KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/5506 E., 2025/11496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1511 E., 2025/205 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ordu 1. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/71 E., 2023/139 K.
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı ...'nin, davacının işçisi olmadığı “.... ” isimli yer, tarihi bir yapı olup; iş yeri olmadığı, müvekkilimiz, Ordu İl Özel İdaresi ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca bu tarihi yerin işletmesini yap işlet devret modeliyle 49 yıllığına kiralamış bulunmaktadır, müvekkil ...'in, müteahhit veya inşaat sektöründe çalışan biri olmadığı. Ordu ilinde birçok oteli bulunan ve ...
İşletmeciliği ile uğraşan birisi olduğu, müvekkil ..., ihale ile işletmesini aldığı Tarihi .... isimli binanın alçı sıva ve boya işini “...
İnşaat'ı temsilen şirket sahibi ... kül halinde vermiş olduğu, .... yapıyı temsilen ... kendi işçisi ile restorasyon işini yaptığı müvekkil ...'in ... yapı işçileri üzerinde hiçbir denetim yapma ve emir verme hakkının olmadığını, müvekkilimiz ...'in işçisi olmayan ...'nin davalı SGK tarafından re'sen vekil edenin işçisi olarak sadece 1 günlüğüne kaydının yapılması usul ve yasaya aykırıdır. Müvekkil hiçbir zaman ... ile görüşmemiştir.
Davalı ...'nin geçirdiği beyin kanamasının iş kazası olmadığı, olay daire içi sıva yaparken meydana gelmiş ve davalının düştüğünü söylediği yükseklik 1,5m'yi geçmemekte olup üzerinde oturulan alüminyum sehpa olduğu, hatta düşmeden ...”'nın kendisini yakaladığı ve davacının kafasını yere vurmadığı, Uzman Doktor raporlarında da açıkça bu olayın davacının kendi rahatsızlığı nedeniyle oluşan beyin anerizması sebebiyle de olayın iş kazası olarak vasıflandırılması mümkün olmadığı, ...'nin hastaneye kaldırıldığında ezik ya da kanamasının bulunmadığı da sabittir.
Somut olarak SGK tarafından davalı ...'nin müvekkilimizin işçisi olarak çalıştığının ispat etmesi gerektiği, davalı ...
Kurumunun, diğer davalı ...'nin müvekkile ait iş yerinde varlığını ve gerçekten o iş yerinin işçisi olduğunu kanıtlaması şart olduğu, Yeşil kart sahibi olan davalı ...'nin; devletten yardım almaktayken vekil edenimizin işçisi olarak kabulü ile sigorta kaydının yapılması usul ve yasaya aykırı olduğu, yukarıda belirttiğimiz davalı ....'nin açtığı davalar ile ...'nin de vekil eden aleyhine dava açmasından dolayı iş bu davayı açmak zarureti hâsıl olmuştur.... açıklanan nedenlerle; davalı ...'nin yeşil kartının ne zaman iptal edildiğinin SGK'dan sorulmasına, Davalı ...'nin Ek (3)'de belirttiğimiz raporlarının ...
Devlet Hastanesinden celbine, Ordu İş Mahkemesinin 2015/63 E., 2019/765 E., 2020/1 97... /72 E sayılı dava dosyalarının ve içindeki eklerinin celbine, Davalı ...'nin vekil edenimizin işçisi olmadığının tespiti ile usul ve yasaya aykırı olarak davalı ... tarafından oluşturulan sigortalılık kaydının iptaline, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine," Karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca, ihalesini almış oldukları ".... " adlı tarihi binanın alçı, sıva ve boya işini "... İnşaat" vermiş ve binanın restorasyonun işinin bu şirketçe yapıldığını ve diğer davalı ...'nin de "... İnşaat" işçisi olduğunu öne sürmüşlerdir.
Bu husus davacı yanın iddia edildiği gibi olmayıp yapılan restorasyon işlemi ve devamında kurulan ilişki işveren-işçi ilişkisi olarak nitelendirildiği, yine davacı yanca Ordu C.Başsavcılığının 2014/3391 sayılı soruşturma dosyasında yer alan ifadelere yer verilmiştir. Oysa söz konusu ifadeler incelendiğinde görülecek ki "yardım" adı altında iş görme sözkonusudur. Ancak kanun ve mevzuatta "yardım" adı altında bir çalıştırmanın hukuken geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu çerçevede davacı yanın iddialarının kabul edilebilir yanı bulunmamakta olduğu, davacının tüm beyanlarının soyut olduğu, Kurum denetçilerinin denetim görevini ifa etmiş ve bunun üzerine davacının çalışmaların gerçek olduğu ortaya konduğu, müvekkil Kurum davacının öne sürdüğü gibi zaten hukuki sorumluluğunu yerine getirdiği ve fiili çalışmanın mevcut olduğunu belirlendiği, müvekkil Kurumca tahsis edilen işlem aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan denetmen raporuyla ortaya konulduğu ve fiili çalışmanın varlığı belirlendiği,
zira çalışmanın varlığı davacı yanca inkar edilmemiş sadece davalı ...'nin işçileri olmadığını öne sürüldüğü bu doğrultuda Kurum işlemi yerinde olup davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının açıklanan nedenlerle reddi gerektiğini, açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle, müvekkil Kuruma karşı açılmış bulunan haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından alçıpan ve boya işinin dava dışı .... verildiğini, davalı ... ve ...’ın ...‘in çalışanı olduklarını, davalı ... tarafından ... ve şirkete karşı dava açıldığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, işçi olarak çalışan bir kişinin işverenini bilmemesinin olağan olmadığını, SGK tarafından eksik araştırma ile tespit yapıldığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kazalının, davacı işçisi olmadığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5506, K. 2025/11496, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama