KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/2086 E., 2024/3088 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Mart 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1910 E., 2023/2548 K.
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Amasya İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/403 E., 2022/488 K.
Karar Metni
1.080 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.06.2005 tarihinden 06.08.2020 tarihine kadar son aylık ücreti net 4.300,00 TL olmak üzere çalıştığının tespitiyle tüm hizmet dönemi bakımından sigorta kayıtlarının gerçek ücretine göre düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının iddia ettiği gibi 4300 TL maaş almadığını asgari ücret üzerinden maaş aldığını, davacının aldığı ücretin miktarının imzalı bordrolar ve banka kayıtları ile sabit olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda; davalı tarafça aylık maaş bordrolarının imzalatıldığı, bordroda belirtilen tutarlar üzerinden sigorta bildiriminin yapıldığı anlaşılmış, tüm bu tespitler doğrultusunda davacının dosyada bulunan yazılı delillerin aksini ispat edecek mahiyette bir delil ile davasını ispat edememiş olması nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; Yerel Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu 2016 yılından sonra senetle ispat sınırının 2.500,00 TL olmadığını her yıl için değiştiğini, iş akdinin feshedildiği 2020 yılında senetle ispat sınırının 4.480,00 TL olduğunu, Mahkemece her bir yıl için ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerektiğini, işyerinde elden ücret ödemesi yapıldığının sabit olduğunu, gerçek ücret tespiti davasında senetle ispat sınırının uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, senetle ispat sınırının kamu düzeninden olan ücretin tespitinde uygulama olanağı bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, hükmün dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine ve özellikle açılan davada dava dilekçesinde Kurum fer’i müdahil olarak gösterilmiş ise de sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden tespiti istemini içeren eldeki davanın niteliği itibarıyla Sosyal Güvenlik Kurumunun bu itibarla davada davalı sıfatıyla yer alması gerektiği ve Mahkemece Kurumun taraf sıfatının davalı olarak düzeltilerek yargılamaya devam edilmesine ve davacının 22.06.2005 tarihinden 06.08.2020 tarihine kadar son aylık ücretinin net 4.300,00 Tl
olmak üzere çalıştığının tespitini talep etmesi ve tespiti istenen ücretin brüt tutarı 6.014,75 TL olup 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve 202 nci maddelerinde senetle kanıtlama zorunluluğunda 2020 tarihi itibari ile brüt 4.480,00 TL olan parasal sınırları aştığı ve davacı tarafça dosya kapsamına ispata yarar yazılı belge veyahut yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir delil sunulmadığı görülmekle,
Mahkemenin usulüne uygun deliller ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesine yönelik hükmünde isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2-Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun.
200 üncü maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği,
202 nci maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-480 E., - 2010/523 K., 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-481 E., - 2010/524 K., 20.10.2010 tarihli ve 2010/10-482 E., - 2010/525 K., 19.10.2011 tarihli ve 2011/10-608 E., - 2011/649 K., 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1617 E., - 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/2086, K. 2024/3088, 21 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama