KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6030 E., 2025/15298 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2051 E., 2024/2252 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye (İş) Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/271 E., 2024/52 K.Av.
Karar Metni
2.286 kelime·11 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı ... Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacıların murisi ...'ın Toplum Yararına Çalışma Programı adı altında ... bünyesinde temizlik işçisi olarak çalıştırıldığını, ...
İlköğretim Okulunda temizlik işçisi olarak işe başladığını, müvekkiline hiçbir eğitim verilmeden kalorifer yakmakla da görevlendirildiğini, bu nedenle bu okulda her gün 04:00-05: 00... :00-19:00 arası çalıştırıldığını, murisin epilepsi hastası olduğunu, murisin kamera kayıtlarına bakıldığında 26.11.2016 tarihi saat 21:00 civarlarında vefat ettiğinin görüldüğünü, hastalığı nedeniyle müdahalede bulunulmadığından murisin öldüğünü, o saatte herhangi bir bekçi ve görevlinin olmaması nedeniyle murise müdahale edilemediğini, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığını, iş kazası olduğunu,
iş kazasının davalı Kurumun gerekli güvenlik önlemlerini almaması ve gerekli eğitimleri vermemesinden meydana geldiğini, davalıların kusurlarının bulunduğunu, davacıların destekten yoksun kaldıklarını, murisin vefat etmesi nedeniyle ekonomik olarak mahkeme masraflarını karşılayacak maddi durumlarının olmadığını belirterek,
davanın ve adli yardım talebinin kabulünü, eşi için 1.000,00 TL, küçük kızı için 1.000,00 TL, oğlu için 1.000,00 TL destekten yokun kalma tazminatı ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesini, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; müvekkili Kurum yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, iş kazası durumunun SGK tarafından tespit edilen bir durum olduğunu, vefat eden kişinin temizlikçi olduğunu, kaloriferci olarak çalıştırılmasının imkansız olduğunu, başka işte çalıştırılamayacağını, gece çalıştırılması yapılamayacağını, eğitim verildiğini ancak murisin eğitimlere katılmadığını, ölümün iş kazası tanımına girmediğini, okullarda akşam ve gece saatlerinde bekçi ya da görevli bulundurma zorunluluğu olmadığını, illiyet bağının bu olayda bulunmadığını, istenilen manevi tazminatın miktar olarak gerçeklikten uzak olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Davalı ... vekili; tüm kamu kurum ve kuruluşlarının TYP sözleşmesi imzalayarak, kamu kurumlarını yüklenici sıfatıyla sorumlu tutarak çalıştırılan katılımcıların sözleşme bedelini kurumlara ödediğini, keza sözleşme imzalanan kurumlarda açıkça İŞKUR tarafından finanse edilir levhası özellikle belirtildiğini, İŞKUR'un işveren sıfatını haiz olmadığının sözleşmede belirtildiğini, müvekkil Kurumun yalnızca ödeme ve devam açısından yüklenicileri denetlediğini, kursiyer sorumlulukları, mesai belirlemeleri, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almanın yüklenici Kurum sorumluluğunda olduğunu, illiyet bağı olmadığını belirterek, öncelikle davanın usulden reddini, aksi halde esastan reddini, yargılama giderlerinin davacılar üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf talebinde; manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, davacı ... için maddi tazminatın reddine karar verilmesinin de usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, tazminat hesabı yapılırken rücuya tabi peşin sermaye değerinin yüksek hesaplanarak müvekkillerinin zararından fazla indirildiğini, bakiye ömür hesabı ile müvekkilinin bakiye ömrünün düşük hesaplandığını belirterek mahkeme kararını istinaf etmiştir.
Davalı ... Bakanlığını İzafeten ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü vekili istinaf talebinde; davanın ... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne karşı açıldığını, Milli Eğitim İl ve İlçe Müdürlüklerinin tüzel kişiliği bulunmaması nedeniyle davada taraf olma ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerekmekteyken esasa girilerek karar verilmesinin hukuki olmadığını, SGK tarafından olayın iş kazası olup olmadığının tesbitinin gerektiğini, verilen eğitimlere murisin katılmadığını, murisin hastalığının Kuruma bildirilmediğini, olayda illiyet bağının bulunmadığını, belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ... Bakanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Bakanlığı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13., 16., 20. ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; ... Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü ile ... arasında Toplum Yararına Programı Yüklenici Sözleşmesinin imzalandığı, ... konusunun ... Bakım Onarım ve Temizlik olarak belirtildiği, davacıların murisi vefat eden işçi ...'ın Toplum Yararına Çalışma Programı adı altında ... bünyesinde temizlik işçisi olarak çalıştırıldığı, ...
İlköğretim Okulunda temizlik işçisi olarak çalıştığı sırada 26.11.2016 tarihinde okulda ölü olarak bulunduğu, davacılar vekilinin beyanına göre murisin okulda aynı zamanda kalorifer yakma işiyle görevlendirildiği ve okulda da bu sebeple bulunduğu ve vefatın gerçekleştiğinin ileri sürüldüğü, dosya içerisinde mevcut murise ait 07.06.2016 tarihli raporda murisin kalp ve epilepsi rahatsızlığı nedeniyle %52 oranında engellilik halinin bulunduğunun tespit edildiği, ... C.
Başsavcılığı tarafından davaya konu olaya ilişkin yürütülen 2016/899 soruşturma numaralı dosyasında Adalet Bakanlığı ... Adli Tıp Grup Başkanlığından aldırılan 03.03.2017 tarihli raporda kişinin kesin ölüm sebebinin tespit edilemediği, şahsın ölümünün mevcut hastalığı ile ilgili olabileceği kanaatine varıldığının belirtildiği, ... C. Başsavcılığınca ...
Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 03.03.2017 tarihli raporda ...’ın ölümünün epilepsi hastalığı ile ilgili olabileceğinin belirtilmesi ve şüpheli şekilde öldüğüne dair bir delile rastlanmaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, re'sen yapılan inceleme neticesinde tespit edilen aynı kaza olayına ilişkin Kurumca hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle açılan ...
Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/133 Esas sayılı rücuen tazminat dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporunda ise ölümün kalp rahatsızlığı (kalp krizi) nedeniyle meydana gelmiş olacağı kanaatine varılarak değerlendirme yapmak suretiyle kusur oranı takdirinde bulunulduğu, Mahkemece temyize konu iş bu dava dosyasında aldırılan 24.11.2023 tarihli kusura ilişkin heyet raporunda, ölümün kişideki mevcut epilepsi hastalığından meydana geldiğinin kabulü ile işverence sağlık raporunun aldırılmadığı ve görevi kapsamı dışında tek başına çalıştırıldığı gerekçesiyle davalı ...
Müdürlüğünün %75 oranında, ... ...’ın ise %25 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, işbu raporun dosyadaki diğer 22.06.20 22... .10.2020 tarihli raporlarda belirtilen kusur oranları ile uyumlu olduğu ve hükme esas almaya elverişli bulunduğu kanaatine varıldığı, destek tazminat hesaplaması için dosyanın uzman bilirkişiye gönderildiği, 21.03.2022 tarihli raporda davacı ... için 1.881.575,58 TL, davacı ... için 89.323,66 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davacı ... için SGK tarafından bağlanan aylığın peşin sermaye değeri gözetildiğinde bakiye zararının bulunmadığı tespit edildiği,
davacı raporda davacı çocuk ... için destek süresinin 25 yaş, davacı ... için ise destek süresinin 22 yaş olarak esas alındığı, davacılar vekilince anılan rapora itiraz edildiği, Mahkemece iş bu raporun hükme esas alındığı ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, iş yerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, gerçek zarar hesaplanması yönteminde, hak sahibi eşin kalan ömür süresi daha uzun olsa bile, destek süresi, sigortalının kalan ömrü ile sınırlı olup çocuklardan erkeğin 18, ortaöğretimde 20, yüksek öğretim durumunda 25 yaşını doldurduğu tarih itibarıyla gelirden çıkacağı kabul edilmeli, evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı belirgin bulunan kızın, aile bağlarına, sosyal ve ekonomik duruma, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına göre evlenme yaşı değişkenlik arz ettiğinden bu konuda Türkiye İstatistik Kurumunca bölgelere göre hazırlanan istatistiklerden yararlanılmalıdır.
Somut olayda, sigortalının ölüm sebebinin açıkça tespitine dair dosya kapsamında yeterli bilgi ve belge olmadığı gibi kusur oranının tespitine dair tedavi kayıt ve belgelerinin de tam olarak bulunmadığı anlaşılmakla beraber sigortalının epilepsi rahatsızlığından öldüğü kabul edilerek nöroloji uzmanın bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan rapora itibarla karar verilmiş ise de, yapılan incelemenin eksik incelemeye dayandığından verilen karar hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş, davaya konu iş kazası olayına ilişkin rücu ve ceza dosyasının örneğinin dosyaya getirtilmesinden sonra öncelikle kaza olayının gerçekleşmesindeki kusur oranının tespiti açısından davacılar murisinin kaza öncesine ilişkin tedavi kayıt ve belgelerinin bulunduğu ilgili tedavi birimlerinden dosyaya getirtilmeli ve bu şekilde sigortalının iş kazası tarihinden önce ölümüne sebep olabilecek bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığını belirlenerek ölüm nedeni kesin olarak tespit edilmelidir.
Ölüm nedeninin kesin olarak tespitinden sonra işverenin sigortalının periyodik sağlık muayenelerini olay anında geçerli mevzuatın gerektirdiği şekilde yerine getirip getirmediğini sigortalının bünyesel durumuna uygun işte çalıştırılıp çalıştırılmadığını açıklığa kavuşturmalı, davacının daha önce ve işe giriş esnasında sağlık kontrolünden geçirilip geçirilmediği belirlenmeli, bu kapsamda kayıtlar var ise dosyaya dahil etmeli, davacıda olumsuz yaşam şekli, beslenme tarzı, genetik faktör ile sigara kullanımı gibi etkenlerin olup olmadığı var ise bu gibi durumların olayın gerçekleşmesi üzerindeki etkisi hususundaki deliller toplanmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince toplanacak bu delillerle beraber somut ölüm olayının gerçekleşmesinde işyeri şartları, yaşam şekli, bünyesel faktör ile olay anındaki etkenler bir bütün olarak değerlendirilmeli ve davacıların itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın tespit edilecek ölüm sebebine göre uzman ilgili hekimin de yer aldığı, A sınıf iş güvenliği uzmanı heyete tevdi ederek,
ölüm iş kazası olayının gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları ve bünyesel faktörün etkisini belirleyecek mahiyette rapor aldırılarak aldırılacak raporda rücu dosyasında aldırılan raporlar ile çelişki meydana gelmesi halinde bu hususun açıklanması gerektiğini dikkate almak ve dosyanın tüm delil ve kapsamı ile değerlendirmeye tabi tutularak kusur oranlarının kesin olarak ettirmek devamla kusur oranlarının tespit edilmesinden sonra ise dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi ile davacıların maddi zararlarının tespit ettirmek alınacak raporda davacı çocuk ... için destek süresinin 25 yaşına kadar devam edeceği (yine 02.05.2018-08.09.2020
tarihleri arasındaki süre dışlanarak) hususunu gözetmek ve çıkacak sonuca usulü kazanılmış hakları da gözeten bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6030, K. 2025/15298, 13 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama