KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/15621 E., 2025/1045 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/840 E., 2022/1099 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sivas 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/792 E., 2018/58 K.
Karar Metni
1.126 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2926 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, 01.01.1987 tarihinden başlayan ve fasılalarla devam eden SSK hizmetinin olduğunu, en son olarak 3,5 yıllık hizmet süresinin 4/1-a kapsamında olduğunu, 30.03.2015 tarihinde davalı Kurumdan yaşlılık aylığı almak için tahsis talebinde bulunduğunu, ancak talebinin kabul edilmediğini, 30.11.2004 tarihinden sonra ziraat odası kaydının bulunmadığı ve tarımı bıraktığı gerekçesi ile Bağ-Kur hizmetinin iptal edildiğinin bildirildiğini, oysa davacının SSK'lı olarak çalışmaya başladığı tarihe kadar tarım işiyle uğraştığını ve primlerini ödediğini,
Kurum işleminin usul ve yasalara aykırı olduğunu ifade ederek müvekkilinin 30.11.2004 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamındaki SSK'lı çalışmasına kadar geçen sürede 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tespitine, bu taleplerinin yerinde görülmemesi halinde bu tarihler arasında davacının isteğe bağlı sigortalı olarak sayılmasına ve Nisan 2015 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğundan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, dava konusu çalışmalara ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediğinin, işyerinin gerçekten varolup olmadığının çalışmanın devamlılık arz edip etmediğini, araştırılmasını,
tanıkların dava konusu dönem bordrolarında kayıtlı olması veya komşu işyerlerinden dava konusu çalışmaları bilen kişilerin anlatımlarına başvurulması gerektiğini beyan ederek (SSK kapsamındaki çalışma iddialarına karşı Kurumun verdiği genel beyan olduğu)dava konusu çalışma iddialarının geçtiği dönemlerde işyerine komşu işyeri tanıklarının anlatımlarına başvurulması gerektiği, davanın yazılı belgelerle ispatlanması gerektiği beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının 01.12.2004 - 28.05.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, davacının 22.06.2005 - 31.08.2005, 01.01.2006 - 30.09.2009, 01.11.2009 - 30.11.2009, 01.01.2010 - 11.02.2010, 02.03.2010 - 10.03.2010, 04.04.2015 - 30.11.2015 tarihleri arasında 4 yıl 9 ay 27 gün isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında 30.03.2015 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının ve talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.04.2015 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2018 tarih 2018/874 Esas, 2018/2200 Karar sayılı kararı ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.3 maddesi gereğince kabulüne, Sivas 1. İş Mahkemesinin 2015/792 E., 2018/58 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
davanın kısmen kabulü ile davacının 01.12.2004 - 28.05.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun, 22.06.2005 – 31.08.2005, 01.01.2006 – 30.09.2009, 01.11.2009 – 30.11.2009, 01.01.2010 – 11.02.2010 ve 02.03.2010 – 10.03.2010 tarihleri arasında 4 yıl 1 ay 28 gün isteğe bağlı sigortalı olduğunun, 23.05.2002 tarih, 4759 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-a maddesi uyarınca, davacının 31.03.2015 tarihli tahsis talep tarihini takip eden 01.04.2015 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin,
ancak 08.06.2015 – 07.07.2015 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalıştığı dönemde aylığının kesilmesi ve çalışmaların sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.08.2015 tarihinde tekrar bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRA YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli kararının süresi içerisinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.02.2020 tarih 2019/1634 Esas 2020/1006 Karar sayılı ilamı ile bozma içeriğinde belirtilen gerekçeler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.07.2021 tarih 2020/6619 Esas, 2021/133 Karar sayılı kararı ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Sivas 1. İş Mahkemesinin 2015/792 E., 2018/58 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
davanın kısmen kabulü ile davacının 01.12.2004 - 31.03.2005 - 01.09.2005 - 30.09.2009 - 01.11.2009 - 30.11.2009 ve 01.01.2010 - 11.02.2010 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine, davanın, yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti talepleri yönünden reddine dair kararın süresi içerisinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.02.2022 tarih 2021/10929 Esas 2022/1397 Karar sayılı ilamı ile bozma içeriğinde belirtilen gerekçeler ile Bölge adliye Mahkemesi kararı 2. kez bozulmuştur.
2. Bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2022 tarih 2022/840 Esas, 2022/1099 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmiş, Dairece 30.03.2023 tarihli karar ile dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2024 tarihli kararı ile Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda yer almamasına rağmen direnme kararında tahsis talep tarihinin yanı sıra dava tarihi itibariyle davacının tahsis koşullarını sağlayıp sağlamadığı değerlendirilmek suretiyle Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde karar verildiği her türlü duraksamadan uzaktır. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir, gerekçesi ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Daireye gönderilmiştir.
TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını gerektiğini, beyan etmektedir. 2. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını gerektiğini, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylılığı bağlanması istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tahsis yapılmasına ilişkin eldeki davada, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih veya dava tarihi itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanun'un “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hâkimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma,
sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, bütün şartların yerine getirildiği tarihi izleyen aybaşından itibaren aylığa hak kazanıldığının tespitine ilişkin hüküm kurulması,
kuşkusuz, yargılama aşamasında gelir/aylık bağlama koşulları gerçekleşen sigortalı yönünden tahsis talep günü itibarıyla şartlar oluşmamakla Kurumun dava açılmasına sebep olan herhangi bir haksız işleminin de söz konusu bulunmadığı gözetilerek yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılması gerekmektedir.
3.Bir önceki bozma ilamında belirtildiği üzere davacının yargılama safhasında 08.06.2015-30.04.2019 tarihleri arasında 425 gün 4/1-a kapsamında çalışmasının bulunduğunun anlaşılmasına göre yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında değerlendirilerek karar verilmesi ve yargılama giderlerinin de buna göre paylaştırılması gereğinin gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/15621, K. 2025/1045, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama