KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/8043 E., 2024/8447 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2160 E., 2023/1881 K.
- Karar
- Kısmen Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Rize İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/4 E., 2022/319 K.
Karar Metni
1.484 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı asilin emekli olabilmek için davalı Kuruma başvurduğunda, kendisine 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b (Bağ-Kur) kapsamında 2 yıl 9 ay 12 gün borçlanması halinde emekli olunabilineceği beyanı üzerine bu bedeli ödediğini, daha sonra yeniden yapılan incelemede 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında 470 güne daha ihtiyacı olduğu Kurumca belirtilerek emekli olamayacağının kendisine bildirildiğini, bu hali ile ödediği 18.397,45 TL'lik miktarın bir işe yaramayacağın belirtilmesi üzerine ödediği paranın iadesinin istenmesi üzerine Kurumca talebinin reddedildiğini beyanla yersiz olarak ödenen 18.397,45 TL'nin iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kendisinin imza ettiği, talep formları ve kendi isteği ve hür iradesi ile ödeme yaptığını, bu hali ile müvekkil Kuruma kusur izafe edilemeyeceğini, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 17 nci maddesiyle ve bu maddenin uygulanması ile ilgili yayınlanan genelgesinde, ihyadan vazgeçme müessesi bulunmayışı birlikte değerlendirildiğinde, davacının taleplerinin yersiz ve reddi gerektiğini, davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep ettiğini,
ancak iş bu davaya dayanak iptali istenilen Kurum işlemine esas olan davacının 03.01.2022 tarihli dilekçesinde davacının ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmediğini, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kabulü halinde dahi faizin ancak başvuru tarihi olan 03.01.2022 tarihinden itibaren olması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile primi ödediği sürelerin iadesi gibi bir işlemin mümkün olmadığı, bu yönü ile Kurumun yaptığı iş ve işlemlerin yerinde olduğu anlaşıldığından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının emekli olabilmek için davalı Kuruma başvurarak emeklilik işlemlerini başlattığını, Kurumca emeklilik işlemlerine başlandığını ve gün eksiği olduğunun 4/1-b kapsamında 2 yıl 9 ay 12 gün borçlanması halinde emekli olabileceğinin kendisine söylendiğini, Kurum tarafından 2 yıl 9 ay 12 günlük prim tutarı olan 18.397.45 TL'nin Kurumca istendiğini, davacı bu miktarı yatırdığını ancak Kurum tarafından kendisine hesabın yanlış yapıldığının, emekli olamayacağının bildirildiğini, davacının Kurum tarafından yanlış yönlendirildiğini, Kurum çalışanlarının hatası neticesinde yapılmış yersiz bir ödeme olduğunu,
bu hatalı işlem neticesinde davacının Kurum çalışanının beyanına itibar ederek ödeme yaptığını, davalı Kurumun dürüst davranmadığını, davacıyı yanılttığını, davacıdan yersiz ödeme alındığını, nasıl ki davalı Kurum yersiz bir ödeme yaptığında bunu geri alabiliyorsa aynı şekilde vatandaşın da yapmış olduğu yersiz ödemeyi Kurumdan talep edebilmesi gerektiğini, yersiz ödemenin iade edilmesine ilişkin bir düzenlemenin kanunda yer almamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, HMK'nın 353/1-b-2 inci maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar verilmesine, davanın kısmen kabulüne, 18.397,45 TL borçlanma bedelinin faizsiz olarak davacıya iadesine, aksine Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davacının kendisinin imza ettiği talep formları ve kendi isteği ile ihya talebinde bulunduğunu, kendi hür iradesi ile ödeme yaptığını, bu halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının kendi hür beyanına rağmen ihya olmadığı yönündeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu hususta Kuruma kusur izafe edilemeyeceğini, ihyadan vazgeçme müessesinin bulunmadığını belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 03.01.2022 tarih ve 37933389 sayılı Kurum işleminin iptali ile ödenen 18.397,45-TL.'nin ödeme tarihi olan 27.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 53, geçici 63 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, davacının 27.12.2021 tarihinde tahsis talebinde bulunup, aynı tarihte ihya talebinde de bulunarak Geçici 63 üncü madde kapsamında durdurulan süreler için 491 güne karşılık 18.853,66-TL ihya borcunu ödediği, ancak Rize SGK İl Müdürlüğü'nün 03.01.2022 tarihli yazısı ile davacının 4/a ve 4/b kapsamında bildirilen çalışma süreleri ile askerlik borçlanması süreleri toplamının 5440 gün olduğu, davacının son 7 yılda 1260 prim gün sayısı koşulunu sağlayamadığı gerekçesi ile tahsis talebinin reddine karar verildiği, davacının talebinin ise bu yöndeki Kurum işleminin iptali ile ödenen 18.397,45-TL'nin ödeme tarihi olan 27.12.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 04.06.2012 tarihinde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 31.03.2013 tarihinde Bağ-Kur sigortalığının Geçici 63 üncü madde kapsamında durdurulduğu, davacının 27.12.2021 tarihli ihya talebi üzerine 01.04.2013 - 11.04.2013 ve 01.01.2014 - 30.04.2015 tarihleri arasında toplam 491 gün Tarım Bağ-Kur sigortalılığının kazandırıldığı, ayrıca davacının 7143 sayılı Kanun kapsamında 28.06.2018 tarihli yapılandırma başvurusu üzerine 01.05.2015 - 21.03.2017 ve 23.09.2017 - 16.10.2017 tarihleri arasında da Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı,
506 ve 5510 sayılı Kanun kapsamındaki 4/a hizmetlerinin ise 3409 gün olduğu, öte yandan davacının 27.12.2021 tarihinde askerlik borçlanması talebinde bulunarak 540 gün için 20.606,40-TL. ödediği tespit edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının iadesini istediği tutarın ihyaya ilişkin bir ödeme olmadığı, 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında borçlanma yapmış olduğu,
12.05.2010 tarihli, 27579 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nin "Borçlanmaya İlişkin Süreler" başlıklı 66 ncı maddesine 16.06.2011 tarih, 27966 sayılı değişiklik ile eklenen 11 inci bendinde yer alan "Kanunun 41 inci maddesine göre yapılan borçlanmalarda aylık bağlanmamış olması şartıyla Kuruma yazıyla müracaat edilmesi halinde borçlanmadan vazgeçilebilir.
Ödenen borçlanma tutarının tamamı faiz uygulanmaksızın iade edilir. Kısmi iade yapılmaz. Yanlış veya yersiz olarak yapılmış borçlanma tutarları da faiz uygulanmaksızın ilgililere iade edilir.
Borçlandıkları hizmetler dikkate alınarak aylık bağlanmış olanların ödedikleri borçlanma tutarı ile sigortalıların vefatından önce yapmış olduğu borçlanmalara ilişkin borçlanma tutarları hak sahiplerine iade edilmez." şeklindeki düzenleme uyarınca davacıya borçlanma bedelinin faizsiz olarak iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, davacının iadesini istediği tutarın ihyaya ilişkin bir ödeme olmadığı değerlendirilerek hüküm kurulmuş ise de; Dairenin 21.02.2024 tarih ve 2024/1283 Esas, 2024/1652 Karar sayılı geri çevirme ilamı sonrası dosyaya eklenen 11.06.2024 tarihli Rize SGK İl Müdürlüğü yazısında davacının istirdadını istediği 18.397,45-TL'nin geçici 63 üncü madde hükmü gereğince durdurulan primlere ilişkin ödeme olduğu bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un Geçici 63 üncü maddesi "Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla,
prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Sigortalılıkları durdurulanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin sigortalılıkları bu maddenin yayım tarihini takip eden ay başı itibarıyla yeniden başlatılır.
Ancak, daha sonra sigortalı ya da hak sahipleri tarafından talep edilmesi hâlinde durdurulan sigortalılık sürelerinin tamamı, talep tarihinde 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden borç tutarı hesaplanarak ihya edilir. Hesaplanan borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Tebliğ edilen borç tutarının bu süre içinde tamamen ödenmemesi hâlinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu madde kapsamında ödenmiş olan tutarlar ilgilinin prim ve prime ilişkin borcunun bulunmaması kaydıyla faizsiz olarak iade edilir.
İhya edilerek kazanılan hizmet süreleri borcun ödendiği tarihten itibaren geçerli sayılır." hükmüne amir olup, anılan madde ile zorunlu sigortalı olarak geçen sürelerden priminin ödenmemesi sebebiyle sigortalılıkta dikkate alınmayan sürelerin ihyası ile bu sürelerin sigortalı süre olarak sayılması amaçlanmıştır.
Davacı da bu ihya işleminden faydalanarak sigortalılıkta sayılmayan günleri için prim borcunu tamamen ödediği, buna göre davalı Kurumca primini ödediği süreler davacıya sigortalılık süresi olarak kazandırıldığı belirgin olup, buna karşılık davacının yaptığı ödemenin Bölge Adliye Mahkemesince atıf yapılan 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında bir borçlanma olmadığı da değerlendirildiğinde davacıya aynı Kanun'un Geçici 63 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre kazandırılan bu sigortalılık sürelerinin iade edilemeyeceği gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması,
usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/8043, K. 2024/8447, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama