KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15616 E., 2025/1869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2636 E., 2024/1736 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 21. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/146 E., 2022/152 K.
Karar Metni
856 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 05.03.1990 tarihinde davalıya ait iş yerinde çalışmaya başladığını, prim gün sayısını hesaplamak için SGK hizmet dökümünü incelediğinde işe giriş tarihinin 05.03.1990 tarihi olmadığını gördüğünü, bunun üzerine 23.09.2020 tarihli dilekçe ile Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezine başvuruda bulunduğunu, kurum tarafından davalı iş yerinin 1990/1 dönem bordrolarının Kurum arşivinde mevcut olmadığından talebinin kabul edilmediğinin belirtildiğini, müvekkilinin işe başlama tarihinin 05.03.1990 tarihi olduğunu, Kurumda ilgili dönem bordrolarının bulunmamasının müvekkilinin hatası olmadığını belirterek, müvekkilinin ilk işe giriş tarihinin 05.03.1990 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, müvekkili kurum tarafından yapılan işlemlerde kanun ve mevzuata aykırılık bulunmadığını, müvekkili Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının Davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 05.03.1990 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı için yeterli olmadığını, fiili çalışma olgusunun da ispatlanması gerektiğini, bu nedenle de davacı ile birlikte çalışan kişilerin tanık sıfatı ile beyanlarına başvurulmadan davanın sonuçlandırılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 6., 9., 79., 108. madde hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-448 ve 2007/21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir tereddüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı Kültür Pazarlama-... unvanlı işverenin 529659 sicil no.lu iş yerinden 05.03.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, kitap, gazete satışı mahiyetindeki iş yerinin 10.02.1988-30.06.2015 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, 1990/1. döneme ilişkin iş yerinden bordro verilmediğinin bildirildiği, 1990 yılının diğer dönemlerinde bordro verilip verilmediğinin bildirilmediği, imza incelemesi neticesinde işe giriş bildirgesindeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği,
geniş çaplı yapılan komşu iş yeri araştırmasında komşu iş yeri tespit edilemediği, kamu tanığı sıfatıla işverenin dinlendiği, işverenin beyanı ile dosyadaki diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece, davalı Kurumdan işyuerinden 1990 yılının 2 ve 3. dönemlerinde bordro verilip verilmediği araştırılarak varsa bu dönem bordrolarında kayda geçen çalışanların beyanlarına başvurulmalı, ayrıca taraflardan sorulmak suretiyle davacının dava konusu dönemdeki çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları getirtilmek suretiyle beyanlarına başvurulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
5.Kabule göre de sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan, davacının 05.03.1990 tarihinin sigorta başlangıcı olduğunun yanı sıra 05.03.1990 tarihinde 1 gün çalıştığının tespiti ile işveren ve işyeri sicil no.su da belirtilmek suretiyle infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15616, K. 2025/1869, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama