KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4156 E., 2025/13319 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2280 E., 2024/1736 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 6. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/273 E., 2023/204 K.
Karar Metni
1.921 kelime·10 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalılar ortak vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ortak vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ...Makine Şirketinde 17.08.2008 tarihinde kalıpçı olarak işe başladığını, ... Makine Şirketinin davalı ... Makine Şirketine devrolunduğunu, davacının 13.03.2013 tarihine kadar bu şirkette çalışmaya devam ettiğini, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının 09.03.2010 tarihinde iş yerinde çalıştığı sırada davalı iş yeri sağlığı ve güvenliği için gerekli önlemleri almamış olmasından dolayı iş kazası geçirdiğini ve sol elinin üzerine makine düşmesi sonucunda iş kazası geçirdiğini ve yaralandığını, iş kazası nedeniyle yaralanması neticesinde sol baş parmağının tırnak seviyesinde koptuğunu beyanla maddi ve manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açmış olduğu dava ve dilekçede ileri sürülen iddiaların gerçekle uzak yakın ilgili bulunmadığını, davacının ...
Makine bünyesinde vasıfsız bir eleman olarak girdiğini ve teknik lise mezunu olmasına karşın mesleki donanımı son derece yetersiz olduğundan bir süre olarak bir ustabaşı gözetiminde çalıştığını, davacının 09.03.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasının tamamı ile kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının iş kazasını kapak boğma makinesinin ayarlarının yaparken geçirdiğini, davalılar her tür önemi alarak ve eğitimleri vererek gerekli kontrolleri titizlikle yaptırarak gerekli araç, gereci sağlayarak nezaret ve denetim görevlerini yerine getirmiş olduklarından kendilerine izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını,
açılan haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava belirsiz alacak davası olup, dava ve talep artırım dilekçesinde görüldüğü üzere davanın belirsiz alacak davası olduğunu, Mahkemece, dava sehven kısmi dava olarak yorumlansa bile talep ve beyanlarından belirsiz alacak davası olduğunun belirtildiğini, kısmi dava olmadığının açık olduğunu, mahkemece davada taleplerini açıklamak üzere taraflarına 1 haftalık kesin süre verilmesi gerekirken davanın kısmi dava olarak hükme bağlanmasının hatalı olduğunu, davalının davayı sürüncemede bırakmak ve davacının hakkına kavuşmasına engel olmak amacıyla haksız dava açtığını,
bu sebeple adil yargılanma ilkesi ihlal edildiğini ve davacı alacaklarına tam olarak kavuşamadığını, manevi tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile verilmesi yönünden davalarının hukuka uygun olarak ıslah etmelerine rağmen, Mahkeme ıslah dilekçesi dikkate almadan, taleple bağlılık ilkesini ihlal ederek karar verdiğin, davalının sunmuş olduğu 13.02.2023 tarihli dilekçede alıntıladığı 24.05.2019 tarih, 2017/esas ve 2019/3 karar numaralı Yargıtay içtihadı birleştirme büyük genel kurulu kararının muhteviyatı davalının iddialarıyla çelişmekte, davalı vekilinin iddialarıyla bir bağının bulunmadığını,
davalının sunmuş olduğu bu içtihadı birleştirme kararının açmış oldukları davada evleviyetle ve kıyas yoluyla uygulanmasının mümkün olduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle. Mahkemece verilmiş olan 13.07.2023 tarihli kararın istinaf gerekçelerinin dikkate alınarak, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konun iş kazası 2010 yılında gerçekleştiğini, dolayısıyla zamanaşımı itirazlarını yenilediklerini, dosyada bulunan 02.07.2015 tarihli kusur raporuna göre; davalılar ... Makine ve Mutfak Eşyaları Ltd.
Şti. unvanlı şirketin %75 kusurlu olduğu ve iş kazasında kaçınılmazlık unsurunun bulunmadığı hususlarında tespit yapılmış ise de işbu kusur değerlendirmesine yapmış oldukları itirazlar da mahkemece dinlenmediğini, davalı Şirket kanundan kaynaklı tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini ve gerekli önlemeleri almış olmasına rağmen fahiş bir kusur yüzdesi belirlendiğini, ayrıca 02.07.2015 tarihli kusur bilirkişi raporunda diğer davalı Şirket, ...
Makine ve Paslanmaz Eşyalar Sanayi ve Limited Şirketinin kusurlu olmadığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, yerel Mahkeme kararında dava konusu iş kazasına yönelik belirlenen tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi yerinde olmadığını, yerel Mahkemece takdir edilen 75.000 TL manevi tazminata ilişkin olarak da, işbu tazminat miktarının pek fahiş olduğu açık olduğunu belirterek; yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ;"... davanın kısmi dava olarak kabulü ile davacının 07/02/2023 tarihli talep artırım dilekçesi nazara alınmamış, manevi tazminat yönünden ise dava dilekçesinde faiz talebi olmadığından faizsiz olarak hüküm kurulmuştur. Dava dilekçesinde davanın HMK 107 gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığı ibaresi bulunmadığı gibi bu anlama gelen bir açıklamanın da yer almadığı görülmüştür.
Bu haliyle davanın kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda maddi tazminat yönünden 07.02.2023 UYAP havale tarihli talep arttırım dilekçesinin değerlendirilmemesi isabetli ise de manevi tazminat yönünden de kısmi dava açıldığından, ıslah dilekçesindeki faiz isteminin nazara alınmaması hatalı olmuş, Dairemizce yeniden hüküm kurulmuş, davacı vekilinin istinaf itirazları kısmen yerinde görülmüştür. ..." gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf isteminin esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili katılma yolu ile davalılar ortak vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yolu ile sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ortak vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi.
3. Değerlendirme
A) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 47 ve gerekse iş kazasının gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür.
Öte yandan, iş kazasından kaynaklı tazminat istemi nedeniyle faiz alacağının başlangıcının zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleştiği tarih olup, faiz türünün ise yasal faiz olacağı açıktır.
Somut olayda, davacı vekilince dava dilekçesinin 1. sayfasında konu başlıklı kısmında talep olunan 75.000,00 TL manevi tazminata olay tarihinden faiz işletilmesi yönünde talebi içerdiği gözden kaçırılarak hükümde davacı yararına takdir olunan manevi tazminata olay tarihi yerine ıslah tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesi hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş; davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebi dikkate alınarak hüküm altına alınan manevi tazminat alacağına davaya konu iş kazası tarihi olan 09.03.2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek üzere hüküm altına almaktan ibarettir.
B) Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından.
Mahkemece davacının davaya konu iş kazası nedeniyle maddi zararının tespiti amacıyla dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, düzenlenen 22.02.2016 tarihli hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının %17,2 oranı ve kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde PMF -1931 tablosu esas alınmak suretiyle maddi zararın 111.544,54 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin rapora karşı sunduğu 08.03.2016 tarihli beyan dilekçesinde 22.02.2016 tarihli raporun dosya kapsamına uygun olduğu beyan edilerek raporda belirtilen miktar üzerinden talebini arttırdığı,
takip eden 10.05.2016 tarihli celsede davacı vekilinin davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, aynı celsede Mahkemece davalı tarafça davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranına itiraz konulu dava dosyasının akıbetinin sorulmak üzere celse talikine karar verildiği, devamla dosyanın bekletici mesele yapılmak suretiyle kesinleşmesinin beklenildiği,
07.10.2022 tarihli celsede davacı vekilinin asgari ücret değişikliği nedeniyle yeniden hesap yapılmasının talep edilmesi üzerine Mahkemece dosyanın davacının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ve asgari ücret değişikliklerinin dikkate alınması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdi olunduğu, 27.01.2023 tarihli hesap raporunda ise davacının sürekli iş göremezlik oranının kesinleşen %17,2 oranı, kazalının bakiye ömür süresinin tespitinde TRH -2010 tablosu esas alınmak ve bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle maddi zararın 604.069,16 TL olarak hesaplandığı,
davacı vekilinin raporda belirlenen miktar üzerinden 07.02.2023 tarihli dilekçesi ile talebini arttırdığı, Mahkemece davada yalnızca bir kez ıslah yapılabileceği gerekçesiyle 27.01.2023 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacı lehine 111.544,54 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacı vekilinin 22.02.2016 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı göz ardı edilerek, bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve davacının bakiye ömür süresinin tespitinde daha uzun süre ile tespit yapan TRH-2010 tablosunun kullanılması suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 27.01.2023 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal eder mahiyette olup hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacının maddi zararını 22.02.2016 tarihli raporda belirlenen miktar üzerinden hüküm altına almak ve taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış hakka riayet eden bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4156, K. 2025/13319, 9 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama