KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/2093 E., 2025/9561 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/912 E., 2024/3116 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 16. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/260 E., 2022/297 K.
Karar Metni
583 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının mülga 506 ve 2925 sayılı Kanun'lara tabi olarak geçen çalışmaları sonucunda 2829 sayılı Kanun'a göre birleştirilen sigortalılık süreleri ve prim ödeme gün sayıları üzerinden 22.12.2014 tarihinden başlamak üzere yaşlılık aylığı bağlandığını, Kurum tarafından 4 yıl sonra yapılan işlem ile ... (...
Elektronik) isimli firmada geçen 28.08.2014-30.09.2014 tarihleri arasındaki sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayılarını iptal edildiğini, buna bağlı olarak yaşlılık aylığının da başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiğini, oysaki davacının bu tarihler arasında işyerinde fiilen satış temsilcisi/sekreter olarak çalıştığını, 2014 yılı Temmuz ayında Türkiye'ye gelerek, burada yaşamaya başladığını, ...
Elektronik firmada çalıştığını, 30.09.2014 tarihinde işten ayrılıp, 2014 yılı Ekim ayında yurtdışına gittiğini, ücretlerini aldığını, sigorta primlerinin ödenmediğini sonradan öğrendiğini, Kurumun hatalı bir tespite dayanarak davacının sigortalılık süresini iptal edilmesi sonucunda yaşlılık aylığından mahrum bırakıldığını, ayrıca 79.711,30 TL. tutarında borçlu sayıldığını,
ayrıca 4/1-b kapsamında prim tahakkuk ettirildiğini belirterek davacının 28.08.2014-30.09.2014 tarihleri arasında geçen ve primi ödenen sigortalılık süresinin iptaline dair Kurum işleminin iptali ile 22.12.2014 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ve daha önce bağlanmış ve ödenmeyen aylıklarının ödenmesine yersiz ödeme iddiasına bağlı olarak müvekkiline gönderilen 79.711,30 TL. ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2- Davalı ... tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut verilere dayalı denetim raporunun aksinin davacı tarafından usule uygun deliller ile ispat edilemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davacının iş yerinde çalıştığını tanık beyanları ile ispat etiklerini, Emniyet Müdürlüğü yurt dışı giriş çıkış kayıtları ile de davacının yurt içinde olduğunu belgelediklerini, iş yerinin bulunduğu binada oturanların dinlenmesi hususundaki taleplerinin dikkate alınmadığını, kısa süreli çalışmanın üzerinden 4-5 yıl geçtikten sonra iptal edilmesinin sorumluluğunun davacıya yüklenmesinin hakkaniyete uymadığını, Kurumun gereken araştırmaya zamanında yapması gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalı ... ünvanlı iş yerinde 28.08.2014-30.09.2014 tarihleri arasındaki çalışmalarının gerçek olup olmadığı, Kurumun yaşlılık aylığının iptaline ilişkin işleminin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/2093, K. 2025/9561, 4 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama