KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/5540 E., 2025/11823 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/542 E., 2025/197 K.
- İlk derece mahkemesi
- Şanlıurfa 2. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/640 E., 2023/683 K.
Karar Metni
1.272 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın eşi, ..., ... ve ...'in babaları olan ...'ın 03.11.2011 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde işçi olarak çalışırken iş yerine ait depo ambarının istinat duvarının yıkılması sonucu 3 arkadaşı ile birlikte altında kalarak vefat ettiğini, olayın iş kazası olup olmadığı yönünde dava açılması için taraflarına iki haftalık kesin süre verildiğini, bu nedenle bahse konu olayın iş kazası olup olmadığı yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, davacı tarafın olayın medyana geldiğini iddia ettiği tarihten davanın açıldığı tarihe kadar Kurumlarına herhangi bir başvurusu olmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğu,
davacı tarafın kurumları aleyhine dava açması neticesinde Kurumlarının meydana gelen olaydan haberdar olduklarını, davacının usulüne uygun olarak başvurmadan dava açmasının hakkaniyete ve yasal mevzuata aykırı olduğunu, Kurumlarınca yapılacak soruşturmada davanın iş kazası olduğu tespit edildiğinde davacının işbu davayı açmasında hukuki menfaatinin olmadığının anlaşılacağını, meydanda gelen kazanın iş yerinde ve mesai saatleri içerisinde meydana gelmediğinden olayın iş kazası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile. "SGK Tahkikat raporu, Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine ait 2014/26 Esas sayılı dosyaya ait duruşma tutanakları ve mahkememiz tanıkları beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacıların murisinin, davalı işyerinde 5510 sayılı yasanın 4/1-a maddesi gereğince sigortalı olmadığı,
murisin yakınlarının ve dinlenen diğer kamu tanıklarının Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesine ait 2014/26 Esas sayılı dosyasındaki beyanlarında 1 günlük hamaliye işi için anlaştıklarını belirttikleri, ayrıca SGK Tahkikat raporunda davalı iş yerinde çalışan işçilerin ve işbu kazadan ötürü vefat edenlerin yakınlarının alınan ifadelerinde de davacıların murisinin günlük yevmiye ile çalışan işçi olduğunun belirtildiği, mahkememizde davacı tanıkları olarak dinlenen ..., ... ve ... beyanlarında davacıların murisinin mevsimlik işçi olarak çalıştığını belirttikleri oysa ...
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada davacıların murisinin davalı iş yerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığına ilişkin beyanının olmadığı değerlendirildiğinde muris ile davalı arasındaki hizmet akdine dayalı bir sözleşmenin olmadığı, bağımlılık ilişkisinin olmadığı anlaşılmakla iş kazası kapsamına girmediği" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar ceza dosyasında dinlenen bazı tanıkların beyanına itibar ederek davanın reddi gerekçesi gösterilmiş ise de yöre adetlerine göre aile büyüklerinin araya girmesi sonucu olayın büyümemesi ailelerin kavgasına sebebiyet vermemesi ya da sanıkların/şüphelilerin ceza almaması için mağdur davacıların zararları giderilmesi adına bir takım çek senet ya da nakit para ile ikna edilerek ceza mahkemelerinde şikayetçi olmadıklarını, asıl olanın anlatılmadığı,
bütün dinlenen tanık, sanık beyanlarına bakıldığında, davacıların çocukları aynı iş yerinde işçi ve sigortasız çalıştırıldığı açıkça anlaşılmakta olup, Mahkemece de ilgili durumu değerlendirirken tüm dinlenen şahısların beyanlarına dikkat ederse görüleceğini, dinlenen tanık beyanında saha elemanlarından haberdar olmadığı görgü ve belgeye dayalı bir malumatının olmadığını, tamamen davalının yönlendirmesi ile beyan verdiğini, davanın kabulüne karar verilmesini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1..5510 sayılı Kanun'un 12/1 maddesi uyarınca "4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan Kurum ve kuruluşlar işverendir". Kanun'un 4. maddesinin "(a) bendinde Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar" sigortalılık kapsamına alınmıştır.
2.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasını oluşturan haller sayılmış ve 13/1.b maddesi uyarınca da "İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle ... meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay" iş kazası olarak tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca iş ilişkisi kapsamında çalışan, kısaca 4 (a) kapsamında olan işçi, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeni ile iş ilişkisi kapsamında; çalışmayan ise kendi nam ve hesabına yürütmekte olduğu iş nedeni ile meydana gelen ve engelli hale getiren olay iş kazası sayılacaktır.
3. 6098 sayılı yeni TBK. 74.maddesine göre “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” madde düzenlemesi nedeni ile ceza mahkemesince verilebilecek mahkûmiyet kararları maddi olay yönünden hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Başka bir anlatımla hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değilse de; ceza mahkemesince belirlenecek maddi vakıalar hukuk hakimi yönünden de bağlayıcıdır.”
4. Dosya içeriğine göre; davacıların murisi ...'ın, 03.11.2011 tarihinde davalı iş yerine ait depo ambarında biriken pamuk artıklarının temizliği için çalışırken istinat duvarının yıkılması sonucu davacılar murisi dahil 3 kişinin vefat ettiği anlaşılmıştır. İşyerinde meydana gelen bu olay nedeni ile C.
Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme ve yaralamaya sebebiyet suçundan şirket yetkilileri hakkında kamu davası açılmış ve Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/26 E sayılı dosyasında yargılama sonunda kesinleşen 07.04.2016 tarih ve 2016/153 Karar sayılı ilam ile "sanıklar ... ve ...'un işveren olarak işyeri ve içindeki eklentileri ile ilgili kanun ve yönetmeliklerde belirtilen tekniğe aykırı şekilde inşa ederek gerekli sağlamlık ve donanımda yapmamaları, işyerinde iş güvenliği ile ilgili olarak etkin bir organizasyon kurmayarak işçileri uygun şekilde yönlendirmemeleri,
iş yerinde risk değerlendirmesi yapılmasını sağlayarak tespit edilen riskler konusuda işçileri bilgilendirmemeleri nedeniyle dava konusu olayın meydana gelmesinde ayrı ayrı aynı oranda asli kusurlu oldukları, olay sırasında kazaya uğrayan işçilerin,olayı önceden fark edecek bir öngörüde olmamaları ve duvarın yıkılmasına yönelik herhangi bir davranışta bulunmamaları nedeniyle olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığının" tespit edildiği,
böylece sanıkların güvenlik tedbirlerinin alınmasını ve kazaya neden olan duvarın gerekli ve yeterli sağlamlıkta yapılmasını sağlamayarak taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına neden olma suçunu işledikleri" gerekçesi ile mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
5. Dosya içeriğinde dinlenen bordro ve kamu tanığı olan ..., davacılar murisinin sezonluk işçi olduğunu, pamuk işçiliği yaptığını beyan etmiş, davalı tanığı muhasebe müdürü olan ... özellikle Ağır Ceza Mahkemesinde alınan beyanında, genelde şirketin ana faaliyetlerini devam ettirebilmesi için dışarıdan gündelik işçi tutarak iş yaptırdığını belirtmiştir.
6. Somut maddi ve hukuki olgulara göre davacılar murisine ana faaliyet alanı pamuk işleme olan davalı şirketin yetkilileri tarafından, pamuk artıklarının depodan temizlenmesi işi yaptırıldığı, ara dinlenme sırasında işyerinde duvarın çökmesi sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır. İşverenin pamuk toplama ve artık pamukların temizleme işi faaliyeti devam eden ve sürekli iş kapsamında kalmaktadır. Davacılar murisinin iş sözleşmesi ile çalıştığı, işveren davalının iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığı, bu nedenle ölüme neden olduğu, Ceza Mahkemesi kararı ile saptanmıştır. Ceza Mahkemesinin maddi vakıa tespiti hukuk mahkemesini bağlayacaktır.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular kapsamında, davaya konu davacılar murisi ...'ın vefatı ile sonuçlanan 03.11.2011 günlü zararlandırıcı olayının 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi hükmü kapsamında iş kazası sayılması gerektiği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle aksi yöndeki karar tesisi yerinde bulunmamıştır.
7. Açıklanan nedenlerle hatalı değerlendirme sonucu verilen ret kararının bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5540, K. 2025/11823, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama