KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/1895 E., 2025/6219 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2896 E., 2024/3221 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 48. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/111 E., 2023/204 K.
Karar Metni
1.833 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili, davalı ... şirketi vekili, davalı ... şirketi ile ihbar olunan ...'ın ortak vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... şirketi vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 15.04.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir.
Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı ... İnş. Turz. ve End. Ltd. Şti. adına Av. ... ile davacı adına Av. ..., davalı ... Yapı İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ihbar olunan ... adlarına Av. ... geldiler. Davalı ... adına gelen olmadı, vekilinin mazeret dilekçesi gönderdiği görüldü. Davalı ... adına gelen olmadı.
Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 840.694,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmişti
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davalı üniversitenin bir kusuru olmadığı, davacının %20, davalı ...'nin %50, davalı ... şirketinin %10, ihbar olunan ...'ın %10, davalı ... şirketinin %10 oranında kusurlu olduğundan bahisle davalı Üniversite hakkındaki davanın kusuru bulunmadığından bahisle reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... şirketi vekili, davalı ... şirketi ile ihbar olunan ...’ın ortak vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli Kararıyla ihbar olunan ...'ın istinaf istemleri değerlendirilmeksizin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.BOZMA ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.02.2024 tarihli Kararına karşı davalı ... şirketi vekili, davalı ... şirketi ile ihbar olunan ...’ın ortak vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 25.06.2024 tarih, 2024/5480 Esas, 2024/7101 sayılı Kararı ile ihbar olunan ...'ın istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunduğu, bu nedenle adı geçenin istinaf başvurusu yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın sonuca gidilmesinin hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen temyiz incelemesine konu 07.11.2024 tarihli Kararla tüm istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı ... şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, tedavisi tam olarak bitmeden hastaneden ayrılan davacının varsa maluliyete katkısının tespit edilmesi gerekirken ve bu yönde bir ara karar da varken bu gerekliliğin yerine getirilmediğini, istinaf incelemesinde bu hususa ilişkin eksikliğin sonuca etkili olmadığı tespitinin yerinde olmadığını, davada;
somut olayda geçerliliği olmayan çerçeve sözleşme hükümlerine dayanarak tüm tanık beyan ve diğer delillere rağmen müvekkilinin sorumlu tutulmasının gerekçesinin kesinlikle açıklanmadığını, buna ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının Adli Tıp Kurumunda bizzat muayenesi yapılarak oluşmuş olan maluliyete kendisinin katkısının da değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkiline kusur verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kendi eksik ve kusurlu iş görmesi nedeni ile zarar gördüğünün diğer belgeler ile de sabit olduğunu, davacıya yüklenen kusurun son derece az olduğunu, hükme esas ücretin hatalı tespit edildiğini,
İlk Derece Mahkemesi kararında gerekçe bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi ve ihbar olunan ...’ın ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, sürekli iş göremezlik oranı tespit kararlarına detaylı ve dayanaklı olarak itiraz edilmişse de itirazlarının Yerel Mahkeme tarafından karşılanmadığını, İstinaf Mahkemesince de bu itirazlarının değerlendirilmediğini, Yerel Mahkeme tarafından, Yüksek Sağlık Kurulu’ndan davacının maluliyet oranının belirlenmesinin istenmesinin yanında açıkça bu maluliyet oranının artmasında davacının kaza dışında bir katkısının bulunup bulunmadığının da belirlenmesinin istendiğini,
Yerel Mahkeme tarafından Yüksek Sağlık Kuruluna gönderilen 03.05.2019 tarihli Müzekkerenin de işbu ara karar doğrultusunda tanzim edildiğini buna rağmen yüksek sağlık kurulu raporunda, sayın Mahkemenin kendilerinden talep ettiği bu husus ile ilgili tek bir cümle değerlendirme dâhi yapmadığını, davacının iş kazasını, 29.09.2014 tarihinde Muğla ilinde geçirmiş ve ilk müdahalesi ve ameliyatı bu tarihte ...
Tıp Fakültesi Hastanesinde yapıldığını ve fakat davacı işçinin tüm sorumluluğu kabul ederek bu hastanedeki tedavisi henüz bitmeden hastaneden ayrıldığını, bu hususun hastane evraklarından belli olduğu gibi bizzat davacı tanığının ifadesinde de belirtildiğini, davacının, henüz tedavi süreci sona ermeden hastaneden ayrılmış olmasının iyileşme sürecini de olumsuz etkilediğini, davacının 19.12.2014 tarihinde ...
Hastanesine yatış gerçekleştirerek enfeksiyon nedeniyle implant çıkarma ameliyatı geçirmesi gerektiğini, gerek tedavi süreci sona ermeden davacının hastaneden ayrılmış olması, gerekse de kemikteki kaynama henüz gerçekleşmemişken kırığı sabitlemek için takılan implantın iltihaplanma nedeniyle çıkartılmasının davacının iyileşmesini etkileyecek faktörler olduğunu, dosya kapsamında düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunmasının İlk Derece Mahkemesi kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunun açık bir göstergesi olduğunu,
davalı müvekkili şirket ve ihbar olunan müvekkilinin üzerlerine düşen tüm tedbir ve denetim yükümlülüklerini layıkı ile yerine getirdiklerini, yetkilileri vasıtasıyla inşaat sahasını düzenli olarak denetime tabi tuttuklarını, buna rağmen, dava konusu kazanın tamamen davacı yanın kendi kusur ve ihmali sonucu meydana geldiğini, diğer davalı işveren Sadi tarafından dosyaya sunulan dilekçelerin ekinde, davacı işçiye koruyucu malzeme teslim edildiğine ve gerekli eğitimlerin verildiğine ilişkin davacı yanca imzalanmış belgeler bulunduğunu, dolayısıyla,
mezkûr kaza sebebi ile ne müvekkili davalı şirkete ne de ihbar olunan müvekkili ...'a atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davacı yanın sigortalı hizmet bildirgeleri de nazara alındığında ortada bir sorumluluk var ise bu sorumluluğun diğer davalılara ait olduğunu, daha önceki beyanlarında da belirtildiği gibi, ihbar olunan müvekkili ... ile diğer davalı ... şirketi arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesinin 15. maddesi gereği sorumlulukların davalı ... şirketine ait olduğunu, dosya kapsamında davacı yanın kaza tarihi itibariyle asgari ücret ile çalışmakta olduğunun sabit olduğunu,
davacı yanca asgari ücretten farklı bir ücret alındığına ilişkin bir iddiada da bulunulmadığını, Yerel Mahkemenin bu konuda re’sen araştırma yetkisi bulunmadığını, itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesinin isabetli olmadığını, davacı yanın taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesine özetle, davacının kazayı mesai saatleri dışında ve kimseden talimat almadan gerçekleştirdiğini, bu hususun hiç değerlendirilmediğini, ayrıca işçinin raporlarını müvekkiline bildirmediğini ve tedavisini yarım bıraktığını, maddi tazminata ilişkin hesap raporunda davacının asgari ücretle çalıştığı sabit olmasına rağmen TÜİK verilerine dayanılarak hesap yapıldığını, bu nedenle ortaya çıkan tazminat miktarının fahiş olduğunu, rapordaki ücret tespitine karşı itiraz edilmiş olmasına rağmen ek rapor alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
Yargıtay kararları gereği itiraza uğramış raporla karar verilemeyeceğini, ayrıca davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ücret tespitinin hatalı ve çelişkili olduğunu, PMF tablosu ile de değerlendirme yapılması gerektiğini, iskontonun %10 üzerinden yapılması gerekirken %5 uygulanmasının hatalı olduğunu, davacının iş kolunda 60 yaşına kadar aktif çalışma süresi öngörülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik süresine ilişkin SGK ödemelerinin tamamının mahsup edilmesi gerektiğini, SGK tarafından ödenen ilk peşin sermaye değerinin tamamının düşülmesi gerektiğini,
işgücü kayıp oranına ilişkin raporların da eksik inceleme sonucu düzenlendiğini, özellikle Yüksek Sağlık Kurulu ile Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından davacının maluliyet oranının kazadan bağımsız şekilde artıp artmadığı hususunun değerlendirilmediğini, Adli Tıp raporlarının da itirazları karşılamadığını, ayrıca davacının hastaneden tedavisi tamamlanmadan ayrıldığını, implantın iltihaplanması nedeniyle çıkarıldığını, bu hususların maluliyet oranını etkileyen unsurlar olmasına rağmen dikkate alınmadığını, bu nedenle dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, kusur raporlarının da hatalı olduğunu,
davalı müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, en aleyhe durumda dahi sorumluluğun diğer davalı taşeron şirkete ait olduğunu, taşeronluk sözleşmesinin 15. maddesi gereği iş güvenliği önlemlerinin taşeronun yükümlülüğünde olduğunu, bu nedenle kusur ve tazminat hesaplamalarına esas alınan raporların hükme esas alınamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C.Değerlendirme ve Gerekçe a.Davalı ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde, Temyiz yoluna başvuran tarafın hukuki yararının bulunup bulunmadığı, öncelikle onun davadaki talebi ile Mahkemenin hükmü karşılaştırılarak belirlenir. (HMK 364/2-f bendine göre temyiz dilekçesinde "Temyiz sebepleri ve gerekçesi" bulunmak zorundadır) Aksi halde temyiz talebinin kötü niyetle yapıldığı kabul edilir. Kötü niyetle temyiz, davanın gereksiz yere uzamasına ve yargı organlarının yersiz meşgul edilmesine yol açar.
Somut olayda, davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin Dairemizce bozulan 19.02.2024 tarihli Kararına karşı temyiz yoluna başvurduğu, ne var ki adı geçen davalının anılan temyiz isteminin eksik harç muhtırasına rağmen harç eksikliği giderilmediği için Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli Ek Kararıyla reddedildiği, ek kararın davalı ... vekiline 19.03.2024 tarihinde tebliğ edildiği ancak temyiz edilmediği,
Dairemizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına dair kararı sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz incelemesine konu 07.11.2024 tarihli Kararda davalı ... aleyhine olmak üzere herhangi bir değişikliğin de bulunmadığı anlaşıldığından davalı ... vekilinin temyiz yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bu nedenle davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
b.Davalı ... şirketi vekili, davalı ... şirketi ile ihbar olunan ...’ın ortak vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine,
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... şirketi vekili, davalı ... şirketi ile ihbar olunan ...’ın ortak vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, İlk Derece Mahkemesince bir adet hesap raporu alınıp, 02.04.2023 tarihli bu rapora itibar edildiği, hesap raporunda davacının işe giriş bildirgesinde montajcı olarak gösterildiğinden bahisle TÜİK montajcı emsal ücretine göre hesaplama yapıldığı, bu ücretin asgari ücretin 1,79 katına isabet ettiği, Kuruma bildirilen ücretin asgari ücret düzeyinde olduğu, davacı tanığı ...'ın davacının günlük 70-80 TL aldığı yönünde beyanda bulunduğu, diğer bir kısım davacı tanıklarının davacın ücretini bilmediklerini, kendilerinin 60,00 TL yevmiye aldıklarını beyan ettikleri, Çevre ve Şehircilik Bakalığından ve meslek odasından ücret araştırması yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık maddi zararın belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
Yapılacak iş sigortalının montaj işçisi olduğu gözetilmek suretiyle, yaşı, mesleki kıdemi ve işyerindeki kıdemi belirtilmek suretiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığından ve meslek odasından bilinen devrede alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle birlikte değerlendirip davacının gerçek ücretini tereddütsüz olarak belirlemek, sonrasında davacı tarafın kanun yoluna başvurmamış olduğunu, davalı ...'nin kanun yolu başvurusunun reddine karar verildiğini dikkate alarak 02.04.2023 tarihli hesap raporunun bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönemlerin başlangıç ve bitiş tarihlerinin değiştirilmemesi gerektiğini dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak ve usuli kazanılmış hakları da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, 1.Davalı ... vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/1895, K. 2025/6219, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama