KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/4915 E., 2024/9510 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/93 E., 2023/340 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.431 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş ve Mahkemece bozma doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiş, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. Dava
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... ve ...'ın ortakları olduğu ... Koll.Şti.de otobüs bileti satışı için banko görevlisi olarak 1993 yılı Eylül ayında işe başladığını, üç ay çalıştığını, işten çıkarıldığını, 1996 yılı Nisan ayında aynı şirkette tekrar işe alındığını, 1996 yılı sonunda şirket ortaklarının ayrıldığını, davacının ..., ..., ... ortaklığındaki otobüs işletmeciliğinde çalışmaya devam ettiğini, 2001 yılı Nisan ayına kadar çalıştığını, davacının 01.08.1997 tarihinde 15 gün sigortalı gösterilerek çıkışının verildiğini başkaca sigortalı hizmetinin Kuruma bildirilmediğini öğrendiğini beyan ederek, müvekkilinin davalılara ait iş yerinde sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. Cevap
1.Davalı SGK vekili; davacının ...'ın iş yerinde 15 gün sigortalı hizmetinin bildirildiğini, tespit talep edilen süreler yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini beyan ederek, açılan davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ...; davalının çok az bir süre kendilerinde çalıştığını, bu sürenin de SSK'ya bildirildiğini, davacının şirkette açık vermesi üzerine kendisinin işten çıkıp gittiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
3.Diğer davalılar cevap dilekçesi ibraz etmemişlerdir.
III. Mahkeme Kararı
Mahkemenin 02.07.2013 tarihli ve 2007/71-2013/422 Esas ve Karar sayılı kararıyla; davanın hak düşürücü süre yönünden reddine dair karar verilmiştir.
IV. Bozma ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
A. İlk Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince 26.03.2015 tarih ve 2014/25065 - 2015/6321 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "..Somut olayda, davacının 1993 yılında davalı işyerinde geçen 3 aylık çalışması 1997 yılına kadar kesintiye uğradığından dava tarihi itibari ile hak düşürücü sürenin geçtiğinin kabulü yerindedir.
Yapılacak iş; 1996/4-2001/4 dönemleri arasındaki sürelerle ilgili işverence SGK’ya verilen dönem bordrolarında dava konusu dönemde kesintisiz çalışması bulunan bir diğer deyişle çalışmanın kesintisiz olduğunu bilmesi mümkün olan kayıtlı tanıklar saptanarak, bu tanıkların bilgilerine başvurmak, dönem bordroları yok ise işyerine komşu işyerlerinin kayıtlara geçmiş kişileri veya benzer işi yapanların kayıtlara geçmiş yukarıda açıklanan niteliklerdeki kimseleri tespit edilip dinlenmek ve gerekirse bu tanıkların hizmet cetvelleri de alınmak sureti ile tüm deliller toplandıktan sonra, delilleri takdir edip ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir..." denilerek kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Bozma İlamı Sonrası Mahkeme Kararı
Mahkemenin 11.01.2022 tarih ve 2015/491 - 2022/5 Esas ve Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile; a) Davacının 06.04.1996 tarihinden 31.12.1996 tarihine kadar davalı ... Şti.ye ait iş yerinde 265 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine,
b) Davacının 01.01.1997 tarihinden 01.03.1999 tarihine kadar davalı ...- ...- ...'a ait (Yeni Amasya Tur) iş yerinde 766 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, c) Davacının 03.09.1993-28.11.1993 tarihler arasındaki dönem yönünden talebi hakkında ilk kararda hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik verilen karar bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairece 17.11.2022 tarih ve 2022/12081 -2022/14483 Esas ve Karar sayılı ilamı ile "Davanın kabulü ile a) Davacının 06.04.1996 tarihinden 31.12.1996 tarihine kadar davalı ... Şti.ye ait iş yerinde 265 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine,
b) Davacının 01.01.1997 tarihinden 01.03.1999 tarihine kadar davalı ...- ...- ...'a ait (Yeni Amasya Tur) iş yerinde 766 gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine,
c) Davacının 03.09.1993-28.11.1993 tarihler arasındaki dönem yönünden talebi hakkında ilk kararda hak düşürücü süre nedeniyle reddine yönelik verilen karar bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir.
Mahkemece 06.04.1996 – 01.03.1999 arası döneme ilişkin kabul yerindedir.
Ancak diğer talep dönemlerine yönelik olarak, gerekçede hak düşürücü süreye uğradığı ve ilk dönemle ilgili ilk kararın kesinleştiği belirtilmek suretiyle, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek talep konusu bu dönemlerle ilgili olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır.
Bozma ilamında açıkça onanmasına karar verilmeyen dönemler yönünden de karar bozulmuş sayılacağından, 03.09.1993 – 28.11.1993 ile sonraki 16.06.1999 – 18.02.2000 ve 13.11.2000 – 29.03.2001 dönemlere ilişkin talepler yönünden de hak düşürücü süreden ret kararı verilmelidir.
Kabule göre de; taleplerin tamamının kabul edilmeyip bir kısmının kabulüne, bir kısmının reddine karar verilmesine rağmen hükümde davanın kısmen kabulü kısmen reddi yerine, davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." denilmek suretiyle Mahkemece verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 06.04.1196 ile 29.03.2001 tarihleri aralığında davalılara ait iş yerlerinde kesintisiz olarak çalıştığını iddia ettiği, Mahkemece ilk bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde davacının çalışmasının kesintisiz olmadığı gibi belirli dönemler aralığında ve kesintiye uğrayarak çalışmasının olduğu, davanın ilk açıldığı tarih olan 05.01.2007 tarihi itibarıyla davacının çalıştığı dönemler aralığındaki 1997 yılı itibariyle işverenler tarafından SGK işe giriş bildirgesinin Kuruma bildirildiği,
bu kapsamda davacının ilk dönem itibariyle çalışmasının Kuruma bildirilmesi nedeniyle hak düşürücü sürenin kesintiye uğradığı ve hak düşürücü sürenin ... olacağı, davanın ilk açıldığı tarih olan 05.01.2007 tarihi itibariyle davacının çalıştığı iddia edilen ve ikinci bozma sonrası bozma ilamında belirtildiği üzere 03.09.1993 - 28.11.1993 ile 16.06.1999 - 29.03.2001 tarihleri aralığındaki çalışmasına ilişkin açılmış olan davanın, davalı işverenler tarafından davacının çalışmasına dair Yönetmelik ile belirtilen belgelerin Kuruma bildirilmediği,
Kuruma bildirilmeyen çalışmalar yönünden hizmet tespiti davasının çalışmanın sona erdiği yıldan başlayarak 5 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, davacının çalıştığı iddia edilen 03.09.1993 - 28.11.1993 1.dönem, 16.06.1999 - 18.02.2000 2.dönem ve 13.11.2000 - 29.03.2001 3.dönemlerin dönem sonları ile davanın ilk açıldığı tarih olan 05.01.2007 arasında 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu,
bu kapsamda davanın yasal hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle söz konusu ilgili dönemler yönünden davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, davacının çalıştığı ve işveren tarafından çalışmasına dair Yönetmelik ile Kuruma bildirilen işe giriş bildirgesinin verildiği dönem olan 06.04.1996 - 01.03.1999 arasındaki döneme ilişkin olarak dinlenilen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı doğrultusunda, davacının söz konusu dönem içerisinde davalılar bünyesinde kesintisiz ve süreklilik arz edecek şekilde çalışmasının olduğu,
ilgili çalışmaların taraf tanık beyanları, komşu iş yeri tanıkları ve dönem bordro tanık beyanları ile sabit olduğu, davacının çalışma düzeni ve sistemini söz konusu dönem yönünden kesintisiz olacak şekilde tam ve kesin olarak ispatladığı ayrıca Yönetmelik ile belirtilen belgelerden biri veya birkaçının Kuruma bildirilmiş olması nedeniyle hak düşürücü sürenin de işlemeyeceği anlaşılmakla tüm dosya kapsamı yönünden davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine;
1-06.04.1996 - 31.12.1996 tarihleri aralığında davacının davalı ... Şti.'ye ait işyerinde toplam 265 prim gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine,
2-01.01.1997 - 01.03.1999 tarihleri aralığında davacının davalılar ... - ... - ...'a ait olan (Yeni Amasya Tur) isimli işyerinde toplam 766 prim gün hizmet akdi ile çalıştığının tespitine,
3-Davacının 03.09.1993 - 28.11.1993, 16.06.1999 - 18.02.2000 ve 13.11.2000 - 29.03.2001 tarihleri arasındaki çalışmasına ilişkin talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz başvuru dilekçesinde; kararın eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtilerek kararın bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir.
3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Davalı Kurum vekili yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/4915, K. 2024/9510, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama