KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/3263 E., 2024/13955 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/561 E., 2023/601 K.
Karar Metni
903 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı ile davalılardan Kurum, ... ile ... Müh. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesini özetle; davacı vekilinin dava dilekçesinde; davacının davalı işveren nezdinde, 02.04.1984 -19.02.2003 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, taşeron firmanın işçisi olarak çalıştığını ve eksik hizmet bildirilmiş olduğunu, bu durumun davalı ... aleyhine Ankara 11.İş Mahkemesinde açtığı işçilik alacağına ilişkin 2003/1419 E. ve 2003/1812 sayılı kesinleşen dava ile de sabit olduğunu ileri sürerek 02.04.1984-31.12.1984 ve 01.01.1985 - 31.12.1985 tarihleri arasında SSK'ya hiç bildirim yapılmadığını, 1986, 1987, 1988, 1989, 1991, 1993, 1994, 1995,
1999 ve 2002 yıllarında ise kısmi bildirimler bulunduğundan bahisle, davalı ... nezdindeki ... Bölge Rafinerisinde 02.04.1984 - 19.02.2003 tarihleri arasında geçen ve Kurum'a bildirilmeyen hizmetlerin tespiti ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davalı işveren vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; davacının Ankara İş Mahkemesinde açmış olduğu ve kesinleşen Mahkeme kararında belirtilen tarihler üzerinden hizmeti kabul edilerek buna göre hesaplama yapılmış olduğunu, davacıya ait SSK prim dökümleri ve hizmet döküm cetvelinde görülen ve bildirimde bulunan işyerleri ile müvekkil davalı ortaklığın herhangi bir bağlantısı olmadığını ileri sürerek bu dönemlerdeki çalışmalara ilişkin giriş bildirgelerinin çalıştığı müteahhit tarafından SSK'ya verilmiş olduğundan bahisle davanın red edilmesini savunmuştur.
Davalı SGK vekili mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yöntemince araştırılması ve ispatı gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... vekili Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesini özetle; davacının ilgili dönemlerde müvekkili şirkette çalışmadığını, alınan bilirkişi raporunun da savunmasını teyit ettiğini, davacının müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... A.Ş vekili Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesini özetle ;davacının müvekkili ile bir ilgisinin bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili Mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesini özetle; ..., ..., ... ve ... tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, muris ...'un ...'nun açtığı ihaleli işlerde taşeron olarak çalıştığını, bu çalışmalarda işçi olarak kendinden önceki işverenlere, ...'da çalışan diğer işçilere çalıştırılabilecek isimler için isim danıştığını, davacının ismininde referans olarak bu şekilde bildirildiğini, murislerinin iş sözleşmesi sona erdiğinde işçilerinin tamamının işten çıkışının gerçekleştirildiğini, aradan 20-25 yıl geçtikten sonra bu davanın açılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararının süresi içinde davacı, davalılardan ... Gen. Müdürlüğü, Kurum ve ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece özetle; somut davada, Mahkemece, hüküm fıkrasının 2. bendinde “...
Davacının 20/05/1988-19/02/2003 tarihleri arasında kuruma bildirilen süreler dışlanmak suretiyle davalı işveren ... ve ...'dan ihale ile iş alan alt işverenler nezdinde kesintisiz çalıştığının tespitine, (Kuruma bildirilmiş olan süre 4806 gün dışlanmak suretiyle davacının (davalı ... ve alt işverenler yanında 1989 yılında 133 gün, 1991 yılında 5 gün, 1993 yılında 10 gün, 1994 yılında 4 gün, 1995 yılında 28 gün, 1999 yılında 1 gün, 2002 yılında 37 gün, 1988 yılında 16 gün olmak üzere) 234 gün eksik hizmetinin tespitine,” denilmek suretiyle,
kabul edilen hizmet sürelerinin başlangıç ve bitiş tarihleri açık olarak belirtilmeyerek ve kabul edilen bu sürelerin hangi işverenler nezdinde geçtiği ayrı ayrı gösterilmeksizin usul ve yasaya uygun şekilde hüküm fıkrası oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının çalıştığı kabul edilen eksik hizmet sürelerinin hangi tarihler aralığında olduğu ve hangi işveren nezdinde geçtiği açıkça belirlenerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." denilerek karar bozulmuştur.
Bozma sonrası Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, dava dilekçesi doğrultusunda karar verilmesini talep ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı Kurum vekili, kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 4.Davalı ... Müh. Ltd. Şti. vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.
Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Mülga 506 sayılı Kanun'un 4. maddesinde “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır.
“Çalıştıran” olgusu, hizmet akdinin tarafı konumunda olan ve hizmet akdini düzenleyen “işvereni” ifade etmektedir. Mülga 506 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiştir. Eldeki davada, Mahkemece davacının talep konusu dönem içerisinde bir kısım çalışmalarının, davalılardan .... Tic. Ltd.
Şti. nezdinde geçtiği kabul edilerek, eksik sürenin tespitine dair davalı şirket hakkında hüküm kurulmuş ise de anılan davalı şirkete yargılama sırasında dava ile ilgili herhangi bir tebliğ yapılmadığı ve davalı olarak karar başlığında gösterilmediği anlaşılmakla, davalı şirkete usulüne uygun tebliğ yapılarak ve taraf teşkili sağlanarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3263, K. 2024/13955, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama