KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/11864 E., 2025/17834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/604 E., 2025/1166 K.
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/206 E., 2023/175 K.
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 01.05.1997-30.11.2002 döneminde davalı Üniversitede sırayla Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı, Genel Sekreterlik, Evrak Kayıt Birimi, Radyo A bölümlerinde asgari ücretle çalıştığını, e-devlet üzerinden yaptığı sorgulama neticesinde davalı üniversite tarafından SGK primlerinin bildirilmediğini öğrendiğini, davacının sabah 08. 00... .00 olmak üzere haftada 45 (kırkbeş) saat çalıştığını ileri sürerek, davacının sigorta başlangıç tarihinin 1997 yılı Mayıs ayı olarak tespiti ile 1997 yılı Mayıs ayı – 2002 yılı Kasım ayı arasında yatırılmayan primlerin davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, Üniversitede görev yaptığı süre içerisinde mevzuat gereği yasal yükümlülüklerin yerine getirildiğini, gerekli tüm bildirimlerin yapıldığını, yatırılması zorunlu tüm sigorta primlerinin yatırıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalı Üniversite bünyesinde 19.12.1997 işe giriş tarihli işe giriş bildirgesinin bulunduğunu, 2547 YÖK Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca çalıştığını, söz konusu Kanun kapsamında sigortalı kollarına tabi prim ödemesinin mümkün olmayacağını, davacının kısmi istihdam edilen öğrenci olarak bildirildiğini, Kurum kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum kayıtları, kamu tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalı Üniversite bünyesinde 19.12.1997-30.11.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının tam zamanlı olduğu, 01.05.1997-19.12.1997 tarihleri arasındaki bildirim öncesi çalışma dönemi yönünden ise hak düşürücü sürenin geçtiği kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile davacının 19.12.1997-30.11.2002 tarihleri arasında davalı ... Rektörlüğünde kesintisiz bir şekilde hizmet akdine tabi işçi olarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı verildiğini, davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davacı hakkında 4857 sayılı İş Kanunu'nun İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili hükümleri ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Sigortası ile ilgili hükümlerinin uygulandığını, çalışmış olduğu süreler için Sosyal Sigortalar Kurumuna işe giriş bildirgesinin verildiğini, kısa vadeli iş kollarına bağlı iş kazası ve meslek hastalıkları sigortası primlerinin de yatırıldığını,
ayrıca iş yerinde geçirilen sürelerin tamamının çalışma süresi olarak değerlendirilemeyeceğinin açık olduğunu, davacının Üniversitede görev yaptığı süre içerisinde mevzuat gereği yasal yükümlülüklerin yerine getirildiğini, bildirimlerin yapıldığını ve mevzuat uyarınca yatırılması zorunlu sigorta primlerinin ödendiğini belirterek, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen kararın bozulmasını istemiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/11864, K. 2025/17834, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama