KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/10242 E., 2025/16730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/520 E., 2025/707 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 11. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/135 E., 2024/273 K.
Karar Metni
1.551 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait Orman Ürünleri Kesim Atölyesinde 2009 yılı sonlarından kaza tarihi olan 22.02.2011 tarihine kadar odun kesme işi yaptığını, odun kesimi yaparken testere dişlerinin iş göremez hale gelmiş olması,
herhangi bir muhafaza ve koruma kafesi bulunmamış olması sonucu 22.02.2011 tarihinde iş kazası geçirmiş olup sağ el orta 3 parmağı kopup, serçe parmağı da ağır derecede zarar gördüğünü, müvekkilin makine dişlerinin yenilenmesi gerektiğini, makine de arıza olduğunu müteaddit defa işverene söylemiş olsa da makine dişlerinin değiştirilmediğini arızanın giderilmediğini, iş yerinde gerekli önlemlerin alınmadığını, gözetim ve denetim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, işverenin tam kusurlu olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, birleşen davada ise ek dava mahiyetinde maddi tazminat talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, bu olayda tüm kusurun iş yerinde müteaddit kereler yapılan ikazlara uymaksızın davalı şirket yetkililerinin birçok kez tespit ettiği alkollü olarak çalışan davacının bizzat kendisi olduğunu, davacının iddiasının aksine odun kesme makinesinin testere dişlerinin bakımlı ve testere dişlerinin faal ve etkin olup çalışır vaziyette olduğunu, davacının çalıştığı makinesinin koruma ve muhafaza kapağı bulunduğunu, meydana gelen kazada tüm kusurun davacıda olduğunu, davalı müvekkilin dava konusu olayda kusursuz olduğunu,
davacının ameliyat işleminin 4-5 saat kadar ertelendiğini, bunun sebebinin davacının kanında bir sıvının analizler sonucu tespit edilmiş olması ve bunun da ameliyatın olmasına engel teşkil ettiğini, davalı müvekkil şirket yetkililerinin bunun kuvvetli olasılıkla alkol olduğunu düşündüklerini, davacının çalıştığı makine diğer tüm makineler için çalışma ve kullanma talimatı ve ikaz yazılarının açıkça görünür bir şekilde iş yerinde asılı vaziyette olduğunu, koruma ve muhafaza kafesi mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle. "Tüm dosya kapsamından; davacının 22.01.2011 tarihinde iş kazası geçirmiş olduğu, SGK tarafından yapılan tahkikat sonucu 1.774,42 TL peşin sermaye değerli gelir bağlanmış olduğu, iş güvenliğini sağlamak için ve böylesi bir iş kazasının meydana gelmemesi için;
iş güvenliğinin temel prensibi olan riski kaynağında önlemek üzere dava konusu olaydaki daire testere makinesine kesilmek üzere sürülen odunun elle değil de bir aparat yardımıyla ve otomatik olarak sürülmesini sağlayacak bir makine ile fennin ve teknolojinin gereklerine uygun olacak şekilde değiştirmeli veya mevcut makine üzerinde revizyonlar yaparak makineye kesilmek üzere sürülen odunun elle değil de otomatik metotlarla olmasını sağlamalıydı, davalı işveren, daire testere makinesi üzerindeki hammadde beslemesinin otomatik yöntemlerle yapılmasının mümkün olmadığı durumlarda ise;
makinenin kesici bıçak ağzına ve hareketli mekanik kısımlarına işçinin her hal ve şarttâ elinin girmesini engelleyecek şekilde bir koruma ve muhafaza kapağı yaptırmalıydı, davalı işveren; işçinin iş organizayonu içerisinde yapacağı ve ifa edeceği görevi tanımlamalı ve bu doğrultuda işçiye yapmış olduğu işte karşılaşacağı mesleki ve özel riskler ve bu riskleri bertararaf edip minimum düzeye indirecek güvenli çalışma metotlarını öğretecek bir iş güvenliği eğitimi verdirmeliydi,
işçinin daire testere kesme makinesinde çalışırken elini makinanın kesici ve hareketli mekanik aksamlarına kaptırma tehlikesine karşı dikkat etmesini sağlayacak ve bu konudaki farkındalık ve bilinç düzeyini arttıracak şekilde bir eğitim verdirmeli ve işçinin verilen bu eğitim ve talimatlara uyup uymadığı etkin kontrol metotlarıyla denetlenmeli ve bu yönde bir iş organizasyonu yapılmalıydı, kazalı işçi, ..., iş kazası olayı sırasında 55 yaşında tecrübeli ve aklı ... birisi olarak, daire testere kesme makinesinde çalışırken elini testere makinesinin kesici ve hareketli kısımlarına kaptırmamak için azami dikkat ve özeni göstermeliydi.
Bu sebeple işçi ...'ün iş kazası olayı sırasında. “İşçiler, iş sağlığı ve güvenliği usul ve esaslarına riayet etmek, kendi şahsi can emniyetleri içip, gerekli dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar.
Tüm bu nedenlerle davalı tarafın %80 oranında, davacının ise %20 oranında kusurlu olduğu, Yüksek Sağlık Kurulu, ATK İhtisas dairesi ATK Genel Kurulundan raporlan alındığı, son olarak Genel Kurul raporu ile %33 maluliyet oranının bulunduğu, bu doğrultuda tekrar hesap bilirkişisinden rapor alındığı, 09.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda seçenekli hesap yapıldığı %33 orana göre 551.186,95 TL maddi tazminat hesabı yapıldığı, ve davacı tarafça ek dava açıldığı,
davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığı ve davalı tarafça başvurulmuş olduğu anlaşılmış olup (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2022/1903 E. 2024/448 K.sayılı kararı: "Kök rapordaki hesaplamaya itiraz etmeyen (ıslah dilekçesi veren), ilk kararı maddi tazminat hesaplama yöntemi bakımından istinaf etmeyen davacı lehine olacak biçimde, ek rapor tarihi itibariyle asgari ücrette gerçekleşen artış da uygulanarak hesaplama içeren ek rapor esas alınarak maddi tazminatın ilk hükümdeki miktarı dahi aşacak biçimde belirlenmesi,
davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hakların ihlali sonucunu doğurmuştur (HGK'nın 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yönde). Kaldı ki İlk Derece Mahkemesinin ilk kararı, bu kararı istinaf etmeyen davacı bakımından kesinleşmiştir.
Bu nedenle istinaf talep eden davalılar bakımından ek davanın reddine karar verilmiştir." ve yine bir başka Mahkeme kararımızın istinafı sonucu emsal İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi 2024/745 E. 2024/1096 K. Sayılı kararı: Tüm bu açıklamalar doğrultusunda dava konusu somut olayda davacı tarafça İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2020 tarihli 2015/ 343 Esas, 2020/ 89 Karar sayılı kararı ile lehlerine hükmedilen maddi tazminat yönünden istinaf yasa yoluna başvurulmadığı, bu nedenle hükmedilen maddi tazminat miktarının davalı işveren bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğu,
İlk Derece Mahkemesince iş bu hususun göz ardı edilerek davacı işçi lehine ilk kararda hükmedilen maddi tazminattan fazla maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır.") bu bilgiler doğrultusunda maddi tazminat değerlendirilmiş, birleşen davanın reddine karar verilmiş, manevi tazminat hususunda davacının kaza nedeniyle çekmiş olduğu acı ve ızdırap, tarafların maddi durumları, kusur durumları dikkate alınarak takdiri olarak 23.000 TL'lik kısmının kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hatalı olduğunu, kaldırma kararının tahkikata ilişkin olduğunu, Adli Tıp Kurumundan maluliyete yönelik rapor alınmadan oluşturulan yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi üzerine kaldırıldığını, istinaf kararı sonrası da dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve maluliyet oranının davacı lehine yükselmiş olduğunu,
her ne kadar davalı taraf usuli kazanılmış hakkı bulunduğunu yükselen maluliyet oranı doğrultusunda hesaplama yapılamayacağını beyan etmiş olsa da bozma tahkikate ilişkin olduğundan ve Adli Tıp Kurumu tarafından ilk kez rapor alındığından bu durum davalı lehine usuli kazanılmış hak doğurmayacağını, ilk kez Adli Tıp Kurumundan malüliyet raporu alındığına göre de bu durumdan davacının da yararlanacağını, davalı lehine usuli kazanılmış hakkın bulunmadığını, müvekkili lehine oluşan yeni hesaplama üzerinden davanın kabul edilmesi gerektiğini, ileri sürerek ve re'sen görülecek nedenlerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasında asli ve tam kusurlu tarafın davacı taraf olduğunu, Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, bu durumun tanık beyanları ile ortaya konulduğunu, davacı tarafından davalıdan tazminat dâhil hiçbir talebi olmadığı ve kendisinin kusuru ile olayın meydana geldiğine ilişkin anlaşma belgesi imzalandığını, davacının işverenden şikayetçi de olmadığını, kazanın olduğu makinede koruma kafesinin olduğunu, davacının alkollü olabileceğini, Mahkemece davacıya ödenen miktarların da dikkate alınmadığını, maddi zarar hesabının hatalı olduğunu, faizin de hatalı şekilde belirlendiğini ileri sürerek ve resen görülecek nedenlerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13., 16., 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı kazalı yararına 47.366,54 TL maddi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/10242, K. 2025/16730, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama