KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/5646 E., 2025/12524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1805 E., 2024/1962 K.
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 7. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/35 E., 2023/184 K.
Karar Metni
1.681 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı ... Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle “Davacılar ... ve ...’nin oğlu, ...’ın eşi, diğer davacıların kardeşi olan ...’ın davalılara ait ... Mah. ... Sokak No: 7 (... Sitesi) ....-İzmir adresinde yaptığı inşaatta günlük net 100.-TL yevmiye ile (bir öğün yemek işverence) kalıp ustası olarak çalışırken 09.12.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu hayatını kaybettiğini, davaya konu iş kazasının, ... ...'ın inşaatın ikinci kat kolon betonu dökülürken, ... Tic. Ltd.
Şti.'ye ait ... plakalı beton mikseri pompasının ucunda sıkışan betonun bir anda tazyikle boşalıp pompanın bom kısmının müteveffaya çarparak yaklaşık altı metre yüksekten düşmesi sonucu meydana geldiğini, kazanın davalı işveren şirketlerin gerekli güvenlik tedbirlerini almaması sonucu meydana gelmiş olup Savcılık dosyasında (Urla Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/3454) alınan kusur raporunda işverenlerin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun tespit edildiğini, beton pompasının rutin kontrollerini yapmayan, düşmeyi engelleyici herhangi bir tedbir almayan,
işi teknik eleman gözetiminde yürütmeyen ve sıkışma yapma ihtimali olan pompayı gerekli tedbirleri almadan bir anda çalıştırarak müteveffanın ölümüne sebebiyet veren işverenlerin davaya konu iş kazasının meydana gelmesine davetiye çıkardıklarını beyanla fazlaya yönelik hakları saklı kalmak kaydı ile ... için 5.000,00 TL maddi, ayrıca genç yaşta çocuklarını, eşini ve kardeşlerini kaybeden davacılardan;
anne ... için 100.000 TL, baba ... için 100.000 TL, eşi ... için 100.000 TL kardeşi ... için 50.000 TL kardeşi ... için 50.000 TL kardeşi ... için 50.000 TL, olmak üzere toplam 450.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı .... Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle.
“Davacılar tarafından açılan iş bu davanın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil şirketin bu kazanın vuku bulmasında her hangi bir kusuru bulunmadığından açılan davanın müvekkil şirkete yöneltilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin son derece titiz çalışan tüm kanun ve nizamlara riayet eden, böyle talihsiz kazaların yaşanmaması için gerekli tüm güvenlik tedbirlerini alan ve bu konuda işe başlamadan önce gerekli eğitimleri ve araç gereci çalışanına temin eden bir şirket olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde davaya konu iş kazasının; ... ...’ın inşaatın ikinci kat kolon betonu dökülürken ....
Tic. Ltd.
Şti.'ye ait ... plakalı beton mikserinin pompasının ucunda sıkışan betonun bir anda tazyikle boşalıp pompanın bom kısmının müteveffaya çarpması sonucu meydana geldiğini belirttiğini ancak beton dökülmesi gereken kolunun içine daha henüz hiç beton dökülmediğini zira bu etapta pompanın arızalanmasından ötürü ara verildiğini, bu nedenle işçilerin mola halinde olduğu baret ve kemerlerini çıkardıkları bir sırada arızayı gidermek için beton dökülen alanda değil zeminde uğraş veren ... ile asıl pompayı kullanan ... ... olduğu halde birtürlü arızanm giderilemediğini,
daha sonra beton dökülen sahaya çıkılmadan oldukça yüksek basınçla pompaya yüklenildiğini, bu nedenle pompanın ucunda bulunan lastik hortumun aşırı basınçtan dolayı aniden fırlayarak arızanın giderilmesini bekleyen bu nedenle mola vermiş olan işçilerden ...'a şiddetli bir şekilde çarptığını, hatta bu çarpma sırasında kolon şakül kalasını parçalayıp ölen işçiyi 10 m. yükseklikten ve bir hayli uzağa fırlatması sonucu ölüm olayının meydana geldiğini, aynı zamanda yukarıda bekleyen ... isimli işçiye de şiddetle çarpan hortumun bu işçinin gözünden yaralanmasına sebebiyet verdiği gibi bulunduğu yerden 2-3 metre uzağa fırlattığını,
aslında beton pompasını kullananın ... değil ... ... olduğunu ve olayın meydana gelmesi ile birlikte kaçtığının tanık anlatımlarında anlaşılacağını, üstelik harici duyumlarına göre bu kişinin söz konusu makinaları kullanmak için gerekli ehliyetinin olmadığının söylendiğini, bu konunun ivedi olarak irdelenmesini ve keşif sırasında tanıklara kazaya sebep olan pompanın ... ... tarafından mı ... tarafından mı kullanıldığının belirlenmesi yanında her ikisinin olay sırasında aşağıda zeminde bulundukları, beton dökülecek alanda bir eleman bulundurmadıkları hususlarının tespit edilmesini talep ettiklerini,
beton dökümü sırasında daha evvel iki pompada arıza oluştuğu bu arızaların giderilmesi için uzun süre uğraşılmasına rağmen giderilmemiş olduğu mevcut durumda arızalı bu pompalarla beton dökmenin muhtemel sonuçları bu operatörler tarafından biliniyor olmasına rağmen döküm alanında gerekli tedbirlerin alınmamasının yapılacak keşif sırasında net bir şekilde belirlenmesini talep ettiklerini beyanla davacıların müvekkil şirkete yönelttiği taleplerinin kabulü mümkün olmadığından davanın reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir.
Davalı .... Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle. “09.12.2015 tarihli iş kazası sebebiyle .... Tic. A.Ş. çalışanı ...’ın hayatını kaybettiğini ve bu hususta Urla Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/3454 sayılı hazırlık dosyası açıldığını, dava dilekçesine ekli ön bilirkişi raporunda müvekkili şirketin araçlarının periyodik bakımlarının yapılmamış olması halinde tali kusurlu olabileceği belirtilmiş olup;
aracın tüm periyodik bakımlarının tam olduğunu, buna ilişkin tüm belgelerin Savcılık dosyasına sunulduğunu, henüz müvekkil şirket hakkında kamu davası açılmadığı gibi ortada kusur durumunu gösteren kesin bir rapor dahi olmadığını, yerleşik uygulama ve Yargıtay İçtihatları uyarınca Ceza Mahkemesi kararının, işbu dosya açısından bekletici mesele sayılması gerektiğini, vefat eden ...’ın müvekkili şirket çalışanı olmadığı gibi; müvekkil şirket ile diğer davalı .... Tic.
A.Ş. arasında herhangi bir alt-üst işveren ilişkisi de olmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde müvekkili şirketin pompa aracının periyodik kontrollerinin yapılmadığı ve bu nedenle beton sıkışması oluştuğu belirtilmişse de; bu hususun doğru olmadığını, zira aracın periyodik bakımlarının düzenli olarak yapıldığını, kazanın ertesinde araç henüz kaza mahallinden teslim alınmadan yetkili servis tarafından da kontrolleri yapıldığını, hiçbir teknik ve mekanik arızası olmadığının tespit edildiğini, diğer taraftan beton pompa ucunun beton basıldığı sırada basınçla sallanmasının her zaman söz konusu olup;
davacının bu durumun olağanüstü bir durum şeklindeki iddialarının yerinde olmadığını, kaldı ki, yüksekte çalışan işçilerin emniyet kemeri ile bağlı olmaları gerektiği gibi, inşaatta yaşam hattının da bulunması gerektiğini, oysa bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği inşaat sahasında hiçbir güvenlik önlemi alınmamış olduğu gibi vefat eden ...’ın baretinin dahi olmadığının gerek karakol ve gerekse savcılık ifadeşlerinde görgü tanıkları tarafından ifade edilmiş olduğunu beyanla davanın reddine dair karar verilmesini” talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... İnşaat firma vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığını, giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, anne-baba ve kardeşler için hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, yargılama harçlarının paylaştırılmasının hatalı olduğunu bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusurlarının bulunmadığını, kayıtlardaki ücretin esas alınması gerektiğini, manevi tazminatın yüksek olduğunu bu nedenlerle usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı .... Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, , 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13., 16., 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davacılar vekilinin ve davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı eş için 100.000,00 TL, davacılar anne ve baba için ayrı ayrı 100.000,00 TL , davacı çocuk için 100.000,00 TL , davacı kardeşler için 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı eş ve çocuk için ayrı ayrı 85.000,00 TL, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 30.000,00 TL, davacı kardeşler için ayrı ayrı 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu,
Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne veya reddine karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davacılar vekilinin ve davalı davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5646, K. 2025/12524, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama