KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7942 E., 2025/1659 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1805 E., 2024/412 K.
- İlk derece mahkemesi
- Gebze 7. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/393 E., 2023/272 K.
Karar Metni
1.123 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının 15.03.2004-05.02.2016 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığını belirterek 2004-2010 yılları arasına ilişkin prime esas kazancının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Kozmetik Paz. A.Ş. vekili, davacının aylık ücreti bordrolarda belirtilen tutarda olup, davacının tüm sigorta primlerinin eksiksiz bir biçimde ödendiğini, davacının iddialarının aksine davacının tüm ücretleri ve diğer işçilik alacaklarının davalı şirket tarafından eksiksiz olarak ödendiğini, binlerce çalışanı olan davalı şirketin çalışanlarına elden ödeme yapması gibi bir uygulamaya başvurmadığını, ücret gizliliği politikası gereği de işçilere ödenen ücretin bir başka çalışan tarafından bilinmesinin imkansız olduğunu, bu nedenle davacının davada tanık dinletme talebine muvafakatlerinin olmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, Kurum kayıtlarında yapılan incelemede davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin olarak belirttiği ücretlerde çalıştığına dair hiçbir bilgi ve belgeye rastlanmamış olduğunu, davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, müvekkil Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 2004 yılı 10. ay prime esas kazancının brüt 2.512,21 TL, 2008 yılı 9. ay prime esas kazancının brüt 4.426,24 TL olarak tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın ispatlandığını, kısmen kabul kararının yerinde olmadığını, tanık beyanlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Kozmetik Paz. A.Ş. vekili, yeterli inceleme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili, ücret alma iddialarının yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun.
200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında, bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği,
202. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir.
Bu itibarla “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (c) numaralı fıkra gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta Mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda,
yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir.
Dosyadaki yazılara, bilgi ve belgelere göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu dosyada; davacının 2004-2010 dönemindeki çalışmasına ilişkin prime esas kazancının tespitini talep ettiği, işverenin kaşesinin ve imzasının bulunduğu 21.10.2004 tarihli belgede davacının aylık 1.500.00 TL, 09.09.2008 tarihli belgede aylık 6.000.00 TL aldığının yazıldığı anlaşılmaktadır.
Somut davada; 21.10.2004,09.09.2008 tarihli, sıhhati yönünden işverence aksi iddia edilmemiş olan işveren imzalı belgeler ...nın 202 ve devamı maddeler uyarınca yazılı delil başlangıcı niteliğinde olup, bu çerçevede isteme konu dönem yönünden yukarıda açıklandığı şekilde Mahkemece araştırma yapılmalı, bu kapsamda dosya içerisine davacı tarafından ibraz edilen "tazminat hesabı" başlıklı belgenin işveren beyanı da alınarak sıhhati ile kıdem tazminatı hesabı dönemi, ücretler vs. belirlenmelidir. Ayrıca Gebze 8. İş Mahkemesinin 2017/342 Esas sayılı dosyasında bulunduğu ifade edilen imzalı ücret bordroları incelenmeli, işçilik alacakları dosyası var ise de celp edilerek irdelenmeli, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
O halde İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7942, K. 2025/1659, 10 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama