KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/5744 E., 2025/801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2533 E., 2024/767 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/125 E., 2022/144 K.
Karar Metni
729 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; aksine Kurum işlemlerinin iptali ile davacının ödediği yurt dışı borçlanma süresinin 4/1-a kapsamda sigortalılık süresi olarak kabulüne, kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarih itibariyle bağlanmasına, davalı Kuruma yersiz aylık borcu olmadığının tespitine, davacının herhangi bir kusuru bulunmadığından yukarıdaki talebi kabul edilmez ise en fazla 96/b kapsamda yersiz aylık borcu çıkarılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının Kuruma olan borcunun 13.01.2020 tarihi itibariyle 65.932,70 TL. olduğunun, borcun 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b hükmüne göre tahsil edilebileceğinin ve buna göre en erken 13.01.2022 tarihinden itibaren kalan borca yasal faiz yürütülebileceğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulü gerektiğini, davacıya bağlanan aylıkta hata bulunmadığını, kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini beyan etmektedir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, aksine işlemin iptali, kesilen aylığın yeniden bağlanması, yersiz aylık borcu olmadığının tespiti, talep kabul edilmez ise en fazla 96/b kapsamda yersiz aylık borcu çıkarılması gerektiğinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-22.05.1985 tarih 18761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 3201 sayılı Kanun'un "Başvurulacak Kuruluşlar" başlıklı 3. maddenin ilk şeklinde; bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra yurda kesin dönüş yapanların, kesin dönüş tarihinden itibaren; sosyal güvenlik kuruluşlarından hiç birine tabi bulunmamaları halinde Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurmaları gerektiğini düzenlenmiştir.
3-İnceleme konusu davada, davacının Türkiye'de 01.06.1970-30.01.1972 tarihleri arasında 5434 sayılı Kanun kapsamında 1 yıl 8 ay hizmetinin bulunduğu, davacının Almanya'da geçen sigortalılık süresinden 1972-1990 tarihleri arasını 01.08.1990 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu, hazırlanan tahakkuku süresinde 02.08.1990 tarihinde ödediği,
davalı Kurumun 600 gün 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi ve 4500 gün 506 sayılı Kanun kapsamındaki yurt dışı borçlanma süresi olmak üzere toplam 5100 gün üzerinden 02.08.1990 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden 01.09.1990 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağladığı ancak 26.12.2019 tarihinde borçlanmanın hatalı olarak 506 sayılı Kanun kapsamında alındığının tespit edildiğini bildirerek, aylığın baştan itibaren iptal edildiğini, 26.12.2009-25.02.2020 tarihleri arası ödenen 153.449,47 TL yersiz aylık borcunun 96/a kapsamda ödenmesi gerektiğini bildirmesi üzerine eldeki davanın açıldığı,
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacının kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile 96/b kapsamda yersiz aylık borcu çıkarılması gerektiğine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı, 1972-1990 tarihleri arasında Almanya'da geçen sigortalılık süresini 01.08.1990 tarihinde yani 3201 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22.05.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ilk şeklinin yürürlükte olduğu tarihte borçlanma talebinde bulunduğundan ve bu tarih itibariyle yurda kesin dönüş tarihinden itibaren herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmayanların Sosyal Sigortalar Kurumuna başvuracağı düzenlendiğinden,
davacının da bu kapsamda Sosyal Sigortalar Kurumuna başvurmuş olması ve Türkiye'de geçen sigortalılık süresinin, Türkiye'ye kesin dönüş tarihinden sonra değil Almanya'ya gitmeden önce geçen 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi olması karşısında davacının ödediği yurt dışı borçlanma süresinin 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda Mahkemece, davacının yurt dışı borçlanma süresinin 506 sayılı Kanun kapsamında alınması gerektiği ve 02.08.1990 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması koşullarını taşıdığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
VI.KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5744, K. 2025/801, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama