KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7862 E., 2024/10805 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2195 E., 2024/299 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Samsun 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/424 E., 2022/265 K.
Karar Metni
1.203 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 09.08.2006-02.01.2008 tarihleri arası dönemde davalı işveren nezdinde işçi olarak çalıştığını tespiti ile kıdem- ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık ücretli izin, ücret ve UBGT alacaklarının faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil Kurumun 501200712301 sigorta sicil numaralı sigortalısı olduğunu, diğer davalı iş yerinde 20.06.2007 tarihinden 18/08/2007 tarihine kadar çalışmasının bulunduğunu, 18.08.2007 tarihinde işten ayrıldığının tespit edildiğini, davacının dava konusunun hizmetlerinin tespitinde hukuki yararın bulunmadığını, davacının işe giriş ve çıkışlarına göre tam çalışmalarının gösterildiğini ve bu sebepten tespit edilecek bir hizmetin bulunmadığını, davacının tespit talebinin hak düşürücü sürenin geçmesi nedeni ile reddinin gerektiğini, davacının davalı işverenin yanında çalıştığını ileri sürdüğü tarihlerde iş yerinin faal olup olmadığının ispatının da gerektiğini beyan ederek yasaya aykırı olarak açılan davanın reddini savunduğu görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile '' İş bu dosyada her ne kadar ... adlı tanık davacıyı tanısa da davacının davalı iş yerinde başlama ve ayrılış tarihlerini bilmemesi ve diğer tanıkların ise ihtilaf konusu dönemde davalı iş yerinde çalıştıkları halde davacıyı tanımamaları ve davacı tarafından ispata değer herhangi bir belgenin sunulmaması, ve yapılan araştırmalarda her hangi bir sonuca ulaşılamaması neticesinde;
davanın davalı iş yerinde ihtilaf konusu dönemde çalışmadığına kanaat getirilmiştir. ... adlı ihtilaf konusu dönemde davalı iş yerinden hizmetleri bildirilen ... adlı tanığın beyanı davacının ihtilaf konusu dönemde çalışmasına ispata yetmemektedir. Davacının davalı iş yerinde eylemli bir çalışması olsa bile bu sürenin ihtilaf konusu dönem dışında gerçekleştiğine kanaat getirilmiştir.
Ama ihtilaf konusu dönemde çalışması bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde çalışan tanıkların davacıya hatırlamadıkları ve hangi tarihler arasında çalıştığını bilmedikleri ,yine davacının çalıştığını beyan etmekle hangi tarihte işe başladığı ve ne kadar çalıştığı yönünde yeterli beyanı bulunmayan tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyerinde çalıştığının usulüne uygun deliller ile ispat edilemediği görülmekle mahkemenin davanın reddine dair hükmünün isabetli olduğunun anlaşılmasına göre usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu
anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki talepleri sıralamış ve Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanık beyanları ile davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işveren nezdinde çalıştığının anlaşıldığını, aradan geçen süre nedeni ile bazı tanıkların davacıya hatırlamamasının olağan olduğunu davanın kabulü gerektiğini belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık Hizmet Tespitine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görlmemiştir.
2- 506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu düzenleme davaya konu bir kısım hizmetlerin geçtiği dönemde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde de korunmuştur. Bu yönde, anılan maddelerde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde. Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Ayrıca.
506 sayılı Kanun'un mülga 6. maddesi şöyledir: "Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden 'Sigortalı' olurlar. / Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. / Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. / Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.." anılan maddeden yola çıkarak ve yerleşik içtihatlar doğrultusunda, çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, süreklililiği ,
başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre beyanı alınmalı, iş yerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmelidir.
3-Dosyaya giren belgelerden 29.06.2007 tarihli SGK denetim raporunda; ''... adına olan iş yerinin uzun süredir gayri faal olduğu, aynı adreste ... adına tescilli trikotaj atölyesinin faaliyet gösterdiği, iş yeri ayrılış değişikliğinin bildirilmediği...'' belirtilmiş ve dinlenen tanık beyanları neticesinde ... iş yerinden önce dava dışı ... iş yerinin bulunduğu iddia edilmiştir. Bu tanık beyanları ve anılan SGK denetmen raporu ile davalı ... ile dava dışı ... 'un kardeş oldukları bilgileri ışığında; her iki iş yerini bilen ve tanıyanlarla tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu her iki iş yeri için ayrı ayrı bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir.
SGK 29.06.2007 tarihli denetim raporu ve tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, davacının talep tarihleri dikkate alındığında, iş vereninin hangi tarihlerde kim olduğu gözetip sorularak, tereddütsüz bir şekilde açığa çıkarıldıktan sonra mahkemece yapılacak değerlendirme sonucunda, gerektiğinde ... 'a HMK 124 kapsamında husumet yönlendirilmeli, ... 'un savunması alınmak sureti ile yargılama yapılmalı, bu dönemdeki ... 'un iş yerindeki bordro tanıkları belirlenmeli ve dinlenilmeli, 2007 yılı sonrası ...'un bodro tanıkları dinlenmeli ve bu dönemde davacının konumu, çalışmasının hizmet akdine dayalı olup olmadığı hususları araştırılarak karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hatalı değerlendirilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7862, K. 2024/10805, 11 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama