KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6421 E., 2024/10382 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/306 E., 2024/553 K.
- İlk derece mahkemesi
- Tarsus 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/246 E., 2023/342 K.
Karar Metni
1.263 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki sürekli iş göremezlik oranının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... 'ın 01.02.2017 tarihli bir olaya dayalı olarak davacı şirket aleyhinde Tarsus İş Mahkemesinin 2019/54 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası ikame ettiği, bu tazminat davasında bir kısım raporlar alındığı, belirlenen oranının davacının ekonomik olarak yıkımına neden olacağı iddiasıyla davalının davasını dayandırdığı 01.02.2017 tarihli olay sebebi ile maluliyet iş göremezlik, meslekte kazanma gücü kaybının olup olmadığının var ise söz konusu oranının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
1.Davalı sigortalı vekili cevap dilekçesinde özetle davacının davasını haksız ve kötü niyetli açtığı, davaya konu olayla ilgili açılan iş kazası dosyasının devam ettiği, aynı davanın daha önce de açılmış halen devam ediyor olduğu, derdestlik itirazında bulundukları, iş kazasının meydana gelmesinde tamamen işverenin kusurlu olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, yapılan inceleme neticesinde ... 'ın 01.02.2017 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle 29.03.2021 tarihli ve 2021-118012-20 sayılı inceleme raporu düzenlendiği, ... iş kazası dosyası incelenmiş olup, maluliyet dosyasının bulunmadığı, sürekli iş göremezlik dosyasının bulunduğu, meslekte kazanma gücü kaybının bulunduğu ve ilgili oranın %64 olduğu, davacının bu davayı diğer davayı sürüncemede bırakmak için açtığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından; Tarsus İş Mahkemesi'nin 2019/54 Esas sayılı dosyasında Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre maluliyet tespiti için tüm kurul ve kurumlardan raporların alınarak, maluliyet oranının belirlendiği ve kesinleştiği görüldüğü, kesinleşen maluliyetin yeniden aynı aşamalardan geçilerek tespiti mümkün olmadığından, aynı yargılamanın tekrar edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan bir davada davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu, görülmekte olan bir davada, savunma olarak ileri sürülebilecek bir vakıa hakkında dava açılmasında hukuki yararın bulunduğundan söz etmek kural olarak mümkün olmadığı, bu açıklamalara göre, Mahkemece davada hukuki yarar yokluğundan davanın reddine dair verilen hükmün gerekçesi ve sonucu itibariyle kanuna ve olaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının tazminat davası açtığı ve maluliyet oranının tespiti amacıyla raporlar alındığı, Yüksek Sağlık Kurulunun %64 sürekli iş göremezlik tespiti üzerine, Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kuruluna gidildiği ve Kurulun %73 hesapladığı, Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun ise %73 belirlediği, bu oranların davacının ekonomik yıkımına yol açacak tazminat miktarlarına neden olduğu oranın tespitinde hukuki yarar bulunduğu, maluliyetin tespiti için rapor alınmadan doğrudan karar verildiği, davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkindir.
1.Medeni Usul Hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır.
2.Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır (Arslan, R.; aktaran: Hanağası, E., Davada Menfaat, Ankara 2009, önsöz VII).
3.Hukuk Genel Kurulunun 24.06.1992 gün ve 1992/1-347 E., 1992/396 K. ve 30.05.2001 gün ve 2001/14-443 E., 2001/458 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
4.Öte yandan, bu hukuksal yararın, "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması gerekir (Hanağası, E., a.g.e, s.135).
5.01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
6.Bir davada hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı her türlü duraksamadan uzaktır.
7.Bu ilkeden hareketle, dava şartı olarak hukuki yararın varlığının mahkemece taraflarca dava dosyasına sunulmuş deliller, olay veya olgular çerçevesinde, kural olarak davanın açıldığı tarihe göre, kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. Bu sayede iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6. maddesi ve 1982 Anayasasının 36. maddesinde düzenlenen "hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
8.Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez (Pekcanıtez, H., Atalay, O., Özekes, M.; Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297).
9.Uyuşmazlığın çözümünde, hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesi gerekir.
10.Tespit davaları, bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir.
11.Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunması, şu üç şartın birlikte varlığına bağlıdır: 1)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı; 2) Bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı; 3) Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen tespit hükmü bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.
12.Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. (Kuru/ Arslan/ Yılmaz- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2011, 22. baskı, s.274)
13.Eldeki davada, Tarsus İş Mahkemesi’nin 2019/54 Esas sayılı dosyada işverene karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasında yasal prosedür tamamlanmak suretiyle, Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu’nun ve Adli Tıp İkinci Üst Kurulu’nun kararları ile davacının %9,2 oranında işgöremez olduğunun belirlendiği, eldeki davanın derdest bulunan maddi ve manevi tazminat dosyasına ilişkin olarak Kurumada husumet yönetilerek açılmış bulunması karşısında, kesinleşen prosedür kapsamında belirlenen işgöremezlik oranın hüküm altına alınması gerekirken dava açılmasında hukuki yarar olmadığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi şeklinde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
14.Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş, davacının davasını açmasında hukuki, korunmaya değer ve güncel bir yararının bulunduğu kabul edilerek işin esasına girilmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
15. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6421, K. 2024/10382, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama