KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/12201 E., 2025/14352 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2035 E., 2025/1099 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 20. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/545 E., 2024/135 K.
Karar Metni
1.040 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 20.08.1991 tarihinde dava dışı ...'a ait iş yerinde çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin Kuruma verildiğini, davalı Kuruma müvekkilinin yazılı başvuru yaptığını ancak 20.08.1991-1,2,3 dönemlerine ait dönem bordrolarının Kuruma verilmediği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek; müvekkilinin 20.08.1991 tarihinde dava dışı ...'a ait iş yerinde çalıştığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, Kuruma verilen işe giriş bildirgesinin fiili çalışmanın varlığını ortaya koyması açısından tek başına yeterli olmadığını, Kurum işleminin usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının ilk defa sigortalı olarak işe başlama tarihinin 20.08.1991 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde, Kurum kayıtlarının esas olduğunu, fiili çalışmanın kuşkudan uzak bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 3 70... . maddeleri.
2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 6., 9., 79., 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanunun belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1999/21-549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davalı işverenin Kamu Kurumu olduğu ve Kamu Kuruluşlarındaki çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesinin ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılmasının esas olduğu göz önünde tutularak, davacının davasına konu çalışmanın geçtiği iddia edilen dönemin tamamına ait işveren nezdindeki puantaj kayıtları, ücret tediye bordroları ve konuya ilişkin tüm belgeler eksiksiz olarak getirtilmeli ve dikkatli incelenmelidir.
Uyuşmazlığın çözümünde resmi ve yazılı kayıtlar esas alınmalı, anılan belge ve bordrolardan sigortalının imzasını içerenlerden, imza aidiyeti yönünden çekişme bulunmayanlar ile hata, hile, ikrah halleriyle sakatlığı iddia ve kanıtlanamayan belgelerin içeriklerinde gösterilen gün kadar çalışmanın karinesini teşkil edeceği göz önünde tutulmalıdır.
Ayrıca davalı işveren nezdinde resmi sıfatla çalışan kişiler (müdür, amir, memur gibi) ile bordrolu çalışanlar tespit edilerek beyanlarına başvurulmalı, resmi veya yazılı kayıtların bulunmadığı tarihlerde alınan bu beyanlar ile eldeki deliller bir arada değerlendirilerek hüküm kurulmalıdır.
3. Değerlendirme 1.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
2.Mahkemenin yazılı hükmü, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalıdır. Yukarıda anılan yasal düzenleme ve açıklamalara göre inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işveren tarafından "....
Mah. ...Sok. pafta 4 53... parsel 49...-İstanbul" adresli ... sicil no.lu işyerinden 20.08.1991 tarihli işe giriş bildirgesi verilmiş olduğu, işyerinin inşaat mahiyetli olduğu, 01.09.1991-30.10.1991 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, işyerinden 1991 yılında bordro verilmediği, geniş çaplı yapılan komşu işyeri araştırmasında komşu işyerinin tespit edilemediği, gelen paı izin belgesinde inşaat için 28.02.1991 tarihinde inşaat izin belgesi verildiği,13.03.19 92... .06.1994 tarihlerinde yapı tatil tutanaklarının düzenlendiği, öte yandan işveren ...'ın "...
Mah. ....... Sok. No:... .../İstanbul "adresinde tuhafiye ürünleri toptan satışı faaliyeti nedeniyle 01.10.1978-31.12.1997 tarihleri arasında vergi kaydı bulunduğu, vergi kaydının kapandığı 31.12.1997 tarihinde verilen işyeri adresinin ise ...No...
Fatih-İstanbul " adresi olduğu, öte yandan davacı tanığı olarak dinlenen ve davacının inşaatta çalıştığı yönünde beyanda bulunan ancak ikamet kayıtları getirtilmeyen tanık ...'ın ise işverenin vergi dairesine bildirdiği bu son adresine komşu adreste oturduğunu beyan ettiği, anılan tanık dışında yine inşaata yakın yerde oturduğunu ve davacının inşaatta çalıştığını beyan eden ancak ikamet kayıtları bulunmayan ...'in dinlendiği, böylelikle Mahkemece belirtilen tanık beyanları ile diğer deliller değerlendirilmek suretiyle eksik araştırma ve incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
3.Buna göre, Mahkemece, davacının beyanı alınarak hangi adresli, hangi nitelikte işyerinde (inşaat, tuhafiye işyeri), kimlerle birlikte çalıştığı, işyerinde ne iş yaptığı hususunda beyanı alınmalı, inşaat işyerinde çalışması halinde bu inşaatın işverenin kendi kullanımı için mi yoksa müteahhit olarak yaptığı bir inşaat olup olmadığı da sorulmalı, çalıştığı işyerinin tuhafiye ürünleri satışı konulu olması halinde neden inşaat konulu işyerinden bildiriminin yapıldığı hususu irdelenerek dönem bordroları getirtilerek varsa bordrolu çalışanlarının beyanlarına başvurulmalı,
inşaat işyeri olması halinde davacının birlikte çalıştığını beyan edeceği kişilerin sigortalılık kayıtları da getirtilerek beyanları alınmalı, böyelikle işyerinin niteliği, davacının yaptığı iş kesin bir şekilde belirlenmeli, ayrıca tarafların da beyanları alınarak davacının çalışmasını bilebilecek olan kişiler tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı, böylelikle ,toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
4.Kabule göre de, davacının; sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan davacının dava dışı işyerinde sigorta başlangıcının yanı sıra aynı tarihte 1 gün süre ile çalıştığının da tespiti yönünde ve işveren ünvan ve işyeri sicil no.su belirtilerek infaza elverişli hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/12201, K. 2025/14352, 22 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama