KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/3238 E., 2025/9511 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1403 E., 2023/2253 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 61. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/213 E., 2022/114 K.
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Vakfa ödediği primler nazarında emekli maaşının tespit edilmesi ile davacının emekli olduğu günden bu yana dava tarihine kadar ay be ay yaşlılık aylığının tespiti suretiyle dava tarihi itibariyle alması gereken aylık miktarının tespitine, dava tarihi itibari ile belirlenecek yaşlılık aylığı açısından davalı Vakfın aksi yöndeki sataşmalarının önlenmesine, yapılacak hesaplama sonucunda emeklilik tarihinden dava tarihine kadar hesaplanan yaşlık aylıklarından ödenen miktarlar düşülerek eksik ödenen yaşlılık aylıklarının tamamının hesaplanmasına ve ödenmesine, davacıya eksik ödenen yaşlılık aylıklarına karşılık şimdilik kaydıyla 1.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanışımı itirazında bulunduklarını, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, birçok emeklinin aynı istemli açtığı davaların reddedildiğini, onama kararlarında SSK emeklisine 506 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ödenen aylığın muadil aylık olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesinin yer aldığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SSK emeklisine ödenen aylığın Vakıf emeklisine ödenen aylıklardan fazla olması durumunda, davalı Vakıf yönünden yaşlılık aylığı miktarı konusunda ek yükümlülük doğacağından aradaki farkın Vakıf emeklisine ödenmesinin gerektiği, buna göre Vakıf emeklisi ile emsal durumda bulunan SSK emeklisine ödenen yaşlılık aylığı miktarı ile Vakıf emeklisine ödenen yaşlılık aylığı miktarlarının karşılaştırmasının yapıldığı,
yapılan karşılaştırma sonucu, dava konusu dönemde, Vakıf emeklisi davacıya, Vakıf senedi hükümlerine uygun olarak ödenen aylıkların, emsali durumda olan SSK emeklisine ödenen aylığın altına düşmediği, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu, talebin yanlış anlaşıldığını, işbu davanın konusunun, 6111 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki muadil miktar kadar davalı vakfın davacıya maaş ödemesi gerekliliği olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığı tespiti ve alacak istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3238, K. 2025/9511, 4 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama