarafından müvekkili adına bu süreye ilişkin sadece 170 gün çalışma bildirildiğini, geri kalan süre için herhangi bir bildirim yapılmadığını beyan etmiş, müvekkilinin 01.01.1989 - 31.12.1994 tarihleri arasında davalı iş yerinde bilfiil çalıştığının tespitini, 01.01.1989 - 01.09.1991 ve 20.02.1992 - 31.12.1994 tarihleri arasında eksik ödenen prim günlerinin davalı işveren tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Fer'i müdahil vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin müvekkili Kurum kayıtlarında herhangi bir çalışmaya rastlanılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava dilekçesi davalı yana usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirket yanında 21.02.1992-31.03.1993 tarihleri arasında tam ve eksiksiz çalıştığının ve 400 gün eksik gün bildiriminin olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir:
"İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, davalı adına 391023 sicil numarası ile 01.12.1983-31.03.1995 tarihleri arasında pazarlama işinden tescilli iş yerinden davacının 01.09.1991-20.02.1992 tarihleri arasında hizmetinin bildirildiği, ihtilaflı dönemde çalışması kayıtlara geçmiş bordro tanıklarının beyanlarında davacının çalışmasını doğruladıkları, dava konusu 01.01.1989-01.09.1991 tarihleri arasındaki talebin hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılmış olup mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir."
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili özetle; davacının 01.01.1989 - 31.03.1993 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde davalı ...Ş. bünyesinde çalıştığı ve 1270 günlük priminin eksik yatırıldığı bilirkişi ek raporu ile de tespit edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
Fer'i müdahil Kurum vekili özetle; davacı ile birlikte çalıştığını söyleyen tanıkların çalışmalarının, İlk Derece Mahkemesince reddedilen 1988-1989 dönemlerine ilişkin olduğunu, yeteri kadar bordro ve komşu iş yeri tanığı dinlenilmeksizin davacının 21.02.1992-31.03.1993 tarihleri arasına ilişkin çalışma iddiasını ispat ettiği yönünde karar verilmesinin usul ve mevzuata aykırı olduğunu beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, fer'i müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkemece davacının 01.01.1989 - 31.05.1991 tarihleri arasına ilişkin taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle dinlenemeyeceği, 21.02.1992-31.03.1993 tarihleri arasında ise tam ve eksiksiz çalıştığı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında hak düşürücü süre ve sübut yönünden ayrım yapılmaksızın "fazlaya ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine" şeklinde yazılması bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm, fer'i müdahil Kurum vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Fer'i müdahil Kurum vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararında hüküm fıkrasının ilk bendinde yer alan "Davanın kısmen kabulü ile davacının davalı Şirket yanında 21.02.1992-31.03.1993 tarihleri arasında tam ve eksiksiz çalıştığının ve 400 gün eksik gün bildiriminin olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine" ibarelerinin silinerek yerine,
"Davanın kısmen kabulü ile davacının davalı Şirket yanında 21.02.1992-31.03.1993 tarihleri arasında tam ve eksiksiz çalıştığının ve 400 gün eksik gün bildiriminin olduğunun tespitine,
Bildirim öncesi dönem (01.01.1989-31.05.1991 tarihleri arasındaki dönem) yönünden talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 31.03.1993 tarihinden sonrası için ise ispatlanamayan davanın reddine" yazılmak suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 08.05.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtayın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.
506 sayılı Kanun'un 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir.
Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışma halinde de yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.
Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir.
Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurumun kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.2.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir
Somut olayda da davacının işe giriş bildirgesi verildiği tarihten önceki çalışmaları blok çalışma olarak geçtiği ancak bu dönem çalışmalarının Kuruma bildirilmediği, blok olarak geçen bu dönemde yönetmelik gereği verilmesi gereken işe giriş bildirgesinin verildiği anlaşıldığından hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davanın bu nedenle reddedilmesinin isabetsiz olduğu, kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15538, K. 2025/7759, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama