KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/5996 E., 2025/9273 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/637 E., 2025/149 K.
Karar Metni
2.244 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde özetle; 24.05.2016 tarihinde meydana gelen kazada müvekkilinin düşmesi sonucu sakat kaldığını, %42 oranında sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamen davalıya ait olduğunu, müvekkilinin günlük 120, aylık 3600 TL ücret ile çalıştığını, sgk bildirimini asgari ücret olarak bildirildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 139.340,91 TL maddi ve 70.000 TL manevi tazminatın tahsiline, Mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada, davacı vekili Mahkemeye vermiş olduğu dava dilekçesini özetle; davacı davalı işveren yanında çalışırken iş kazası geçirdiğini, davacının zararının giderilmemesi üzerine maddi manevi tazminat talepli dava açıldığını, dosyanın Batman 3. İş Mahkemesinin 2022/178 Esasında devam edildiği, aldırılan kusur raporunda iş kazası nedeniyle vücudunda sekizden fazla platin takıldığı ve davacının % 42 iş göremezliğe uğradığı ve davalının kusur oranının %85 olarak tespit edildiği,
iş bu ek davanın Batman 3. İş Mahkemesinin 2022/178 Esas sayılı dosyası ile birleştirme talebinde bulunduğu ve davanın halen derdest olduğunu, usul ekonomisi göz önüne alınarak bu dosya ile birleştirilmesini ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalarak 364.604,41 TL maddi tazminat alacağının da iş kazasının oluş tarihinden itibaren bankalarca uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacının kendi dikkatsizliği sonucu kazanın meydana geldiğini, davacının iş göremezlik raporu aldığını, müvekkili tarafından iş sağlığı ve güvenliği konusunda tüm önlemlerin alındığını, ikaz ve uyarı levhaların asıldığını, davacıya eğitimlerin verildiğini, davacının aylık 3.600 TL ücret aldığı iddiasını kabul etmediklerini, davacının asgari ücret ile çalıştığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini, Mahkeme masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur,
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.03.2023 tarih ve 2022/178 E., 2023/115 Karar sayılı kararı ile ;
iş kazasının oluşumunda davalı işverenin % 85, davacının % 15 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli iş göremezlik oranının ise % 42 olduğu kabulünden hareketle;
"Asıl dava yönünden
1-) Açılan davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile
A) Taleple bağlı kalınarak 139.340,91 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2) Açılan davanın manevi tazminat talebi yönünden kabulü ile
A-70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılar tahsili ile davacıya ödenmesine,
Birleşen dava yönünden
Davanın kabulü ile
1- 364.604,41. TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2023 tarih ve2023/206 Esas, 2023/778 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355 inci maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 12.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 24.10.2024 Tarih , 2023/14465 Esas , 2024/10278 Karar sayılı ilamıyla ''...6.Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesince kaldırma ilamı sonrası aldırılan 31.10.2022 tarihli hesap raporunun hükme esas alındığının gerekçede belirtildiği, anılan raporda davacının maddi zararının 499.537,43 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece hüküm fıkrasında asıl dava yönünden hükmedilen maddi tazminat tutarı 139.340,91 TL ile birleşen davada hükmolunan 364.604,41 TL maddi tazminatın toplam tutarının ise 503.945,32 TL olduğu,
Mahkemece gerekçe kısmında hükme esas alınan raporda hesaplanan miktar ile hükmolunan miktar arasındaki fark miktara ilişkin açıklama bulunmadığı ve bu suretle de hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı ve bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur.
7.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
8. O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır...." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 06.02.2025 Tarih 2024/637 Esas, 2025/149 Karar sayılı kararı ile ;
"A- Asıl davanın kabulü ile,
1-139.340,91.-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2- 70.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
B-Birleşen davanın kısmen kabulü ile,
1-360.196,52-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 24.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Sair husuların gerekçeli kararda açıklanmasına, "şeklinde karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen 06.02.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; maluliyetin kesinleşmesinin beklenilmediğini, kusur oranının hatalı belirlendiğini, davacıya yapılan masrafların tazminattan düşülmediği ve bu hususun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55. ve 417. maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
3. Değerlendirme A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden ; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı aleyhine manevi tazminat tutarının İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden ;
Dosya kapsamından; mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi 29.04.2021 tarihli kaldırma ilamı öncesi hesaba dair 20.03.2019 tarihli kök rapor aldırıldığı, anılan raporlarda davacının sürekli iş göremezlik oranın Kurum Sağlık Kurulu kararında belirlenen % 42 oranı olarak esas alındığı, davacı vekilince rapora itiraz edilmeksizin raporda belirlenen 139.340.91 TL üzerinden maddi tazminat talebini arttırdığı, takip eden 21.05.2019 tarihli celsede ıslah gibi karar verilmesinin davacı vekilince talep edildiği,
davalı vekilince ise hesap bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi ile davacı kazalının iddia edilen sürekli iş göremezlik oranını kabul etmediklerini beyan ettiği, mahkemece bu yöndeki itirazın değerlendirilmeksizin anılan kök raporun hükme esas alınması suretiyle hüküm verildiği, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince kusur oran ve aidiyetinin tespitinde eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle kararın kaldırıldığı, Mahkemece kaldırma ilamı sonrası yeniden kusur raporu aldırıldığı, alınan kusur raporunda önceki hükme esas alınan oranların aynen tespit edildiği,
devamla dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 31.10.2022 tarihli hesap raporunda davacı kazalının bakiye ömür tablosunda TRH-2010 tablosunun esas alınması ile bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla 499.537,43 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince bakiye miktar için birleşen davanın açıldığı, Mahkemece bozma ilamı sonrası 31.10.2022 tarihli hesap raporunun hükme esas alınması suretiyle davacı lehine asıl ve birleşen davanın kabulü suretiyle 499.537,43 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmıştır.
5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı;
iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye,
usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 .maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının %42 olduğuna ilişkin Kurum Sağlık Kurulu kararının taraflar yönünden bağlayıcı olmadığı, davalı vekilince süresinde ibraz edilen itiraz dilekçesinde Kurum tarafından tespit edilen sürekli iş göremezlik oranına da itiraz edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece sırasıyla Yüksek Sağlık Kurulu, Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesi'nden rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise;
raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu'ndan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Ayrıca davacı vekilince 20.03.2019 tarihli kök rapora itiraz edilmemesine karşın kaldırma ilamı sonrası bilinen dönemin ileriye çekilmesi ile bakiye ömür tablosunda itiraz edilmeyen raporun aksine PMF-1931 tablosu yerine TRH-2010 tablosunun esas alınması suretiyle davacının zararının daha fazla hesaplandığı 31.10.2022 tarihli rapora itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olup bu hususun gözetilmemesi de hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin davalı vekilinin itirazı gereği yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek 20.03.2019 tarihli kök bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ,taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetecek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle, Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/5996, K. 2025/9273, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama