KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/5861 E., 2024/11315 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/178 E., 2024/72 K.
- Karar
- Ret
Karar Metni
939 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle, davacının çalışma gücünün 2/3 ünü kaybettiği halde malulen emeklilik talebi ile Kuruma başvurduğunu Kurum tarafından talebinin reddedildiğini belirterek Kurum işleminin iptali ile davacının malullüğünün tespiti ve malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile hak ettiği aylıkların davalıdan tahsilinin tespitini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Kurum cevap dilekçesinde özetle; Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin13.12.2022 tarih, 2016/284 E., 2022/433 K. sayılı kararıyla; konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadı gözetilerek, 18.11.2022 tarihli celsede kurulan 1 numaralı ara karar gereği davacı vekiline, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulundan davacının dava tarihi ve sonrasındaki çalışma gücü kayıp oranının net olarak belirlenmesi için Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kuruluna başvuruda bulunmak üzere kesin süre verildiği,
verilen kesin süre içerisinde ara karar gereği yerine getirilmediği için Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kuruluna bozma ilamı kapsamında başvuruda bulunmaktan davacı tarafça vazgeçilmiş sayılarak dosyada mevcut delil ve talep durumuna göre değerlendirme yapılması gerektiği, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporlarına göre davacının çalışma gücünün %60 ını kaybetmediği, malul sayılamayacağı, davacı tarafça SSYSK'ya başvuruda bulunulmaması nedeniyle davacının dava tarihi ve sonrasındaki çalışma gücü kayıp oranının (bozma ilamı doğrultusunda) net olarak belirlenemediği, davacı tarafça maluliyete yönelik iddianın ispat edilemediği,
malûllük aylığının reddine ilişkin Kurum işleminin yerinde olduğu ve maluliyetinin tespiti ile malullük aylığı tahsisine ve aylıklarının ödeme tarihlerinden itibaren faizi ile tahsiline ilişkin istemin hukuken olanaklı olmadığı anlaşıldığından sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.03.2023 tarihli 2023/1720 Esas, 2023/3001 Karar sayılı bozma kararında; Mahkemece Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu ve gerekse de ATK 3. İhtisas Dairesi raporu nazarında yazılı şekilde karar verilmiş ise de, mahkeme kararı sonrası 28.09.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp aynı tarihte yürürlüğe giren Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile 03.08.2013 tarihli ve 28727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğinin yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Yargılama safhasında yürürlüğe giren söz konusu mevzuat kapsamında da değerlendirme yapılması gerektiğinden, Mahkemece 28.09.2021 tarihli Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında, maluliyetin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu’ndan rapor alınıp (maluliyetin bulunduğuna karar verilmesi durumunda başlangıcın, yönetmeliğin yürürlük tarihi olduğu gözetilmek kaydıyla) sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde.
16.11.2023 tarihli celsede, konuya ilişkin yasal mevzuat ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihadı ile usul ve yasaya uygun bulunarak uyulan bozma ilamı gözetilerek, 28.09.2021 tarihli maluliyet ve çalışma gücü kaybı tespiti işlemleri yönetmeliği çerçevesinde, maluliyet oranının tespit edilmesi için dosyanın yeniden ATK 2. Üst Kuruluna tevdine, (davacının 700,00 TL gider avansının olduğu,
delil avansının ise hiç bulunmadığı görüldüğünden) buna ilişkin olarak (Adli Tıp Kurumunun resmi internet sitesi olan atk.gov.tr adresinde anılan tarihte yürürlükte bulunan Döner Sermaye Fiyat Listesinde ATK 2. Üst Kurul muayene ve rapor tanzimi için belirlenen ücret olan) 5.500,00 TL delil avansını yatırmak üzere HMK'nın 324 üncü maddesi uyarınca davacı vekiline bir ay kesin süre verilmesine ve verilen kesin süre içerisinde ara karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı hususunun ihtarına karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafça adli yardım talebinde bulunulduğu,
davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 18.12.2023 tarihli ara karara yönelik itirazın Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2024/1 Değişik iş sayılı dosyası ile değerlendirildiği, ilgili kararın 20.01.2024 tarihinde taraflara tebliğ edildiği, davacının adli yardım talebi ile bu talebin reddine karşı karara yönelik ileri sürülen itirazın reddedilmiş olmasına rağmen kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmadığı,
bu nedenle, yukarıda bahsi geçen yargısal içtihat gözetilip usul ve yasaya uygun olarak verilen kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmaması halinde davacı tarafın bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği anlaşılmış, bilirkişi delili (28.09.2021 tarihli Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında, maluliyetin bulunup bulunmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu raporu) olmadan ispatlanamayacak eldeki davanın sübuta ermediği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının malullüğünün tespiti ve malullük aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2-5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesidir. 5510 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin 5 inci fıkrası hükümleridir.
3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/5861, K. 2024/11315, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama