KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/10169 E., 2025/13843 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/205 E., 2025/105 K.
Karar Metni
1.066 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 01.09.1992 tarihinde davalı şirkette asgari ücretle işçi olarak çalıştığını, şirketin o tarihte ... Caddesindeki adresinde bulunduğunu, müvekkilinin 1 ay çalıştıktan sonra işten ayrıldığını, işe giriş bildirgesi ile sigorta sicil kartında işe giriş tarihinin 01.09.1992 olarak gösterildiğini, müvekkilinin Kuruma başvurarak hizmet dökümünün çıkartılmasını sağladığını, Kurum tarafından bildirilen yazıda işyerinin 1992 yılına ilişkin bordro vermediğinin anlaşıldığını belirterek müvekkilinin davalı iş yerinde belirtilen tarihte çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1992 tarihi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili, 01.10.2019 tarihli duruşmada, davalı ... Makina San. İnş. ve Tic. Ltd. Şti. hakkındaki davadan vazgeçtiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın kanıtı olmadığını, çalışma olgusunun somut ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli kararı ile davacının çalıştığını belirttiği döneme ilişkin dönem bordrolarının bulunmadığı, kamu tanığının tespit edilemediği, işe giriş bildirgesinin, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli olmadığı, çalışma olgusunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde güçlü kanıtlarla kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.01.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.04.2024 tarihli kararı ile davacının dava şartı olan Kuruma başvuru şartını yerine getirmediğinden Kuruma başvuru yapması için davacıya kesin süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kuruma başvuru şartı yerine getirilerek "...
Mahkememizce yapılan değerlendirmelere göre; davacının çalıştığını belirttiği döneme ilişkin dönem bordrolarının bulunmadığı, kamu tanığının tespit edilemediği, işe giriş bildirgesinin, kişinin işe alınmış olduğunu gösterirse de, fiili çalışmanın varlığının ortaya konulması açısından tek başına yeterli olmadığı, çalışma olgusunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde güçlü kanıtlarla kanıtlanamadığı, davacı vekilince davalı Kuruma müracaatın yapıldığı, 26.11.2024 tarihinde başvurunun yapıldığı,
30 günlük cevap verme süresinde de davalı Kurumca da taraflarına cevap verilmediği anlaşılmış, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile.. " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, dosya kapsamında toplanan delillere göre davanın kabul edilmesi gerektiğini, Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2, 6, 9, 79, 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Kanun'lar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
2.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
3.Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına ... Makina San. İnş. İm. Ltd.
Şti. ünvanlı işverenin ... sicil. nolu işyerinden 01.09.1992 tarihli işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, işyerinin "mak.par.inş.malz.alım sat." mahiyetinde olup 01.01.1991-31.01.1991 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1992 yılından bordro verilmediği belirtilerek 1991/1-3 arası dönem bordrolarının gönderildiği, davacının sigorta sicil no.sunun 1992 yılı Ankara serisi olduğu,işe giriş bildirgesi üzerinde yapılan imza incelemesinde davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği,emniyet ve belediye marifetiyle yapılan komşu araştırmasında komşu işyeri tespit edilemediği,
başkaca komşu işyeri araştırması yapılmadığı,davacı vekili yazılı beyanında .... caddesindeki bir iş merkezinde davacının işyerinde çalıştığı, işyerinde muhasebe bölümü ve temizlik işlerine bakan bir kadının olduğu, toplam 4-5 kişinin işyerinde çalıştığı,işyerinden davacının ... ve .... isimli kişilerin çalıştığını hatırladığı, davacının muhasebe bölümünde getir-götür işi yaptığını adreslerini bilmediğini beyan ettiği, Mahkemece anılan kişilerin de araştırılmadığı bozma öncesi ve sonrasıda Mahkemece hiç tanık dinlenmediği ve mevcut deliller doğrultusunda eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
4.Buna göre, Mahkemece, işyerinden verilmiş dava konusu dönem bordrosu olmadığından, işyerine dava konusu dönemde komşu işyeri ve kayda geçmiş çalışanları, SGK ve vergi dairesi aracılığıyla da yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak,
sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, vergi dairesinden işverenin vergi mükellefiyet dönemleri, faaliyet alanları ve adresleri de içerecek şekilde vergi kayıtları celbedilerek ayrıca dava konusu dönemi kapsar şekilde yoklama tutanağı olup olmadığı da vergi dairesinden sorularak celbedilmeli, komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı,
davacı vekilinin yazılı beyanında bahsedilen .... ve... isimli kişiler de tespit edilerek hizmet cetvelleri ve işyerinden verilmiş işe giriş bildirgeleri celbedilerek beyanlarına başvurulmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10169, K. 2025/13843, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama