KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6866 E., 2024/8606 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1342 E., 2024/969 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 9. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/144 E., 2023/73 K.
Karar Metni
1.845 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığına hak kazandığının, yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptali ve kesilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Kurumdan ... tahsis numarası ile aylık alan davacıya davalı Kurumun Konak Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından gönderilen 24.12.2020 tarih, 2/5839538 sayılı yazı ile yersiz ödeme yapıldığının tespit edildiği, 30.10.2015 - 22.01.2021 süresi için yersiz ödenen 95.359,28 TL'nin borç kaydedildiği, söz konusu Kurum alacağının 5510 sayılı Kanunun 96/1-b maddesi gereğince tahsil edilmesi gerektiği bildirilerek ve aynı yazıda yersiz ödeme nedeni "gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği halde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi" olarak belirtildiği,
oysa ki davacının gelir ve aylığının kesilmesini gerektirir bir neden bulunmadığı gibi davacı tarafından böyle bir durumun gizlenmesi ya da bildirilmemesi de söz konusu olmadığı, davalı Kurumun emeklilik işlemini iptal ederek emekli maaşını kesmesinin ve de ödemiş olduğu emekli maaşlarını yersiz ödeme kapsamında değerlendirmesinin nedeninin 4/b (Bağ-Kur) hizmeti varken 4/a (SSK'da) adına prim yatmış olmasından kaynaklı olduğu, davalı Kurum bu işlemi 2019/9 sayılı genelgeye dayandırdığı, oysa ki söz konusu genelgenin davacının emekli olduğu 2012 yılından 7 yıl sonra 2019 yılında çıkarılmış bir genelge olduğu,
söz konusu genelgeyi hukuka aykırı şekilde geçmişe etkili olarak uygulamaya çalıştığı, oysa ki davacının emekli olma koşullarını sağlayıp sağlamadığı hususu 2012 yılında yürürlükte olan Kanunlar ve yasal düzenlemeler doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği, davalı Kurum da o tarihte bu şekilde bir değerlendirme yaparak davacıyı emekli ettiği, şimdi ise emekliliğinden 7 yıl sonra çıkan bir genelge (2019/9 sayılı genelge) hükmüne dayalı olarak davacının emekliliğini iptal etmeye çalıştığı, 5510 sayılı Kanunda,
Bağ-Kur numarası bulunan bir kişinin Bağ-Kurlu kabul edilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme ya da hüküm bulunmadığı gibi bundan sonraki süreçlerde de Sosyal Güvenlik Kurumu geçmişe dönük Bağ-Kur gün ve prim borçlarını sildiği, vergi kaydı olanın ya da şirket ortağı olanın zorunlu Bağ-Kurlu olduğu görüşünü hiç bir zaman uygulamadığı, 04.10.2000 yılı öncesi tüm Bağ-Kur borçları silindiği, 01.10.2008 öncesi 6183 sayılı Kanun, 11.09.2014 öncesi 6552 sayılı Kanun, 30.04.2015 öncesi 6645 sayılı Kanun, 18.05.2018 öncesi 7143 sayılı Kanun, 11.11.2020 öncesi 7256 sayılı Kanun ile Bağ-Kur borçlarının ve prim günlerinin silindiği,
06.11.2011 tarihi itibariyle de 6111 sayılı Kanun ile sigortanın üstünlüğü prensibini getirmiş sigortalı kendi şirketi dışında başka bir yerde sigortalı olabilir denildiği, davacının da 2008 de çalıştığı ...
Limited Şirketinde ortaklığı bulunmadığı, bu tarihte ortak olduğu şirketler de ya kapanma aşamasında ya da ekonomik durumdan dolayı tasfiye aşamasında olduğu, oysa ki davalı Kurumun dava konusu işlemi ile hem 5510 sayılı Kanuna hem de 6111 sayılı Kanunun getirdiği 'sigortanın üstünlüğü' prensibine aykırı hareket ettiği, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere davalı Kurumun yersiz ödeme için talepte bulunduğu 30.10.2015 - 22.01.2021 süresi, 5510 sayılı Kanun'un 96/1-b maddesi ile Yönetmeliğin 6 ncı maddesine aykırı olduğu,
zira 5510 sayılı Kanunun 96/1-b maddesinde hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamının istenebileceği, oysa ki dava konusu yazıda da görüleceği üzere davacıdan 30.10.2015 - 22.01.2021 süresi için talepte bulunulmuş olup 5 yıllık süreden uzun bir zaman için davacıdan talepte bulunulmasının da hukuka aykırı olduğu iddiasıyla öncelikle davacının ödeme yapmak zorunda kalarak mağdur olmaması için davalı Kurumun 24.12.2020 tarih, 2/5839538 sayılı yazısı ile bildirdiği yersiz ödeme tespiti ile 95.359,28 TL'nin borç kaydedilmesine ilişkin işleminin tedbiren durdurulmasına,
davalı Kurumun 24.12.2020 tarih 2/5839538 sayılı yazısı ile bildirdiği yersiz ödeme tespiti ile 95.359,28 TL'nin borç kaydedilmesine ilişkin işlemin iptaline, davacının 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince SSK'lı olarak emekli olmaya hak kazandığının ve davalı Kuruma SGK prim ve aylıklarıyla ilgili borcunun bulunmadığının tespitine, davacının davalı Kurum tarafından durdurulan emekli maaşlarının, durdurulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı Kurum tarafından davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili aşamalarda Kurum işlemlerinin yerinde olduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından davalı Kurumun davacının 1240042-35 sicil sayılı işyeri ... Hazır Giyim Konfeksiyon. Teks. San. Tic.
Ltd.Şti. işyerinden 18.09.2008 - 31.08.2009 süresinde iptal edilen 343 gün 4/a hizmetlerinin ve ...-35 sicil sayılı işyerinin ... işyerinden 02.09.2009 – 01.03.2011 süresinde iptal edilen 539 gün 4/a hizmetlerinin hukuka uyarlı olmadığı, davacının 28.03.2012 tahsis talep tarihinde 3557 gün 4/1-b, 1595 gün 4/1-a kapsamında toplam 5152 toplam prim gün sayısı bulunduğu, son yedi yıllık hizmet süresi içerisinde en fazla hizmetinin 4/1-a kapsamında olduğu, tahsis talep tarihinde 506 Sayılı Kanun'un Geçici 81/B-D yasa maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşıldığından davalı Kurumun ...
Tahsis Numaralı aylık iptali ve aylık iptalinden dolayı 24.12.2020 tarih.
2/5839538 sayılı yazısı ile bildirdiği 95.359,28 TL'nin borç kaydı işleminin yersiz olduğu ve davalı Kuruma SGK prim ve aylıklarıyla ilgili borcunun bulunmadığı, davacının durdurulan emekli maaşlarının durdurulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, davacının emekli maaşının durdurulmasına ilişkin Kurum işleminin iptaline, davacının aylık iptalinden dolayı 24.12.2020 tarih 2/5839538 sayılı yazısı ile bildirilen 95.359,28 TL tutarında Kuruma borçlu bulunmadığının tespitine,
davalı Kurumca emekli maaşlarının durdurulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya 01.04.2012 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurum'un hatasını 30.10.2020 tarihinde tespit ettiği ve hatanın tespit tarihinden itibaren 5 yıl öncesi olan 30.10.2015 tarihinden itibaren borç kaydedildiği, davacının itirazının yerinde olmadığı, davacının 31.08.2015 tarihinden itibaren 63 terk kodu ile sürelerinin durdurulduğu, 18.09.2008 tarihinden itibaren ... sicil numaralı iş yerinden bildiriminin yapıldığı, daha sonra bu sürelerin iptal edildiği, 63 terk kodu ile bu sürelerin durdurulduğunun işlendiği,
1246353.35 sicil numaralı Nedim Akgül unvanlı iş yerinden 02.09.2009 tarihinde bildirimlerin yapıldığı ancak bu sürelerinde iptal edildiği ve 63 terk kodu işlendiği, davacının dava konusu dönemde 4/a sigortalısı olmasına hukuki ve kanuni imkan bulunmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ... Hazır Giyim Konfeksiyon. Teks. San. Tic. Ltd.
Şti.'ye 15.09.2004 - 16.09.2008 ve 07.10.2009 – 28.12.2011 tarihler arasında ortak olduğu, çalışmaların iptal edildiği 18.09.2008 - 31.08.2009 tarihleri arasında şirketin ortağı olmadığı anlaşıldığından Kurum tarafından bu dönemdeki çalışmalarının iptaline ilişkin işlemin yerinde olmadığı, iptale konu olan diğer 539 günlük 4/a bildirimlerinin ise ...-35 sicil sayılı ...'a ait işyerinden geçen çalışmalara ilişkin olup iptal işleminin çakışma nedeniyle yapıldığı,
ancak davacının 31.08.2005 - 28.02.2011 tarihleri ile 27.03.2012 - 30.04.2015 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamındaki sigortalılığının 63 terk kodu ile 0 gün olduğu, davacının bu döneme ilişkin sigortalılık iradesini ortaya koymadığı, dolayısıyla çakışmadan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yaşlılık aylığına hak kazandığının, yersiz aylıklar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptali ve kesilen aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi davasıdır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun (1479 sayılı Kanun) 24 ve 25 inci maddeleri, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un (2829 sayılı Kanun) 7 ve 8 inci maddeleri ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) Geçici 81 inci maddesi ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Somut olayda. 04.10.1982 - 01.09.1983, 18.09.2008 - 31.08.2009 ve 02.09.2009 - 26.03.2012 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi) kapsamında zorunlu sigortalılığı bulunmakta olan davacının, 25.05.1994 tarihinde davalı Kurum kayıtlarına re'sen intikal ettirilen bildirge ile 30.11.1992 tarihinden başlayan vergi kaydına istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılık kayıt ve tescili yapılmıştır.
Söz konusu vergi kaydının sona ermesi nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığı 15.02.1994 tarihinde sonlandırılmış, ayrıca limited şirket ortaklığı nazara alınarak 02.06.1994 - 03.02.1999 ve 15.09.2004 - 16.09.2008 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmiş ve davacı 27.06.1994 tarihinden itibaren anılan sürelere ilişkin Bağ-Kur primlerini düzenli olarak ödemiştir.
3. Davacıya 28.03.2012 tarihli tahsis talebine istinaden 506 ve 1479 sayılı Kanunlar kapsamındaki söz konusu sigortalı süreleri 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilerek 506 sayılı Kanun'un Geçici 81/B-d maddesi uyarınca 01.04.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
4. Davalı Kurum tarafından 11.06.2020 tarihinde re'sen yapılan araştırma ile 16.11.1989 - 31.01.1990 tarihleri arasında vergi kaydı, 18.03.1991 tarihinden başlayan şirket ortaklığı bulunduğu ve bu sürelerin sigortalılık ve tahsiste nazara alınmadığı tespit edilerek Bağ-Kur sigortalılığı yeniden düzenlenmiştir.
Davacının ödediği primler 16.11.1989 tarihinden itibaren karşıladığı sürelere mal edilerek Bağ-Kur 31.08.2005 tarihine kadar devam ettirilmiş ve sonrasındaki sigortalılığı 5510 sayılı Kanun'un Geçici 63, Geçici 76 ve Geçici 83 üncü maddeleri uyarınca durdurulmuştur. Öte yandan davacının 18.09.2008 - 31.08.2009 ve 02.09.2009 - 26.03.2012 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun kapsamında hizmetlerinin bildirildiği işveren ...
Hazır Giyim Limited Şirketinde 15.09.1994 tarihinden itibaren ortak olduğu anlaşılarak 5510 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca anılan bildirimleri iptal edilmiştir. Sonuç olarak davacının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan çalışması 506 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi) kapsamında bulunmadığından anılan kapsamda bağlanan yaşlılık aylığı iptal edilmiştir.
5. Davalı Kurum işlemlerinin iptaline ilişkin davanın yargılaması sırasında; davacının ... Hazır Giyim Limited Şirket ortaklığının, hizmet akdine tabi bildirimlerinin başladığı 18.09.2008 tarihinden 2 gün önce (16.09.2008 tarihinde) sona erdiğinin dolayısıyla davacının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde 506 sayılı Kanun kapsamında fiili hizmet süresinin daha fazla olduğunun anlaşılması karşısında; 2829 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca davacıya yaşlılık aylığının 506 sayılı Kanun hükümleri nazara alınarak tahsisine ilişkin Kurum işlemi geçerlidir.
6. 2829 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca hizmet birleştirmesinde primi ödenmiş sürelerin esas alınacağı öngörülmüştür.
Davacının 27.06.1994 - 16.09.2008 tarihleri arasındaki düzenli prim ödemeleri ait olduğu prim gün sayılarına mal edilerek tahsiste nazara alınmış olup tahsis sonrası davalı Kurum tarafından davacının 30.11.1992 tarihinde başlayan tescilinin yeni bir vergi kaydı bulunduğu iddiasıyla 16.11.1989 tarihine çekilerek prim ödemelerinin yeni tescil başlangıcından itibaren sigortalı sürelere mal edilmesi isabetsizdir.
Zira ödemelerin 31.08.2005 sonrasına ilişkin olarak ileri dönük şekilde İBS sayılması mümkündür.
Dolayısıyla Kurum işlemlerinin iptali ile aylığın yeniden bağlanmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı yerindedir ve söz konusu karara yönelik istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararının tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6866, K. 2024/8606, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama