KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/3399 E., 2025/15962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3788 E., 2024/3181 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/151 E., 2024/242 K.
Karar Metni
916 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmek ve de duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 25.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davalı adına Av. ... ve Av. ... ile davacı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya kapsamından, davacının yargılamaya konu iş kazasından sonra adam öldürme suçundan hapis cezasına mahkum olduğu, hali hazırda ... Açık Cezaevinde hükümlü olduğu, davacının ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/836 Esas, 2015/1713 Karar sayılı kararı ile kısıtlandığı ve .... isimli şahsın davacıya vasi olarak atandığı, adı geçen vasinin davacı adına verdiği vekaletnameye dayanılarak vekil marifetiyle temsil edildiği, asıl dava dosyasının kısıtlanma tarihinden önce açıldığı, ancak birinci ve ikinci birleşen dava dosyalarının vasinin verdiği vekaletname ile 20 18... yıllarında açıldığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 9. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan kimsenin, kendi fiilleriyle hak edinebileceği ve borç altına girebileceği, 10. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyetinin bulunduğu, 13. maddesinde, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin, bu Kanuna göre ayırt etme gücünün bulunduğu,
14. maddesinde, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetine sahip olmadıkları, 16. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, 397. maddesinde, vesayet makamının sulh hukuk mahkemesi olduğu,
405. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı, görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları, 409. maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği, 448. maddesinde,
vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla vasinin, vesayet altındaki kişiyi tüm hukuki işlemlerinde temsil edeceği, 462. maddesinde, acele durumlarda geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere vasi tarafından dava açılabilmesi için vesayet makamından izin alınması gerektiği belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu, 51. maddesinde, dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanların davada yasal temsilcileri tarafından temsil edileceği, 54. maddesinde, yasal temsilcilerin, davanın açılıp yürütülmesinin belli bir makamın iznine bağlı olduğu durumlarda izin belgelerini dava veya cevap dilekçesiyle mahkemeye vermek zorunda olduğu,
aksi takdirde dava açamayacak ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamayacakları, şu kadar ki, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkemece, yasal temsilcilerin yukarıda belirtilen eksikliği gidermeleri koşuluyla dava açmalarına veya davayla ilgili işlem yapmalarına izin verilebileceği, izin belgesinin alınması için mahkemeye başvurulması gerekiyorsa ilgiliye, başvuru için kesin süre verileceği, bu süre içinde mahkemeye başvurulması durumunda bu konuda karar verilinceye kadar bekleneceği, süresi içinde belgelerin sunulmaması veya mahkemeye başvurulmaması hâlinde, dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılacağı,
56. maddesinde, taraflardan birinin vesayet altına alınması veya kendisine yasal danışman atanması istemi mahkemece uygun bulunur ya da mahkemece gerekli görülürse, bu konuda kesin bir karar verilinceye kadar yargılamanın ertelenebileceği açıklanmış, 114. maddesinde, tarafların dava ehliyetine sahip olmaları, dava koşulları arasında sayılmış, 115. maddesinde, mahkemenin, dava koşullarının var olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava koşulu eksikliğini belirleyen mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, eksikliğin giderilmesi olanaklı ise bunun tamamlanması için kesin süre vereceği,
bu süre içinde eksiklik giderilmemişse davayı usulden reddedeceği bildirilmiştir.
Buna göre, kişinin kendisi tarafından veya yetkili kılacağı temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usûl işlemlerini yapabilme yeteneği olarak tanımlanan dava ehliyeti, medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şekil olup ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar kural olarak dava ehliyetine sahip olmadıklarından davada yasal temsilcileri tarafından temsil edilmeleri gerekmektedir. Dava koşulu niteliğindeki dava ehliyeti ile vasi tarafından dava açılabilmesi için gereken vesayet makamı izin belgesinin varlığının mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.
Eldeki davada ise, davacıyı temsilen vasi tarafından verilen vekaletname doğrultusunda davacı adına birleşen davalar açılmış ve davacı bu şekilde temsil edilmiş ise de, husumet izni alınmamıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 448. maddesi vesayet altındaki kişinin taraf bulunduğu davalarda onun vasi tarafından temsil edileceğini öngörmekle birlikte, vasi, sadece vasi kararına istinaden ayırt etme gücünden yoksun bulunan küçük ya da mahcuru davada temsil etme yetkisine sahip değildir.
Vasinin, anılan temsil görevini yerine getirebilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamı tarafından kendisine husumet izni verilmesi gerekir.
Dava ehliyeti Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olup, dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemeler ve Yargıtay tarafından resen dikkate alınabilecek niteliği dikkate alındığında, mahkemece davacı vekiline ve davacının vasisine izin kararının/belgesinin dosyaya ibraz edilmesi üzere süre tanınmalı, bu noksanlık giderildikten sonra dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi gerekir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3399, K. 2025/15962, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama