KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/3338 E., 2024/10864 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2123 E., 2023/2160 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kütahya 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/114 E., 2022/82 K.
Karar Metni
1.517 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 15.05.2020 tarihinde Kuruma 6154926 sayılı tahsis talebinde bulunduğu, sadece 4/a ve 4/b kapsamında fiili hizmetlerinin dikkate alınmak suretiyle (İsteğe Bağlı sigortalılık süreleri fiili çalışmaya dayanmadığından bu sürelerin dikkate alınmadan) son 7 yıllık süre içindeki en fazla çalışmasının 4/a kapsamında geçtiğinden bahisle 4/a kapsamında emekli olamayacağının kendisine davalı Kurumca bildirildiği,
davacının 4/b kapsamında yaşlılık aylığı talep ettiği, İBS sürelerinin 2829 sayılı Kanun değerlendirmesinde nazara alınamayacağı iddiasıyla Kurum işleminin iptali ile son 7 yıldaki hizmetlerinin en fazla 4/b kapsamında geçmesi gözetilerek 4/b (Bağ-Kur) kapsamında 15.05.2020 dilekçe tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde Bağ-Kur mevzuatı gereği yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti talebinde bulunduğu, ancak dava dilekçesinde iddia edilen hususların haksız ve dayanaksız olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan davanın reddi gerektiği, öncelikle Kurum aleyhine açılan hukuki dayanaktan yoksun bu davanın hak düşürücü süre, zamanaşımı ve usul yönünden reddi gerektiği, kayıtlar incelendiğinde davacının 15.05.2020 tarih 6154926 sayı ile Kuruma gelir/aylık/ödenek talep belgesi ile yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu,
talebine istinaden 4/a ve 4/b hizmetlerinin birleştirildiği ve 01.07.2000 - 30.04.2020 tarihleri arasında 4/a 1219, 4/b 4304 gün toplam 5523 gün hizmeti bulunduğu, ancak davacı sigortalıya aylık bağlanabilmesi için 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinde (mülga 2829 sayılı Kanun'un 4.maddesi) birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir hükmü gereğince,
son yedi yıl içerisinde davacı sigortalının en fazla sigortalılık süresi 4-a kapsamında geçtiği için tahis talebinin 4-a şartlarına göre değerlendirildiği, davacının 4-b Tarım-Bağ-Kur sigortalılık süresine göre 2829 sayılı Kanun'a göre yapılan değerlendirmeye göre yaşlılık aylığı bağlanma olanağı bulunmadığı, davacı sigortalının 4-a kapsamında emekli olabilmesi için 08.09.1999 - 30.04.2008 tarihleri arasında sigortalı olanlar bakımından 58 yaş 7000 gün veya 25 yıldan beri sigortalı olmak 58 yaşını doldurmuş ve en az 4500 gün sigortalılık şartını yerine getirmesi gerektiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacının ilk defa 01.07.2000 tarihinde sigortalı olduğu, isteğe bağlı sigortalı olmak için 01.10.2019 tarihinde Kuruma başvurduğu, hizmet dökümünün incelenmesinde 31.12.2019 tarihinde isteğe bağlı sigortalılığının sona erdiği, en son 5510 sayılı Kanun'un 4/b-4. maddesi uyarınca Tarım Bağ-Kur lu olarak çalışırken 30.04.2020 tarihinde sigortalılıktan ayrıldığı, isteğe bağlı sigortalılığı başlamadan önce 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca 08.12.2011 ile 29.05.2018 tarihleri arasında hizmetinin bulunduğu,
buna göre 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca davacının son 7 yılda en fazla hizmetinin 4/a sigortalılığında geçtiği buna göre davacının yaşlılık aylığının bağlama koşullarının 4/a (SSK) mevzuatına göre değerlendiren Kurum işleminde aykırı bir yön bulunmadığı,
davacının isteğe bağlı sigortalılıkta geçen hizmetlerinin yaşlılık aylığında dikkate alınması nedeniyle davacıya Bağ-Kur sigortalılığından dolayı aylık bağlanmadığı mahkemece bu hizmetlerin fiili olmadığından bu hizmetler dikkate alınmadan yaşlılık aylığı koşullarının yeniden değerlendirilmesi yönünde talepte bulunulmuş ise de, davacının isteğe bağlı sigortalılığa 01.10.2019 tarihinde başvurmuş olması nedeniyle davacının isteğe bağlı sigortalılığı,
5510 sayılı Kanun'un 51. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca son 7 yılda en fazla hizmet 4/a sigortalılığında geçtiği için isteğe bağlı sigortalılıkta geçen süreler sonuca etki etmediği,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2010/2994 E. 2011/4703 K. sayılı ilamında da işaret edildiği üzere sigortalı isterse birleştirme yasası uygulanmadan tek bir sosyal güvenlik kurumundaki hizmeti ile yaşlılık aylığı almaya hak kazanıyorsa bu takdirde, hizmet birleştirmesi uygulanmaksızın ilgili Kurumdan aylık bağlanması mümkün olacağından, davacının 4/b sigortalılığında geçen sürelerin tek başına yaşlılık aylığı bağlanması için yeterli olup olmadığı yönündeki mahkememizce yapılan değerlendirmede, 5510 sayılı Kanunun Geçici 9. maddesinin ikinci fıkrasına göre 4/1-(b) kapsamında sigortalı olup,
08.09.1999 tarihinden 30.04.2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılanlar. Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya Kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurması ve en az 15 tam yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemesi, şartıyla yaşlılık aylığından yararlanacaklardır.
Buna göre davacının tahsis talep tarihinde 60 yaşını doldurduğu anlaşılmış ise de 4/b hizmetlerinin incelenmesinde 15 tam yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemesinin bulunmadığı bu nedenle davacıya 4/b sigortalısı olarak yaşlılık aylığı bağlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesinde "Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, ... kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir..." düzenlemesini içerdiği,
1479 sayılı Kanun'un 35. maddesi ise "Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için işten ayrılarak yazılı talepte bulunan sigortalının, kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını doldurmuş olması ve bu kanuna göre en az 15 tam yıl sigorta primi ödemiş bulunması şarttır." hükmü bulunduğu, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içerisinde 2926 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1-b.4) kapsamındaki sigortalılığının fazla olması nedeniyle davacıya 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilecek olması, davacının da toplam 5523 gün sigortalılığının bulunması ve tahsis talebinde bulunduğu 15.05.2020 tarihinde 60 yaşında olması,
tahsis talep tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı şartlarını 1479 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereğince gerçekleştirmesi karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Kütahya 3. İş Mahkemesinin 19.07.2022 tarih, 2021/114 E. 2022/82 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacıya 01.06.2020 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca kısmi yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında geçen kısmi kelimesinin sehven yazıldığının anlaşıldığı aylığın kısmi değil tam aylık niteliğinde olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle. Kurum kayıtları incelendiğinde davacının 15.05.2020 tarih 6154926 sayı ile Kuruma gelir/aylık/ödenek talep belgesi ile yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, talebine istinaden 4/a ve 4/b hizmetleri birleştirildiği ve 01.07.2000 - 30.04.2020 tarihleri arasında 4/a 1219, 4/b 4304 gün toplam 5523 gün hizmeti bulunduğu,
ancak davacı sigortalıya aylık bağlanabilmesi için 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinde (mülga 2829 sayılı Kanun'un 4.maddesi) birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan Kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu Kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir hükmü gereğince, son yedi yıl içerisinde davacı sigortalının en fazla sigortalılık süresi 4-A kapsamında geçtiği için tahis talebi 4-A şartlarına göre değerlendirildiği,
davacının 4-B Tarım- Bağkur sigortalılık süresine göre 2829 sayılı Kanun'a göre yapılan değerlendirmeye göre yaşlılık aylığı bağlanma olanağı bulunmadığı, davacı sigortalının 4a kapsamında emekli olabilmesi için 08.09.1999 - 30.04.2008 tarihleri arasında sigortalı olanlar bakımından 58 yaş 7000 gün veya 25 yıldan beri sigortalı olmak 58 yaşını doldurmuş ve en az 4500 gün sigortalılık şartını yerine getirmesi gerektiği, Kurum tarafından yapılan tüm işlemler hukuka, genelgelere ve yasaya uygun olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da verilen karar ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, hiçbir şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde çok açık gösterilmesi gereklidir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
3.Eldeki davada; hüküm altına alınan yaşlılık aylığının 1479 sayılı Kanun'un 35. maddesi şartları nazara alınarak bağlanmasına ve "kısmi aylık" olarak nitelenmesine imkan bulunmadığı halde hükmün infazında tereddüte neden olacak şekilde hüküm fıkrasında "kısmi" olarak nitelenmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/3338, K. 2024/10864, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama