KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/3810 E., 2025/11502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2383 E., 2024/2791 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bilecik 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/312 E., 2024/316 K.
Karar Metni
763 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirkette 03.08.1999-26.12.2016 tarihleri arasında frit hazırlama bölümünde çalıştığını, meslek hastalığına yakalandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının tespit edildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 1.041.595,89 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, maddi tazminata ilişkin unsurların oluşmadığını, meslek hastalığı oluşumunda müvekkiline izafe edilebilecek kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 1.041.595,89 TL maddi tazminatın meslek hastalığının başlangıç tarihi olan 30.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın meslek hastalığının başlangıç tarihi olan 30.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda dava dışı alt işverenler yönünden ayrı ayrı kusur oranları belirlendiği halde şirketin müteselsilen sorumlu olduğu tespit edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, kusur oranlarına göre hesaplama yapılması gerektiğini, sigortalıya kusur verilmemiş olmasının da hatalı olduğunu, davacı fiilen emekli olduğu halde 60 yaş baz alınarak,
varsayımla hareket edilerek hesaplama yapılmasının hukukun maddi gerçeğin ortaya çıkarılması gerektiği ilkesiyle ters düşen bir yaklaşım olduğunu, bilirkişi tarafından sigortalının emeklilik tarihi sonrası için hesaplama yapılmaması gerektiğini, Mahkemece, kaçınılmazlık faktörünün etkisi değerlendirilirken 32 yıl formülü dikkate alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meslek hastalığı nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; meslek hastalığı sonucu davacı sigortalının %23 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı, olayın meydana gelmesinde davalının %90 oranında, davacının %10 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
İş kazasına ve meslek hastalığına maruz kalan sigortalının maddi tazminat miktarı, işçinin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşur. Pasif dönem, sigortalının aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren, muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder.
Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Ancak dava sırasında sigortalının fiilen pasif döneme girdiği tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek sigortalının 60 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir.
Somut olayda, dosya kapsamındaki belgelerden davacının 01.01.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya başladığı görüldüğünden, davacının aktif dönem sonunun yaşlılık aylığı almaya başladığı tarih olduğu, bu tarihten sonrasının davacı için artık pasif dönem olarak kabul edilmesi gerektiğini gözeterek, pasif döneminin tespit edilen bu tarihten itibaren başlayacağını dikkate alan yeni bir bilirkişi hesap raporu almak, usuli kazanılmış hakları gözeterek (özellikle davacı tarafın temyiz yoluna başvurmamış olması nedeniyle 22.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen işlemiş dönem sonunun ve diğer unsurların değiştirilmeyeceğini) sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/3810, K. 2025/11502, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama