KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/6897 E., 2024/8625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/102 E., 2024/667 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Rize İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/160 E., 2023/343 K.
Karar Metni
1.638 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılardan ... İnş. ve Mimarlık A.Ş.'nin asıl işveren, diğer davalı ... Yapı Sistemleri Ltd.Şti.'nin alt işveren olduğu, ... Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi inşaatında çalışmakta iken 26.04.2016 tarihinde; çalıştığı iş yerinde gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı iş kazası geçirdiğini, davacının iş bu kazadan dolayı malul kaldığını, meydana gelen kazada işveren sıfatını haiz davalıların kusurlu olduğunu belirterek manevi tazminat istemlerinin yanı sıra fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla talep artırım dilekçesi ile beraber 946,38 TL geçici iş göremezlik ve 1.178.614,11 TL sürekli iş göremezlik tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir
2. Davanın davalı olarak ... İnş.ve Mimarlık A.Ş. ve ... Yapı Sistemleri Ltd.Şti. hakkında açıldığı yargılamanın devamında 26.10.2023 tarihli ara karar ile davalı ... Şirketi hakkındaki davanın tefrikine ve müracaata bırakılmasına karar verildiği verildiği anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... İnşaat Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; hakkında tefrik kararı verilen ... Yapı şirketi ile aralarında anahtar teslim iş ilişkisinin olduğunu, asıl - alt iş veren ilişkisinin bulunmadığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın sigorta şirketine ihbarının gerektiğini, davacıya yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dosya arasına alınan 27.05.2019 tarihli kusur raporuna göre kazanın oluşumunda alt işveren davalı ... Yapı Sist. Ltd. Şti.'nin %30 oranında kusurlu olduğu, asıl işveren ...
İnş.A.Ş'nin %20 oranında kusurlu olduğu, şantiye şefi ...'in %5 oranında kusurlu olduğu, iş güvenliği uzmanları ... ve ...'un %10 (... %5, ... %5) oranında kusurlu olduğu ve davacı kazazede ...'ın da %35 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının maluliyet durumunun tespitine ilişkin Yüksek Sağlık Kurulunca düzenlenen sağlık kurulu raporunun incelenmesinde davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %55 olarak tespit edildiği,
sonrasında alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2.Üst Kurulunun 29.12.2022 tarihli raporunda benzer nitelikte olduğu ve davacının %55 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı ve ayrıca başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığının belirtildiği, dava dilekçesinde davacının gelirine ilişkin bir beyanda bulunulmamış ve gelirini ispata yarar herhangi bir belge sunulmadığı,
dosya arasına alınan ücret bordrolarının incelenmesinde davacının kaza tarihinde günlük brüt ücretinin 54,90 TL olduğu anlaşılmış olup 2016 yılı günlük yasal brüt asgari ücretine tekabül ettiği tespit edilmekle tüm dosya kapsamında davacının tereddüde mahal bırakmayacak netlikte ve asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği yönünde herhangi bir veriye rastlanılmadığı, genel kural gereği davacının aylık gelirinin en az asgari ücretin neti düzeyinde olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı,
favacının hesaplamaya esas alınacak bakiye yaşam süresinin belirlenmesi noktasında TRH-2010 Bakiye Yaşam Tablosu esas alınmış ve davacı ...'ın 26.04.2016 tarihli iş kazası sonucunda 26.04.2016-18.09.2016 tarihleri arasında geçici iş göremezlik halinde kalması ve %55 oranında malul olması nedeni ile kusur indirimi yapılmış ve rücu edilebilir SGK geliri mahsup edilmiş hali ile geçici iş göremezlik zararının 946,38 TL ve sürekli iş göremezlik/maluliyet zararının ise 1.178.614,11 TL olduğunun tespit edildiği,
alınan bilirkişi raporunun mevzuata, dosya kapsamına uygun olduğu görülmekle, davacı tarafça maddi tazminat yönünden taleplerini artırdığı miktar dikkate alınarak hüküm kurulduğu, manevi tazminat yönünden; olayın oluş şekline göre davacının yaşadığı acı ve elem nedeniyle tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur oranları, davacının kaza tarihindeki yaşı, meydana gelen kaza neticesinde kazazedenin maluliyet oranı, olayın yarattığı vehamet ve manevi tutarın tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğine ilişkin Yargıtay içtihatları dikkate alınarak.
1.178.614,11 TL sürekli iş göremezlik zararı ve 946,38 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 1.179.560,49 TL maddi tazminatın ve 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 26.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... İnşaat ve Mimarlık A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; diğer davalının ihyasına karar verilmesi gerekirken tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, hesap raporundan gelir tenzil dilmediği için hatalı olduğunu, Gelir tespitinde SGK kabulü ile fark bulunduğundan tespit davası açılması gerektiğini, illiyet bağının davacı eylemi ile kesildiğini, heap raporunda TRH 2010 tablosu esas alınması ve hesap genel şartlarınada tanımlanan belirli süreli hayat formülü ve 1.8 teknik faizin kullanılmadığını,
hesap tarihi itibariyle belirlenen ve geleceğe dönük iratların peşin değerinin belirlendiği işleyecek dönem tazminat tutarına olay veya dava tarihi itibariyle faiz işletilmesinin mükerrer faiz ödemesi yapılmasına sebep olacağını, hesaplamaya esas alınan ücretin hatalı olduğunu, gerçek ücret bilinmekte iken bilirkişi tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca açıklanan rayiç işçilik verilerine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "1-Davalı vekilince davacıyı istihdam eden ... Yapı Sistemleri İnş. Taah. San. Ltd. Şti. tasfiyeye girdiği, söz konusu hükmi şahsın ihyasına ilişkin öncelikli olarak dava açılması gerekirken, mahkemenin tefrik kararı ile dava konusu alacak ile ilgili sadece davalı şirket aleyhine hüküm kurduğu, tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmüş ise de, tefrik edilen bu talep ile ilgili bu dosyada bir hüküm kurulmamış olması ve davada mecburi dava arkadaşlığının bulunmaması nedeniyle HMK'nın 168 inci maddesi uyarınca bu istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
2-Davacının hakkında tefrik kararı verilen ... Yapı Sistemleri İnş. Taah. San. Ltd. Şti.'nin çalışanı olduğu, davalı ... İnş.ve Mimarlık A.Ş. ile bu şirket arasında yapılan sözleşme gereğince ... Yapı Sistemleri İnş. Taah. San. Ltd. Şti.'nin ...
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi projesi kapsamında alçı pan, bölme duvar, giydirme vb. işlerin yapımının üstlenildiği, olayda anahtar teslim işten bahsedilemeyeceği, davalı şirketin faaliyet alanında olan işin bir bölümünün diğer şirkete yaptırılması hususunda anlaşıldığı, davalı ...
İnş.ve Mimarlık A.Ş.'nin asıl iş veren olarak kusuru bulunmasa dahi davacının taleplerinden İş Kanunu'nun 2/6 ncı maddesi uyarınca sorumluluğu bulunduğu, alınan kusur raporuna göre de olayda kusurunun olduğu, kusur durumunun dosya kapsamına ve olayın oluş şekline uygun olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
3-Davacının maluliyetinin 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine uygun olarak belirlendiği, kurumun %55 maluliyet oranı üzerinden davacıya peşin sermaye değerli gider bağladığı, bağlanan giderler ve geçici iş göremezlik gideri ödemelerinin tazminat hesabında dikkate alındığı, hesap raporunun TRH 2010 tablosu esas alınarak hazırlanmasının Yargıtay'ın güncel uygulamasına uygun olduğu, %5 artırım, %5 iskontolama esasına göre hesap yapılması gerektiği, hesap raporunda %10 artırım, %10 iskontolama esasına göre hesap yapılmış olduğu anlaşılmış ise de, bu yönde davacının istinaf talebinin bulunmadığı,
davacının ücretinin asgari ücret olarak belirlendiği, sonuç itibari ile hesap raporunda davalı aleyhine hata bulunmadığı anlaşılmaktadır." gerekçeleriyle "Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353-(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; diğer davalı hakkında ihya ara kararı gereği yerine getirilmeden tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğunu, SGK gelirlerinin hesaptan indirilmediğini, maluliyet oranında SGK ile dosya arasında fark olduğunu, hesapta PMF 1931 yerine TRH 2010 Tablosu esas alınmasının hatalı olduğunu, maddi tazminat hesabında teknik faiz dikkate alınması gerektiğini, hesabın fahiş olduğunu, ücretin Çevre Bakanlığı ücretleri olarak esas alındığını, davacı kusurlu eylemi ile illiyet bağının kesildiğini, müvekkiline atfedilecek kusur olmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında işçi alımı üzerinde etkin olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep ve dava etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri "İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle iş bu dava kasamında davacı, sigortalı kusurunun %35 olarak tespit edilmiş olmasına, %65 oranındaki kusurdan davalının asıl işveren olarak,
dava harici diğer sorumlular ile beraber müteselsilen sorumlu olduğu açık olup, davacı vekilinin de müteselsil sorumluluğa dayandığının anlaşılması karşısında %65 oranındaki kusurun tazminat alacağından sorumluluğu bulunan davalı ile davaya konu iş kazası nedeniyle sorumluluğu bulunan üçüncü kişiler arasında aidiyetinin, ileride iş bu ilgililer arasında açılma ihtimali bulunan rücu davasında tartışılarak sonuca bağlanma ihtimalinin bulunmasına göre;
davalının kusur oran ve aidiyeti yönündeki temyiz itirazlarının bozmayı gerektirmediği gibi, sürekli iş göremezlik oranı ile gelirin tespiti ile maddi tazminatın hesabına dair hükme esas alınan raporun dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, tefrik edilen dosya içeriğinin iş bu davada temyiz konusu yapılamayacak olmasına göre temyiz edenin sıfatına temyiz kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
2.Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
3.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/6897, K. 2024/8625, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama