KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/1739 E., 2025/7156 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1514 E., 2024/3703 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/111 E., 2022/67 K.
Karar Metni
815 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumdan babası üzerinden ölüm aylığı almakta iken davalı Kurumca aylığının kesildiğini, boşandıktan sonra eski eşi ile fiili bir birliktelik yaşamadığını, Kurumun gelir ve aylığı kesme işlemi yapması için birlikte yaşamayı somut delillerle ispat etmesi gerektiğini belirterek ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davacının kesilen ölüm aylıklarının tedbiren tekrar bağlanmasına, davacı adına toplam 165.044,72 TL borç tahakkuk edilmesine dair işlemin iptaline, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, davacının davalı Kurumca kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline ve kesilen aylığın yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; sosyal güvenlik denetmeni tarafından yapılan soruşturma sonucu Kurumdan babası üzerinden aylık alan davacının boşandığı eski eşi ... ile birlikte yaşadığı tespit edilerek hakkında rapor düzenlendiğini, davacının aylığının kesildiğini, Kurum denetmenince düzenlenen rapor ve tutanaklardan anlaşılacağı üzere davacının boşandığı eşi ile beraber yaşadığının tespit edildiğini belirterek davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Somut olayda toplanan delillere göre davacı ve boşandığı eşin boşanma tarihinden sonra ikametgah adreslerinde yapılan araştırmalarda, eski eşin resmi adreslerinde İzsu, İzmirgaz, Gediz Elektrik aboneliklerinin bulunmadığı, eski eş adına davacının ikametgah adresi olan ...
Mahallesindeki evde Gediz Elektrik aboneliğinin bulunduğu; medula kayıtlarına göre davacı ve eski eşin 04.03.2010 ve 02.07.2013 tarihlerinde aynı hastanelerde tedavi gördükleri, eski eşin 25.03.2010 tarihinden itibaren ikametgahı olan ...
Mahallesi/... adresinde yapılan soruşturmalarda tanık ... 'nun beyanına göre eski eşin orada oturmadığı, davacının 29.09.2015 tarihinden itibaren ikametgahı Muratpaşa Mahallesi/Konak adresinde yapılan soruşturmada tanıklar ... ve ... beyanlarına göre davacı ve eski eşin birlikte yaşadıkları, davacının 10.10.2008-29.09.2015 tarihler arasındaki ikametgahı olan ...
Mahallesi/ ... adresinde yapılan soruşturmada davacının tanınmadığı, eski eşin 2007-2010 tarihleri arasındaki ikametgahı ... Mahallesi/ ... adresinde yapılan soruşturmada tanık ... beyanına göre davacı, eski eş ve kızlarının 10 yıl öncesinde birlikte oturduklarını beyan ettiği, ...
Mahallesi/ ... adresinde davacı adına sabit telefon abonelik kaydının bulunduğu, 22.09.2015 tarihinde kızları ... ... 'nin polis karakolundaki ifadesinde "..babam o sırada evde değildi.. "şeklindeki beyanı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde Mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Müvekkili ve dava dışı ...'nin boşanmış olması babalık sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından eski eşin, çocuklarıyla beraber yaşayan müvekkilinin bulunduğu eve gelip gitmek durumunda kaldığını, ebeveyn olma sorumluluğu adına yapılan bu ziyaretlerin hiç bir zaman fiili bir birliktelik olmadığını, tarafların ne duygusal ne de fiziksel olarak bir araya gelmediklerini,
2.Medula sisteminde tespit edilen aynı gün tedavi olma hususunun da sınırlı sayıda olduğunu, müvekkilinin arabaya ihtiyaç duyması ve kızının rica etmesi sonucunda eski eşin geçmişten kaynaklı hukuklarının bulunması sebebiyle çocuklarını kırmayarak yardımcı olmaya çalıştığını, ... sisteminde aynı tarihli kayıtların bulunmasının tek başına fiili birlikteliği ispat etmeye elverişli ve yeterli olmadığını,
3.Yapılan çevresel soruşturma sonucunda dinlenen komşuların beyanlarının kesinlik arz etmediğini, ancak Mahkeme huzurunda dinlenen yeminli tanık ifadelerindense denetmen tarafından alınan gerçeğe aykırı beyanlara dayanılarak usul ve kanuna aykırı hüküm kurulduğunu,
4. Dava dışı eski eşin, boşanma sonrası müvekkiline nafaka ödediğini, iddia edilen şekilde fiili bir birlikteliğin olması durumunda zaten evine bakacak olan eski eşin nafaka ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
5. Aylığın kesilmesine yol açan birlikte yaşamanın ispatının, Kurum tarafından yapılması gerektiğini, Kurumun aylığı kesme işlemi yapması için birlikte yaşamayı somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, kesin ve şüpheye yer vermeyecek şekilde bir kanaate ulaşılması, aksi taktirde müvekkilinin boşanmadan sonraki süreçte birlikte yaşadığı sonucuna varsayımsal olarak varılmasının hakka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, boşandığı eş ile fiilen birlikte yaşama nedeniyle aylığın kesilmesine yönelik Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların ödenmesi ve Kuruma borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/1739, K. 2025/7156, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama