KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/4664 E., 2025/10772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2748 E., 2025/87 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 13. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/4 E., 2022/153 K.
Karar Metni
908 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, işe giriş bildirgesinin verildiği 01.05.1990 tarihinde fiilen çalışması mevcut olduğunu, bu çalışmasının o dönemin mevzuatına uygun olduğunu, SGK hizmet dökümünde de ilk işe giriş tarihinin 01.05.1990 olduğunun görüleceğini ileri sürerek, Kurum işleminin iptali ile davacının ilk işe giriş tarihinin 01.05.1990 olarak tespitine, müvekkilinin tahsis başvuru tarihi olan 14.11.2016 tarihine göre 01.12.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına müstahak olduğunun tespitine ve birikmiş aylıklarının faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 1990 yılında işe giriş bildirgesinin verilmiş olmasının sigorta başlangıç tarihinde etki etmediğini, çünkü davacının o döneme ait herhangi bir prim ödemesi söz konusu olmadığını, geçmişe dönük sigortalılığın tespitinde esas olan unsur kişinin sigorta primlerini ödemesi olduğunu, bu sebeple kişinin kaydını yaptırdığı 1994 yılının sigortalılığın başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.Gerekçe ve Sonuç İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminde herhangi bir hata veya hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2, 6, 9, 6, 79, 108. hükümleridir.
Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Kanun'un belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1999/21- 549-555, 2005/21-437-4 48... /21-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının iş yerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği iş yerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu iş yeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 5 06... sayılı Kanunlar ile Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğidir.
3.Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Buna göre eldeki davada, Mahkemenin verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
4.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, iş yeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça iş yerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o iş yerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın iş yerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3.Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı, Mahkemece dinlenen tanıklar ..., ..., ... ... ve ...'in beyanlarında davacının talep edilen dönemde çalışmadıkları, davacı ile çocukluk arkadaşı olduklarını ve iş yerinde çalışmalarının olmadığını beyan ettikleri, iş yerinde tek bordrolu olarak çalıştığı tespit edilen ... ...'un çıkarılan davetiyeye rağmen gelmediği ve ifadesine başvurulamadığı, dinlenen tanıkların ifadelerinin ise davacının iddiasını ispata yarar beyanlar olmadığından, hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş; davacının hizmet tespitini talep ettiği dönem yönünden davacının çalışmasının gerçekliği, işin ve iş yerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı, ifadesi alınmayan diğer çalışanlar ve ... ... ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler resen saptanarak,
çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde bu çelişki giderilmeli, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, davacının çalıştığı iddia edilen süreler tereddütsüz belirlenerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/4664, K. 2025/10772, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama