İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /10. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 10. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18275 K.2026/313

Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen…

Esas2025/18275Karar2026/313Tarih22 Ocak 2026Okuma13 dk · 2.649 kelime

KÜNYE

10. Hukuk Dairesi 2025/18275 E., 2026/313 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Ocak 2026
Mahkemesi
İş Mahkemesi
Ek karar tarihi
05.12.2024
Sayısı
2025/111 E., 2025/172 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.649 kelime·13 dk okuma·10 bölüm

Taraflar arasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının hizmet akdine bağlı olarak 08.02.2012 tarihinde davalıya ait iş yerinde asgari ücretle işe başladığını, 19.03.2012 tarihinde ise işverenin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun olmayan iş yeri şartları nedeniyle iş kazası geçirdiğini, ...

Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporuna göre % 13 özürlü hale geldiğini, davacının davalıya ait iş yerinde inşaatlarda kullanılan çubuk demirlerin üretildiği, ağır ve büyük makinaların bulunduğu kısımda 3. hadde adı verilen fırında çalışmaktayken.

6 metre uzunluğunda tanesi ortalama 1 ton olan kütük adı verilen demir blokların portifler aracılığıyla çalıştığı kısımdaki banta yerleştirildiğini ve normalde kendisinin önünde bulunan komut düğmeleri ile bu kütüklerin ocağa ilerlemesinin sağlandığını, kazanın olduğu gün davacının fırına 4 metre demir verdiğini ve bu bittikten sonra 6 metreye dönüleceğini, bunun için de yarım metrelik, ölçü belirlemeye yarayan davacının ağırlığını tam bilemediği tahminen 300 kilo ağırlığındaki bir demir parçasını kaldırıp yan tarafa koymalarının gerektiğini, bu ölçülendirme işleminin demirlerin boyutlarının temini için zorunlu olduğunu,

davacı ve benzer işe yapan diğer işçilerin de o demiri insan gücüyle kaldırdıklarını, haddede 13 - 14 kişinin çalıştığını, her haddede bir ocak ve her ocağın başında bir işçi olduğunu, ölçeklendirme yapılacağı zaman yani ölçme demiri insan gücüyle kaldırılacağı zaman başka bir işçinin diğerine yardıma geldiğini, o gün de bu demirin kaldırılması gerektiği diğer günlerde olduğu gibi müvekkiline yardıma 3. haddede fakat farklı bölümde çalışan...adlı arkadaşının geldiğini, davacının...adlı arkadaşıyla bu yarım metrelik demir blokunu kaldırdığı esnada başka birimde çalışan,

normalde elektrik işçisi olup sabit bir yeri olmayan ... adlı işçinin davacının çalıştığı yere gelerek bilinmeyen bir nedenle isteyerek veya istemeyerek çalıştır butonuna bastığını, sistemi harekete geçirdiğini, bu durumun demir blokunun birden ilerleyerek davacının ayağına çarpıp bacağının üzerinden geçip feci şekilde kırılmasına neden olduğunu, gerçekleşmesinde davacının herhangi bir kusurunun olmadığı söz konusu iş kazasının İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na tamamen aykırı davranılması sonucu meydana geldiğini, 1. haddede ocak başındaki makinede, her ne kadar sistemi;

yine iş yerinin o bölümle ilgili vazifesi olmayan bir işçinin anlaşılamayan bir şekilde çalıştırmış ise de dur butonuna basılsa dahi bu butonun harekete geçen demir blokunu durdurmadığını, sadece devamında tekrar edecek olan sıradaki işlemin önüne geçtiğini, kolay ulaşılabilecek ve sistemi komple frenleyebilecek bir acil durum buton düzeneği kurmayan işverenin öngörülebilecek risklere karşı gereken önlemleri kesinlikle almayarak görüldüğü üzere işçilerine güvenli bir çalışma ortamı sağlayamadığını, hayatlarını tehlikeye attığını zira davacının da farklı bir biçimde dengesini kaybedip bu darbeyi başına alsa idi hayatını kaybedebileceğini,

işverence gerekli kaldıraç ve bant sistemi oluşturulmayarak işçilerin tehlikeli bölgeye girmelerine neden olunarak yine hayatlarının tehlikeye atıldığını, davalı işverenin risklerden korunma ilkeleri başlıklı maddelere uymadığını, güvenli çalışma ortamı ve gerekli ekipmanların sağlanmasından işverenin sorumlu olduğunu, iş kazası geçiren davacıya ilk müdahalenin ...

Hastanesi'nde yapıldığını, oradan başka bir hastaneye sevk edilerek 7 saat süren bir ameliyat geçirdiğini, ameliyat sonrasında 7 gün hastanede yattığını, işgöremezlik raporlarından anlaşılabileceği üzere aylarca tedavi gördüğünü ve çalışamadığını, ağrılar yaşadığını ve kişisel ihtiyaçlarını tek başına göremez hale geldiğini, daha sonraları da yeniden ameliyatlar yaşadığını, davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle maddi manevi kayıplarının olduğunu, davacının eşinin kendisine bakmak zorunda kaldığı için çalışamaz hale geldiğini, aylarca kirasını ve faturalarını ödeyemediğini, tedavi süresince borç yaptığını, korku, şok ve acılar yaşadığını,

evliliğinin bozulma noktasına geldiğini, maddi zorluklar yaşadığını, meydana gelen % 13 kalıcı özürlülük durumu nedeniyle çalışamadığını, tüm bu nedenlerle gelir kaybının ve iş gücü kaybının hesaplanması gerektiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 2022/167 Esas sayılı dava dilekçesi ile: taraflar arasında Aliağa 1. İş Mahkemesinin 2013/57 Esas sayılı tazminat davası ile iş bu dava konusu olayın aynı iş kazası olduğunu, iş bu dava ile iş bu dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini, Aliağa 1. İş Mahkemesinin 2017/131 Esas sayılı işgöremezlik oranının tespiti davası ile gelinen aşamada müvekkilinin işgöremezlik derecesinin yaşına göre % 75 olarak tespit edildiğini, iş göremezlik oranındaki artıştan kaynaklı ek manevi tazminat davası açmanın zorunlu hale geldiğini, işverenin risklerden korunma ilkeleri başlıklı 5. maddesinde öngörülen hükümlere de uymadığını,

müvekkilinin 7 saat süren bir ameliyat geçirdiğini, ameliyat sonrası 7 gün hastanede yattığını, her gün bacağındaki parçalı kırıkların sebep olduğu ağrı ve acılarla yaşadığını, kişisel ihtiyaçlarını karşılamadığını, müvekkilinin taburcu olduktan sonra dinmeyen ağrıları sebebiyle sürekli ilaç iğne tedavisi gördüğünü, 2. ay sonunda ağrıların dinmemesi sebebi ile ayağının üstüne basamayınca 2. bir ameliyat olduğunu, müvekkilinin ayak bileğinin kazada açık yara, parçalı kırık ve deformite olduğunu, yapılan inceleme neticesinde müvekkilinin 28.08.2012 tarihinde 3. defa ameliyat olduğunu,

müvekkilinin dinmeyen ağrıları üzerine her ay düzenli olarak ...

Hastanesine kotrollere gittiğini, kontroller esnasında müvekkilinin ayağında kemik iltihabı, kronik venöz yetmezliği olan ayakta akıntı olduğunu, müvekkilinin aylarca kirasını ödeyemediğini, faturalarını ödeyemediğini, tedavi sürecince ve halen eş dosttan aldığı borçlarla, banka kredileri ile yaşamını idame ettirir hale geldiğini, bunun da kendisini hem maddi hem manevi yönden bunalıma soktuğunu, evliliğinin dahi bozulma noktasına geldiğini, ev eşyalarını dahi satacak noktaya geldiğini, arkadaşlarının verdiği borç ile bu durumdan kurtulduğunu,

kendisinin halen çalışamadığını ve geçimini sağlayamadığını iddia ederek müvekkilinin iş kazasından kaynaklanan psikolojik ruhsal yaralamanın, olay anında ve sorasında fiziken ve ruhen çektiği acıları ve sosyal sorunlarının bir nebze azalması adına fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 600.000 TL ek manevi tazminatın olay tarihi olan 19.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davacı vekili 2024/86 Esas sayılı dava dilekçesi ile: müvekkili ile davalı taraf arasında Aliağa 1. İş Mahkemesi 2013/57 E. sayılı tazminat davası ile iş bu davanın konusu olayın aynı iş kazası olduğunu, Aliağa 1. İş Mahkemesi'nin 2013/57 E. sayılı tazminat davası ile davacı tarafından açılan ve karşı davaları ile birleşen Aliağa 1. İş Mahkemesi 2017/131 E. sayılı işgöremezlik tespit davasının bekletici mesele yapıldığını, müvekkilinin SGK tarafından başta % 14,2 olarak tespit edilen iş göremezlik derecesinin F % 76, E cetveline yaşına göre % 75 olarak tespit edildiğini,

müvekkilinin vücudundaki iş göremezlik derecesi artışının aynı iş kazasına bağlı olduğunu, maluliyet tespit davası sırasında sonradan alınan güncel Adli Tıp Kurumu raporlarının sonradan öğrenildiğini, her iki davanın tarafları, konusu, toplanacak deliller yönünden birbiriyle doğrudan ilgili olduğunu, ilk açılan davada tüm delillerin toplandığını ve kusur raporlarının alındığını iddia ederek açıklanan nedenlerle HMK ve usul ekonomisi gereği işbu davanın Aliağa 1. İş Mahkemesi 2013/57 E. sayılı tazminat davası ile birleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin adli yardım isteminin daha önce kabul edildiğini,

müvekkilinin bu iş kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici işgöremezlik maddi zararlarının yanı sıra SGK tarafından karşılanmamış hastaneye gidiş geliş yol masrafı, ameliyat masrafları, ilaç ve pansuman giderleri, bakıcı - refakat giderleri zararlarının karşılanması amacıyla fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.250.000 TL ek maddi tazminatın olay tarihi olan 19.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının 08.02.2012 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, 19.03.2012 tarihinde kendi dikkatsizliği sebebiyle iş kazası geçirdiğini, davacının olay sırasında ayağını sokmaması gereken yere soktuğunu ve kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, iş yerinde malzemelerin kaldırılmasına yarayan araçların tümünün mevcut olduğunu, bunların kullanılması gerektiği yönünde de talimatların verildiğini, iş yeri özlük dosyasında mevcut iş güvenliği eğitimi tutanakları ile davacıya işe başlangıçta tüm eğitimlerin verildiğini ve eğitimlerin çalışma sürecinde devam ettiğini,

bunun yanında davacıya yapacağı işin anlatıldığı, uygulamalı eğitim verildiğinin iş başı eğitim formu ve oryantasyon eğitim tutanakları ile sabit olduğunu, davacıya ait 08.02.2012 tarihli haddehane teknik emniyet ve iş güvenliği talimatı, 08.02.2012 tarihli sevkiyat saha emniyet ve iş güvenliği talimatı, 08.02.2012 tarihli taşlama ve kesme makineleri kullanma ve bakım talimatı ve 08.02.2012 tarihli yüksek yerlerde çalışmaya ilişkin iş güvenliği talimatı ile bu eğitimlerin tümünün verildiğini, 07.02.2012 tarihli ve davacı tarafından imzalanan teknik emniyet ve iş güvenliği talimatı tutanağı ile davacının tüm güvenlik kurallarına uyacağını,

kişisel korunma araçlarını eksiksiz bir biçimde teslim aldığını ve sürekli kullanacağını beyan ettiğini ve buna ilişkin zimmet belgesinin de dosyada yer aldığını, davacıya iş başı eğitimi verildiği gibi daha sonra eğitimlerin uygulanıp uygulanmadığının da kontrol edildiğini, davacının maluliyeti konusundaki beyanlarına itiraz ettiklerini, geçirdiği kaza sebebiyle varsa maluliyetinin tespiti amacıyla SGK müracatının sağlanması gerektiğini, maluliyetin bulunup bulunmadığının, oranının tespitinin gerektiğini, davacıya bir gelir bağlanmış ise bu hususunda SGK'den sorularak maddi zarar var ise bundan düşülmesi gerektiğini,

davacının maluliyeti var ise bunun iş kazası ile illiyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğini, davacının tüm tedavi giderlerinin SGK taraından karşılandığını, ayrıca yaptığı tedavi giderleri yönünden de dosyaya bir evrakın sunulmadığını, bununla birlikte davacının raporlu olduğu süreçte SGK'den geçici işgörmezlik ödeneği alması gerekirken bu yönde talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın...

Sigorta AŞ'ye ihbar edilmesini ve reddini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 2022/167 Esas sayılı cevap dilekçesi ile: davacı vekilinin müvekkilinde iş kazasından kaynaklanan psikolojik, ruhsal yaralanmanın, olay anında ve sonrasında fiziken ve ruhen çektiği acılar ve sosyal sorunlarının bir nebze azalması adına fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 600.000 TL ek manevi tazminatın 19.03.2012 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiğini ancak öğretide ve Yargıtay kararlarında manevi tazminat davasının kısmi dava olarak açılamayacağı, ıslah yoluyla da talebin artırılamayacağının benimsendiğini,

manevi tazminat taleplerinin kısmi davaya konu oluşturamayacağı görüşüne göre, manevi tazminat taleplerinin her ne kadar bir para alacağı olarak nitelendiriliyorsa da bu durumun manevi tazminatın gidermeye yöneldiği zararın bölünebilir olduğu anlamına gelmediğini zira manevi zararın, hukuka aykırı eylem ya da davranışın işlendiği anda duyulan üzüntü, elem veya acı olup zamana yayılamayacağını, dolayısıyla davacının bu elem ve acısını takdir etmesi ve bir miktarla belirlemesi gerektiğini, manevi tazminatın bir bütün olduğunu,

duyulan acı ve üzüntünün karşılığı dava yolu ile belirlenip karşı tarafa bildirildikten sonra arttırılması veya yeni bir dava açılarak istenmesinin mümkün olmadığını, öte yandan davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığını, şöyle ki HMK m. 107/1 "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" diyerek hakim tarafından belirlenemeyecek bir alacak olması gerektiğini belirttiğini,

meydana gelen kazada müvekkili davalının kusur ve ihmalinin bulunmadığını, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının 08.02.2012 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, 19.03.2012 talihinde kendi dikkatsizliği sebebiyle iş kazası geçirdiğini, davacının olay sırasında ayağını sokmaması gereken yere soktuğunu ve kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, ayrıca iş yerinde malzemelerin kaldırılmasına yarayan araçların tümünün mevcut olup bunların kullanılması gerektiği yönünde de talimatlar verildiğini,

davacı tarafın daya dilekçesinde olayın oluş şekline ilişkin açıklamalarının gerçeğe aykırı olduğunu işe başlarken davacıya tum iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini, iş yeri özlük dosyasında mevcut iş güvenliği eğitimi tutanakları ile davacıya işe başlangıçta tüm eğilimlerin verildiği ve eğitimlerin çalışma sürecinde devam ettiğinin sabit olduğunu, bunun yanında davacıya yapacağı işin anlatıldığı,

uygulamalı eğitim verildiğinin işbaşı eğitim formu ve oryantasyon eğitim tutanağı ile sabit olduğunu, davacıya ait 08.02.2012 tarihli haddehane teknik emniyet ve iş güvenliği talimatı, 08.02.2012 tarihli sevkiyat saha emniyet ve iş güvenliği talimatı, 08.02.2012 tarihi taşlama ve kesme makineleri kullanma ve bakım talimatı ve 08.02.2012 tarihli yüksek yerlerde çalışmaya ilişkin iş güvenliği talimatı ile bu eğitimlerin tümünün verildiğinin sabit olduğunu, ayrıca 07.02.2012 tarihli ve davacı tarafından imzalanan teknik emniyet ve iş güvenliği talimatı tutanağı ile davacının tüm güvenlik kurallarına uyacağını,

kişisel korunma araçlarım eksiksiz bir biçimde teslim aldığını ve sürekli kullanacağını beyan ettiğini, buna ilişkin zimmet belgesinin de dosya içerisinde yer aldığını, davacıya iş başı eğitimi verildiği gibi daha sonra eğitimlerin uygulanıp uygulanmadığının da kontrol edildiğini, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kaza sonrasında davacının tüm ihtiyaçları ile ilgilenilmiş olup ayrıca kusur durumu da dikkate alındığında davacının manevi tazminat alacaklısı olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu,

bu hususun da Mahkemece göz önünde bulundurulmasını talep ettiklerini, Yargıtay kararlarında da açıkça manevi tazminat isteminin fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte olmaması gerektiğinin belirtildiğini, davacının da taraf olduğu Aliağa 1. İş Mahkemesi 2017/131 Esas sayılı işgöremezlik oranı tespit davasının halen sürdüğünü, söz konusu davanın bitmesi sonrası işgöremezlik oranı netleşeceğinden bu davanın beklenilmesi gerektiğini, iş kazası sonucu tazminat oranının belirlenmesine esas işgöremezlik oranının tespiti, kısaca zararın tam olarak bilinmesinin bir süreç alabileceğini,

zarar görenin Mahkeme önünde ciddi bir dava açarak tazminat isteminde bulunabilmesi ve bu istemini objektif bir şekilde destekleyen, etkili gerekçelerini ortaya koyabilmesi için oluşan zararın niteliğini, kapsamını ve bütün unsurlarını öğrenmesi gerektiğini, o hâlde böyle bir süreç nedeni ile işgöremezlik oranı tam kesinleşmeden tazminata karar verilmesi hâlinde,

bu tazminat miktarının zarar gören tarafından temyiz edilmese bile gelişen durum nedeni ile işgöremezlik oranı daha sonra tam olarak belirlenmiş ve farklı bir oran ise önceki tazminat miktarının karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak teşkil etmeyeceğini savunarak her ne kadar 18.03.2022 tarih ve 2022/1 67... /125 Karar sayılı gerekçeli kararı ile birleştirme kararı verilmişse de yukarıda ayrıntıları ile açıklanan sebeplerle, dosyanın tefrik edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı vekili 2024/86 Esas sayılı cevap dilekçesi ile: davacı vekilinin açtığı ek tazminat dosyasının 15.05.2024 tarihli tensip tutanağı ile Mahkemenin 2013/57 Esas sayılı tazminat dosyası ile birleştirildiğini, davacının talep ettiği tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, 19.03.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacı vekilince 15.05.2024 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğradığının açık olduğunu,

taraflar arasında derdest olan Mahkemenin 2013/57 E. sayılı dosyasında henüz karar verilmediği ve yargılama devam ediyorken davacı vekilinin ikame ettiği 2024/86 E. sayılı ek maddi tazminat dosyasında davacı tarafın hukuki yararının bulunmadığını, hukuki yararı bulunmayan işbu 2024/86 E. sayılı davanın reddi gerektiğini, meydana gelen kazada müvekkili şirketin kusur ve ihmalinin bulunmadığını, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, davacının 08.02.2012 tarihinde müvekkili şirket bünyesinde çalışmaya başladığı 19.03.2012 tarihinde kendi dikkatsizliği sebebiyle iş kazası geçirdiğini,

davacının söz konusu olay sırasında aldığı eğitimlere ve tecrübesine rağmen ayağını sokmaması gereken yere sokup kazaya sebebiyet verdiğini ayrıca iş yerinde malzemelerin kaldırılmasına yarayan araçların tümünün mevcut olup bunların kullanılması gerektiği yönünde de talimatların verildiğini, davacı tarafın bu talimatlara uymayarak söz konusu kazaya sebep olduğunu, davacının kusurunun açıkça ortada olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesinde olayın oluş şekline ilişkin açıklamaların gerçeğe aykırı olduğunu, işe başlarken davacı işçiye tüm iş güvenliği eğitimlerinin verildiğini,

davacı vekilinin davacının maluliyeti konusundaki beyanlarına itiraz ettiklerini, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin yersiz olduğunu, müvekkili şirket yönünden ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığını, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini savunarak davacı vekilinin haksız ve hukuki yararı bulunmayan 2024/84 Esas sayılı dosya hakkında 2013/57 Esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilmişse de açıklanın sebeplerle dosyanın tefrik edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

Daire kararında özetle; “... manevi tazminatın bölünemezliği ilkesi kapsamında, istemin tam olarak belirli olup davada değerlendirilip karara bağlanmasının mümkün olması, bu yönle davacının asıl davadaki manevi tazminat talebine ek olarak birleşen dava yoluyla manevi tazminat isteminde bulunmasında hukuki yararının olduğundan bahsedilemeyeceği de gözetilerek, birleşen dava ile ilave olarak istenen manevi tazminat talebine ilişkin istemin reddi gerekirken, yazılı şekilde bu istemin kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.” denilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

SONUÇ / HÜKÜM

Açıklanan sebeplerle; Davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz yoluna başvuru harcının ve aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, fazla yatırılan harcın istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/18275, K. 2026/313, 22 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  7. A. Bozma Kararı
  8. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  9. V. Temyiz
  10. A. Temyiz Sebepleri
  11. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  12. VI. Karar
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/18275
Karar No
2026/313
Tarih
22 Ocak 2026

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18610 K.2026/462
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18698 K.2026/463
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18879 K.2026/567
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18966 K.2026/403
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18968 K.2026/584
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/18972 K.2026/464

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.