KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/7977 E., 2024/10466 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/715 E., 2024/873 K.
- Karar
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Giresun İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/336 E., 2023/51 K.
Karar Metni
1.191 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki menfii tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı hakkında davalı Kurum tarafından muris ...'a yapılan yersiz ödemelerin iadesi talebiyle Giresun İcra Müdürlüğü 2019/5288 E. sayılı icra takibi başlatıldığını, davacının iş bu icra takibinden kendisine gönderilen 103 davetiyesi tebliği ile haberdar olduğunu, davacının ilgili takip dosyasında belirtilen tutarda davalı Kuruma borcu olmadığı gibi davalı Kuruma herhangi bir borcunun da bulunmadığını, ilgili icra takip dosyası fiziken incelendiğinde davalı Kurum tarafından takibin dayanağı olarak ...'a yapılan yersiz ödemeleri gösterir borç bildirim belgesinin dosyaya ibraz edildiğini,
başkaca herhangi bir belge sunulmadığının görüldüğünü, takibin dayanağı olarak davalı Kurum tarafından sunulan belgede iddia edilen borç sahibi olarak gözüken ...'ın 12.12.2017 tarihinde vefat ettiğini, ilgili kanun maddesi ile düzenleme altına alındığı üzere vefat eden miras bırakanın borçlarından murisin mirasçılarının sorumlu kabul edilmekte olup murisin yasal ya da atanmış mirasçısı olmayan 3. kişinin murisin borçlarından sorumlu tutulmayacağının açıkça düzenleme altına alındığını, murisin mirasçıları arasında davacının bulunmadığını,
bu doğrultuda murise yapılan yersiz ödeme iddiasından kaynaklı borç nedeniyle murisin ancak mirasını reddetmeyen mirasçıları hakkında veraset ilamı doğrultusunda takip başlatılabileceği açık olup murisin yasal ya da atanmış mirasçısı konumunda olmayan davacı hakkında herhangi bir takip başlatılamayacağını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını kabul etmediklerini, müvekkil Kurum tarafından yapılan tüm işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/1069 Esas sayılı dava dosyasında mirasın hükmen reddi davası açılmış ancak henüz kesinleşmemiştir. Davacı murisin kardeşi olup, ikinci zümredir. Asliye Hukuk Mahkemesinde verilerek olan karar yasal mirasçıları veya kabulü halinde terekeyi ilgilendireceğinden, iş bu dava dosyasının davacısı ile bağlantısı olmadığından kesinleşmesi beklenmemiştir.
Yukarıdaki bilgiler ışığında mirasın hükmen reddi davası kabul olması halinde miras iflas hükümlerine göre tasfiye olacak mirasın reddi durumunda tasfiye sonucu terekeden arta kalan olursa, bunlar ikinci zümreye geçmeyerek mirası reddetmiş olan birinci zümreye verileceğinden, ikinci zümre sıfatıyla davacıya yersiz ödemelerde kaynaklı takip yapılması mümkün olmayıp, borçtan da bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Davalı Kurumun "SGK mirasın hükmen reddi davasının tarafı olup süreci bildiği için mirasın reddini talep eden alt soyuna değil de yasal mirasçı ... gelen borçlunun kardeşi davacı hakkında icra takibi yapılması yasal olduğu" belirtmişse de Türk Medeni Kanun'un 612 nci maddesindeki düzenleme karşısında hukuki dayanağı bulunmadığından savunmasına itibar edilmeyerek davanın kabulüne karar verilerek;
davanın kabulü ile davacı ...'a başlatılan Giresun İcra Müdürlüğü 2019/5288 Esas sayılı takibinin iptaline, davacının davalı Kuruma Giresun İcra Dairesi 2019/5288 Esas Sayılı icra takibine konu herhangi bir borcu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Kurumca davacıya yöneltilen takip dosyasının ilamsız takip dayanağının 07.11.2018 tarihli ve 14941750 sayılı varideli borç tebliğ belgesine konu yersiz ödemeler olduğunu, önce davacıya 07.11.2018 tarihli ve 14941750 sayılı varideli borç tebliğ belgesi, daha sonra ödeme olmadığı içinde Giresun İcra Müdürlüğü 2019/5288 E. Sayılı dosyasında düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davacı ödeme emrinin usulüne uygun olarak 16.05.2019'da tebliğ aldığını ve ödeme yapılmadığı için hakkında haciz işlemi yapıldığını, haciz işlemi sonrasında davacıya ilk 09.02.2021 tarihinde tebliğ olan 103 davetiyesinin gönderildiğini,
iş bu davetiyeyi borçlu davacının bizzat kendisinin tebliğ aldığını, iş bu davayı 05.09.2022 tarihinde ikame ettiğini, davacının takipten 2,5 yıl haciz işleminden haberdar olduktan 1,5 yıl sonra dava açmış olmasına rağmen, iş bu davaya konu olan borcun öğrenilmesinin 103 davetiyesi tebliği ile haberdar olduğunu dile getirmesinin dürüstlük kuralı ile de bağdaşmadığını, davaya konu olayda da mirasın hükmen reddi kararının olduğunu, buna göre hükmen ret kararıyla artık birinci zümrede mirasçı kalmadığını, ikinci zümreye geçildiğini,
Kurum borçlunun mirasını reddeden çocukları olan mirasçılarına icra takibi yapamayacağından mirasçılık sıfatına haiz davacı adına icra takibinin davacıya karşı başlatılmasının hukuka uygun olduğunu, Türk Medeni Kanunu madde 618 uyarınca miras bırakanın borçlarından mirasçılarının sorumluluğunun 5 yıl süreyle devam ettiğini, miras bırakanın ödemeden aciz olduğu hallerde ise mirasın reddedilmesine rağmen miras bırakanın ölümünden önceki 5 yıl içerisinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılması sırasında geri vermekle yükümlü olacakları değerler ölçüsünde sorumlu olmaya devam ettiğini,
bu nedenle Kurumca tahsil edilmek istenen yersiz ödemenin davacıdan tahsili gerektiğini ancak TMK 618 uyarınca bir durum olursa mirası hükmen reddeden mirasçıların da sorumluluğu olacağını belirterek kararı istinaf etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, Kurum borçlusu kardeşi ...'ın borcundan sorumlu tutulamayacağını iddia ederek menfi tespit istemine ilişkin işbu davayı açmıştır. Borçlu ...'ın mirası en yakın mirasçıları olan dava dışı çocukları tarafından reddedilmiş olup iş bu dava halen kesinleşmemiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 612 inci ve devamı maddelerine göre, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu taktirde ret, sulh hakimi tarafından sonra gelen mirasçılara bildirilir, bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.
Bunun üzerine miras, yine iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir. En yakın yasal mirasçıların reddi, kendilerinden sonra gelen mirasçılar yararına olmadıkça ve bunlar Kanun'un 614 üncü maddesinde gösterilen usul çerçevesinde mirası açıkça kabul etmedikçe miras, sonra gelen mirasçılara geçmez. Bunlar, miras bırakanın borçlarından sorumlu da tutulamaz.
Somut olayda kendisine ödeme emri gönderilen davacı Kurum borçlusunun kardeşi olup en yakın mirasçıların tamamının mirası reddi veya ret etmemesi durumlarında borçtan sorumlu tutulamayacağından Mahkemece verilen karar yerinde olmakla davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 605, 606 ve 612 nci ve devamı maddeler
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/7977, K. 2024/10466, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama