KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4284 E., 2025/12881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1119 E., 2024/2638 K.
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 44. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/62 E., 2023/373 K.
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin geçirdiği iş kazası nedeniyle maddi tazminatın davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf özetle, davanın reddine karar verilmesini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili özetle, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesine göre ise Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. Buna göre eldeki dava dosyası incelendiğinde usulüne uygun açılmış bir manevi tazminat davasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Asıl davada, bu davanın ıslahında ve birleşen davada mevzuat hükümlerine uygun açılmış ve harçlandırılmış bir manevi tazminat talebinin bulunmaması karşısında, anılan talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Bunun yanında davacının ücretinin belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme de isabetsizdir.
Bu sebeple sigortalının olay tarihinde yaptığı iş ile kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak ve ücret ile ilgili talebinin fazlasına karar verilemeyeceği de göz önünde tutularak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sigortalının sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından, sigortalının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlenmeli, belirlenen bu ücret hesaba esas ücret olarak dikkate alındıktan sonra, usule uygun şekilde hazırlanacak hesap bilirkişi raporu sonrası davacının maddi tazminat alacakları hakkında karar verilmelidir.
Bu belirleme yapılırken davacının kaza tarihindeki ücreti net olarak tespit edilmeli, tahsis dosyası kurumdan celp edilerek davacının emeklilik tarihi araştırılarak pasif dönem hesabı usule uygun bir şekilde yapılmalıdır.
Ayrıca iş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Eldeki dava dosyası incelendiğinde mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun anılan hususları içermediği anlaşılmakla, davaya konu olayla ilgili ceza dava dosyası, rücu dava dosyası ve denetim raporu hep birlikte değerlendirilerek olayla ilgili sorumluluk ve aidiyetleri ortaya koyacak ve çelişkileri giderecek şekilde bir kusur raporu alınarak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4284, K. 2025/12881, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama