KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6158 E., 2025/9131 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/96 E., 2025/1069 K.
- İlk derece mahkemesi
- Konya 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/285 E., 2022/402 K.
Karar Metni
1.320 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde,, 01.12.1986 tarihli bildirgeye göre davacının SSK başlangıç tarihinin 01.12.1986 olduğu ve bu tarih itibariyle 1 gün çalıştığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının ... iş yeri sicil numaralı ...'e ait iş yerinden verilen 01.12.1986 tarihli işe giriş bildirgesi; 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre verilen bildirimlerde kısa vadeli sigorta kollarına primlerin ödendiği, uzun vadeli sigorta kollarına prim ödenmediğinden staj yaptığı döneme ait olduğu görüldüğü, bu sebeple kurum işlemleri yerinde olduğu, davacının iddialarının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Mahkemece araştırma yapılmaksızın usulden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, Geçici 4. maddesi hükümleridir.
506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.
506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35'inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir.
05.07.1977 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasasının 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir iş yeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir.
Kanun'un 16. maddesinde ise, iş yeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür.
19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4. maddesinde ise Kanun'un 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin iş yeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır.
Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130).
21.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacı adına dava dışı ... ünvanlı işverenin .... sicil no.lu iş yerinden üzerinde "...." ibareli, 01.12.1986 işe başlangıç tarihli ilk işe giriş bildirgesi düzenlendiği,işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal etmesinden sonraki bir tarihte, 100.
Yıl Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürlüğünce 01.01.1987 işe başlangıç tarihli ilk işe giriş bildirgesinin davacı kurum kayıtlarına 1987/3. ayında intikal ettiği, dava konusu işe giriş bildirge tarihinde davacının 16 yaşında olduğu,davacı vekili dava dilekçesinde davacının 12-13 yaşından itibaren sanayide demirciler yanında çalışmaya başladığı, işi öğrendiği, 1986 yılında hemşerisi ... davacıyı yakinen tanıdığı ve demir doğrama işini öğrenip işi bildiği için yanında işe aldığını iddia ettiği, demir doğrama mahiyetindeki iş yerinin 01.06.1982-30.05.1987 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu,
iş yerinin 1986/1-3 ve 1987/1-3. dönem arası dönem bordrolarının dosyay alındığı,1986/1 ve 2 dönemden 2. dava konusu 3. dönemden tek sigortalı ...'in bildirildiği, 1987/1-3 arası dönem bordrolarında da ...'in bildirilmiş olduğu, ... ile 01.12.1986 tarihli işe giriş bildirgesi bulunan (... ibaresi var)... ... ve ... .....'nin dinlendiği her üç tanığın da davacının işe girdiği tarihte kalfa düzeyinde olduğunu beyan ettikleri,
davacının demir doğrama işini tek başını yapabildiğini beyan ettikleri yapılan çıraklık araştırmasında 01.11.1986-30.06.1989 tarihleri arasında kaynakçılık meslek alanında çıraklık eğitimi gördüğünün bildirildiği,emniyet aracılığıyla yapılan komşu araştırmasında bir tespitte bulunulamadığının bildirildiği böylelikle Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiği anlaşılmaktadır.
4.Buna göre Mahkemece, çıraklık sözleşmesi irdelenmeli, davacınn da beyanı alınarak iş yerinin niteliğinin ne olduğu, iş yerinde ne iş yapıldığı,kendisinin hangi işleri yaptığı ayrıntılı şekilde beyanı alınarak belirlenmeli, buna göre davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, iş yerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı,
bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, bu belirleme yapılırken davacının 12-13 yaşlarından itibaren demir doğrama işini öğrendiği ve sonrasında 1-1,5 yıl sonra işveren yanında işe başladığına ilişkin beyanlarını da irdelemeli, bu kapsamda gerekirse dinlenen tanıklar ayrıntılı beyanları alınmak üzere tekrar dinlenmeli, ayrıca bu kapsamda, işverenin iş yerine dava konusu dönemde komşu iş yerleri ve kayıtlı çalışanları SGK,
vergi ve belediye marifetiyle de araştırılmak suretiyle tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının iş yerinde çalışıp çalışmadığı,çalışıyorsa iş yerinde tam olarak hangi işleri yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6158, K. 2025/9131, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama