KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/11473 E., 2025/16534 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1148 E., 2025/845 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/62 E., 2022/208 K.
Karar Metni
607 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 25.06.2015 tarihinde davalı iş yerinde çalışırken iş kazası geçirdiğini, parmağının koptuğunu, bu olay nedeniyle Bakırköy 6. İş Mahkemesine 2016/273 Esas sayılı maddi manevi tazminat davası açtıklarını, bu davanın 24.12.2020 tarihinde müvekkilinin lehine sonuçlandığını, ancak kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesince 29.11.2021 tarihli 2021/738 Karar sayılı kararıyla bu kararın kaldırılıp dosyanın Mahkemeye iade edildiğini, Mahkemece tespit davası açılması için süre verildiğini, kazanın iş kazası olduğunu,
dava açıldıktan sonra SGK tarafından 22.11.2018 tarihli rapor hazırlanıp Mahkemeye sunulduğunu, bu raporda olayın iş kazası olduğunun belirtildiğini belirterek davacının iş yerinde çalışırken yaptığı kazanın iş kazası olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasında müvekkilinin bir kusuru olmadığını, davanın idare mahkemelerinde görülmesi, ayrıca husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı açısından Kuruma başvuru yapılmadığını, davanın sadece tanık beyanlarıyla ispat edilemeyeceğini, Kurum kayıtlarının esas olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararı ile davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2023 tarihli kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2023 tarihli kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.12.2023 tarihli, 2023/3408 Esas ve 2023/6192 Karar sayılı ilamı ile “Dosya kapsamı incelendiğinde; Mahkemece, hukuki yarar yokluğundan ret kararı isabetli görülmemiş olup iş kazası tespitine dair husus Kurumun kabulünde olsa da davalı işveren yönünden davanın esasına girilerek irdeleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesinde davacının hukuki yararı olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. ” gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davanın kabulü ile davacının davalı şirket nezdinde çalışmakta iken 25.06.2015 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar vermiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçelerinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçelerinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, temyizen bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş kazası tespitine istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle tanık beyanları, sözleşmelere göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/11473, K. 2025/16534, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama