KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/5773 E., 2025/10684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/315 E., 2024/412 K.
Karar Metni
794 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı ,davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının 01.01.2001-30.08.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarına ilişkin hizmetlerin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının kooperatifte çalışması olmadığını, davacının tanık olarak gösterdiği ...’a ait Turizm acentesi çalışanı olduğunu, Kooperatifin merkezinin de ...’a ait ofis olduğunu, o nedenle ve ekli belgelere göre davacının ... çalışanı olduğunu, Kooperatifin arsası dışında mal varlığının bulunmadığı gibi, aktivitesinin de bulunmadığını, o nedenle davacmın kooperatifte banka hesabına yatanların yanında aidat kabulü ve arsanın vergileri vs. resmi dairelerdeki iş takipleri dışında 30 tam gün çalışmasını gerektirecek çalışma ortamının da mevcut olmadığını,
davacım birkaç Genel Kurul toplantısına katılmış olmasının burada sürekli çalıştığı anlamına gelmeyeceğini, işlere yardımcı olduğu zamanlarda sadece o iş için emeği karşılığı ödeme yapılması için karar alınmış olup, davacımn iddia ettiği yıllarda sürekli bir çalışması bulunmadığım ileri sürerek, davanın ret edilmesini savunmuşlardır.
2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde, hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu dönemde davalı işyerinden davacı için yapılmış olan hizmet bildirimi bulunmadığını, sigortalı sayılmak için fiili çalışmanın varlığının esas olduğunu belirterek; idianın yöntemince araştırılması ve kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli kararı ile davacının Kooperatifte banka hesabına yatanların yanında aidat kabulü ve arsanın vergileri vs. resmi dairelerdeki iş takipleri dışında 30 tam gün çalışmasını gerektirecek çalışma ortamının da mevcut olmadığı açık olup, tanıkların anlatımlarına ve “Kooperatif Yönetim Kurulu Kararlarına göre, davacının Kooperatifteki çalışmaları vekalet akdinin unsurlarını içerdiğinin kabulü gerekmiş, tüm açıklananlar, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında hizmet akdinin bulunmadığı, gerçekleşen hizmetin vekalet ilişkisi olduğu, davacının tespiti gereken hizmet süresi bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.02.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet akdi olduğuna yönelik olarak yapılan tespit yetersizdir. Davalı Kooperatifin 22.08.2008 tarihli kararında davacının personel olarak görevlendirilmesine dair kararın varlığı gözetilerek bu tarihten sonraki kısma ilişkin araştırma yapılmalı, davacıya ödenen ücretlerin niteliği araştırılmalı, davalı Kooperatife ait tüm kayıtlar celbedilerek çalışmayı bilen tanıklar da dinlendikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dosya kapsamına getirtilen kayıt ve belgeler, dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının 22.08.2008 tarihinden sonra davalı Kooperatifte personel olarak çalışmaya başladığı, 52 üyeden oluşan Kooperatifte (banka hesabına yatanlar dışında) üye aidatlarının makbuz karşılığı alınıp Kooperatif hesabına yatırılması, periyodik olarak vergi dairesine yapılması gereken bildirim ve beyanname verilmesi,
kooperatifler birliği, valilik, emniyet ve belediye nezdindeki ilgili birimler nezdinde evrak takibi işlerin aylık 30 gün süreli çalıştırmayı gerektirecek nicelik ve nitelikte olmadığı, bu bağlamda davacının haftada 4 gün, yıllık 208 gün çalıştığının kabulü doğrultusunda, davacının davalı Kooperatif işverenliği bünyesinde 22.08.2008-31.12.2008 tarihleri arasında 17 gün, 01.07.2009-31.12.2012 tarihleri arasında 832 gün, 01.01.2013-30.08.2013 tarihleri arasında 32 gün olmak üzere toplam 881 gün hizmet akdine tabi olarak asgari ücret karşılığı çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir. Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5773, K. 2025/10684, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama