KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4549 E., 2025/14433 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/744 E., 2024/1652 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/14 E., 2024/96 K.
Karar Metni
1.156 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2017 yılından itibaren, ...
Alışveriş Merkezinde "güvenlik görevlisi" olarak kesintisiz olarak ve halen çalıştığını, davalının taşeron şirket olduğunu, davacının en son aldığı net ücret 2460 TL olduğunu ve tamamının bankadan ödendiğini, bir öğün yemek ihtiyacının da karşılandığını, davacının davalı işyerinde çalışırken 13.10.2018 tarihinde gece mesaisi bittiğinde firmanın idari işler amirinin talimatı ile saat 08:00 da zorunlu yakın dövüş eğitimine katılmak zorunda kaldığını, eğitimin işyerinin otoparkında yapıldığını,
eğitim sırasında yere düştüğünü ve sağ bacağı kaval kemiğinden parçalı şekilde kırıldığını. zorunlu eğitim sırasında yerde minder veya herhangi bir koruyucu eşya bulunmadığını, kaza sonrasında vücudunda kalıcı hasar meydana geldiğini beyanla davanın kabulunu talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 13.10.2018 tarihinde gece mesaisi bittiğinde firmanın idari işler amirinin talimatı İle saat 08:00’da zorunlu eğitime katıldığını ve bu eğitim sırasında yere düşüp sağ bacağını kırdığını, davalının meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığını,i şe başlamadan önce iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli oryantasyon sürecine tabi tutulduğunu, eğitimin davacının iddiasının aksine vardiyasının bitim saati olan 08:00'de değil, sabah saat 10:00’da başlamakla birlikte çalışanlara eğitime katılımın zorunlu olduğu ile ilgili herhangi bir talimat verilmediğini,
bu nedenle davacının eğitimin zorunlu olduğuna, uykusuz olduğunu belirtmiş olmasına rağmen amirinin emir ve talimatlarına uymak zorunda kaldığına yönelik iddialarının her türlü dayanaktan yoksun olduğunu, gerçekleşen eğitimin esasen iletişim eğitimi olduğu için de ayakta verilen bir eğitim olup haliyle minder veya benzeri koruyucu eşya temin edilmesini gerektirecek bir durum olmadığını, ki gönüllü olarak eğitime katılan personelin uygulama esnasında eldiven kullandığı,
eğitim esnasında gerçekleşebilecek olası bir aksilik halinde verilen eğitimin niteliğine uygun olarak gerekli eşyanın tedarik edildiğini, davacının eğitim esnasında dava dışı ... ile yaptığı uygulama sonrasında dengesini kaybederek düştüğünü, beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davacının huzurdaki davaya konu olayda yakın savunma eğitimine gönüllü olarak katılmış olduğunu, davalı şirket tarafından eğitimin zorunlu olduğuna yönelik kendisine ve diğer personellere herhangi bir talimat verilmediğini, söz konusu eğitimin mesai saatleri içerisinde gerçekleşmediğini, gönüllük esasına dayalı olarak yapılmış olduğu ve görev dışında isteğe bağlı bir eğitim olduğu göz önüne alındığında dava konusu olayın iş kazası kapsamında olmadığını,
eğitim kapsamındaki hareketlerin ayakta yapılan hareketler olması nedeniyle eldiven gibi ekipmanlar personellere sağlanmış olup, davacı dengesini kaybetmesi akabinde davalı şirketin kusur atfedilmeyecek bir biçimde kendi kusuruyla düştüğünü, davalı şirket iş sağlığı ve güvenliği konusunda azami dikkat göstermekte olup söz konusu kazada davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, hukuka aykırı bir fiili de söz konusu olmayıp ortada illiyet bağı bulunmadığını, davacının %100 kendi kusuru neticesinde gerçekleyen huzurdaki davaya konu olayda davalı şirkete atfedilen fahiş kusur oranının hakkaniyete aykırı olduğunu,
İlk Derece Mahkemesi tarafından tüm sağlık kayıtları ile MEDULA kayıtlarının celp edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından davacı için belirlenen maluliyet oranının %9 olduğu ve %10' un altında olduğu gerekçesiyle PSD düzenlenmediğinin belirtilmiş olup, davacının malul sayılabilmesinin mümkün olmadığını, davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak talep edilen maddi tazminatlar zamanaşımına uğradığını, yerel mahkeme tarafından davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
davacı lehine hükmedilen tazminat miktarlarını ve alacağın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme tarafından somut olayın koşullarına ve hakkaniyete göre bir takdiri indirim yapılmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın belirlenmesinde esas alınması gereken kriterler değerlendirildiğinde zararın giderilmesinden çok zenginleşme amacı taşıdığının görüleceğini, davacının manevi tazminat talebi kabul edilecek olsa dahi Yargıtay kararları ve doktrindeki görüşler doğrultusunda talebin indirilmesine karar verilmesi gerektiğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair kararın HMK 353-(1) b)1 maddesi "İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine duruşma yapılmadan karar verilir" hükmü uyarınca usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 40.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B)Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4549, K. 2025/14433, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama