KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7778 E., 2024/9322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/568 E., 2024/78 K.
- Karar
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.157 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki asıl davada aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile birleşen davada yersiz aylıklar nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile eşinin Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/427 Esas 1995/466 Karar numaralı karar dosyasından boşandığı, davacının babasının ölümünden üç yıl sonra davalı Kuruma başvurarak yetim aylığı almaya başladığı, müvekkilinin boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı iddiası ile maaşının kesildiği ve Kurum tarafından ödenen maaşlarının geri istendiği iddiasıyla Kurumun aylık kesilmesine ilişkin işleminin iptaline, davacının kesilen maaşının tekrar bağlanması ile ödenmeyen aylıklarının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu hakkında Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2012/7250 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, Kurum tarafından davalı borçlunun aylık alabilmek maksadı ile muvazaalı olarak boşandığı, daha sonra yapılan tespitte davalı borçlunun aylık almaya hak kazanmadığı halde Kurumdan aylık aldığı tespit edildiği, borçlu tarafından takibe itiraz edildiği iddiasıyla Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2012/7250 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz sebebiyle davalının %20'den aşağı ollamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Taraflar davaların yerinde olmadığı savunmasıyla davaların reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 30.06.2015 tarihli ve 2012/234 Esas, 2015/983 Karar sayılı kararla yapılan yargılama ve incelenen tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı iddiası ile ölüm-yetim aylığı kesilmiş ise de mevcut dosya kapsamına göre davacının boşandığı eşi ile kurulan ilişkisinin eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle davacının ölüm (yetim) aylıklarının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptalinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı ...'in "ölüm (yetim)" aylıklarının kesilmesine ilişkin Kurum işlemin iptaline davacının kesilen maaşının tekrar bağlanmasına, ödenmeyen aylıklarının ay be ay yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1. Mahkemenin 30.06.2015 tarihli ve 2012/234 Esas, 2015/983 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 24.11.2015 tarihli ve 2015/19245 Esas, 2015/20492 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...öncelikle, uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları yerde görev yapmış/yapmakta olan, muhtar ve azaları ile resen tespit edilecek davacı ve eski eşinin komşularından oluşan kişilerin, kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı ve Medula Sağlık Sistemi, Nüfus Kayıt Sistemi ve Seçmen Kayıt Sistemi'nden sağlanacak kayıtlar ile davacı ile eski eşine ait adresler tespit olunarak , ilgili tüm belgelerin birlikte değerlendirilmeleri sonucu boşanma sonrası dönemde eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun var olup olmadığının değerlendirilmesi ile hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından 29.11.2022 tarihli ve 2016/104 Esas, 2022/744 Karar sayılı kararla Mahkeme tüm yargılama süresince Yargıtay bozma ilamı öncesi ve bozma ilamı sonrası yapılan tüm araştırma ve incelemeler sonucunda davacının eşinden boşandıktan sonra hiç bir zaman hiç bir suretle bir araya gelmediği boşanma sonrası ayrı bir ikamette kızı ve torunuyla birlikte yaşadığı hususları tespit edilmiş olup davacıya ithaf edilen anlaşmalı şekilde boşanıp eşiyle birlikte yaşamaya devam edip yetim aylığı almaya devam ettiği iddiaları doğrulanmamış olup davacı boşandıktan sonra hiç bir şekilde eski eşiyle bir araya gelmediğinden davacının aylığının
kesilmesine yönelik Kurum işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı Kurum aylık kesmeye yönelik işleminin iptali ile kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada davacı Kurumun açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine, birleşen dosya davalısı aleyhine yapılan takibin iptaline karar verilmiştir.
C.İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 29.11.2022 tarihli ve 2016/104 Esas, 2022/744 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce 12.06.2023 tarihli ve 2023/3026 Esas, 2023/6624 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"..Davacı, Kurum denetmenine vermiş olduğu imzalı ifadesinde boşandığı eşiyle birlikte yaşadığını beyan etmiş, komşular da boşanan eşlerin birlikte yaşadıklarını beyan etmişlerdir. Boşanan eşlerin MERNİS ve seçim kayıtları da gözetildiğinde Kurum raporunun aksi kanıtlanamadığından asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü yerine asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir..."
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere davacının eşinden boşandıktan sonra eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiğinden Kurumca bağlanan gelirin iptalinin haklı olduğu yine davacının Kurumdan haksız yere aldığı maaş ödemelerinin iadesi gerektiği gerekçesiyle davacı ... tarafından davalı SGK'ya karşı açılan davanın reddine,
davacı SGK tarafından davalı ...'e karşı açılan ve Mahkememiz dosyası ile birleşen itirazın iptali davasının kabulü ile Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2012/7250 Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, her ne kadar birleşen dosyada icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de alacak itilaflı olup yargılamayı gerektirdiğinden bu talebin reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davanın davacısı/birleşen davanın davalısı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dolandırıcılık ceza davasında beraat ettiği, tanık beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediği, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığı, boşanmanın gerçek bir boşanma olduğunun delillerle ispat edildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ve yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti; birleşen dava, yersiz aylıklar nedeniyle oluşan Kurum zararının tahsili davasıdır.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesi ilgili hükümlerdir.
3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın, bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7778, K. 2024/9322, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama