KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6514 E., 2025/11830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2344 E., 2025/25 K.
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 7. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/463 E., 2024/178 K.
Karar Metni
838 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kurum tarafından, ... Tic. Ltd. Şti.'nin prim borçlarını ödememesinden kaynaklı olarak borcun tarafı olmayan müvekkile ödeme emri gönderildiğini, davalı kurum tarafından yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykıır olduğunu, takipteki tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, yine müvekkilin da ... Tic. Ltd.
Şti'nin borçlarından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin belirtilen süre içerisinde kısa bir süre için müdürlük yapmış olup, anılan şirketin de bu dönemde herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkile başvuru yapılabilmesi için, kamu alacağının tahsili amacıyla yapılan mal varlığı araştırması sonucunda limited şirketin hacze uygun herhangi bir mal varlığının bulunmaması nedeniyle tahsil edilememiş olması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine karşın satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilmemiş olması,
limited şriketin haczedilen mal varlığına biçilen değerin kamu alacağını karşılamayacağının anlaşılması, hakkında iflas kararı verilen borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hallerinde, şirket müdürleri sadece görev yaptıkları dönemle ilgili kamu borçlarından şahsi malvarlıklarıyla sorumlu olduğunu, söz konusu şartlar gerçekleşmeden müvekkile ödeme emri gönderilmiş olup söz konusu ödeme emirlerinin iptali için için dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu, Sgk Ankara İl Müdürlüğü'nün ...
Sosyal Güvenlik Merkezi'nce 2010/2020/18096 - 2010 - 2020/21617 - 18 Esas sayılı icra takip dosyalarında müvekkilinin borçsuzluğunun tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücreti karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle.
5510 sayılı Kanun'a göre Sosyal Güvenlik Kurumunun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında kanunun uygulandığını, Ayrıca SGK, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ile mercilere verilen yetkileri kullandığını, Bu itibarla limited şirketlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçları hakkında 6183 sayılı Kanun'un "Limited şirketlerin amme borçları" başlıklı 35. maddesi hükümleri uygulanır.
İlgili maddeye göre "limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar".
Buna göre limited şirketin ortakları, şirketin amme alacaklarından dolayı şahsi mal varlıkları ile doğrudan doğruya sorumlu tutulduklarını, Tabi ki bu sorumluluk borcun tamamı için değil, sermaye hisseleri oranı ile sınırlı olduğunu, Yine 6183 sayılı Kanunun 35. maddesinin ikinci fıkrasında ise "Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." denilmektedir.
Başka bir deyişle Sosyal Güvenlik Kurumuna borcu olan bir limited şirkete ortak olan kişiler şirketin borçlarından dolayı hisseyi devraldıkları kişi ile birlikte yine sermaye hisseleri oranında birlikte sorumlu olduklarını, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, ödeme emri tebliğ edildiği halde tebliğinden itibaren 7 gün içinde dava açılması gerektiğini bu süre hak düşürücü süre olduğunu, davacı bu süreye uyulmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, davaya konu 2010/21618 sayılı takip dosyasındaki 2009/5. ve 6. ay borçlarına 6111 sayılı Kanun kapsamında ödenen 115,75 TL'lik kısım bakımından ödeme emrinin iptaline, kalan miktar bakımından davanın reddine, davaya konu 2010/18097 sayılı takip dosyasındaki 2009/2. ay borçlarına 6111 sayılı Kanun kapsamında ödenen toplam 4.567,89 TL'lik kısım bakımından ödeme emrinin iptaline, kalan miktar bakımından davanın reddine, davaya konu 2010/18096 sayılı takip dosyasındaki 2009/2. ay borçlarına 6111 sayılı Kanun kapsamında ödenen toplam 55.240,98 TL'lik kısım bakımından ödeme emrinin iptaline, kalan miktar bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kısmen reddinin hatalı olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacının ödeme emirlerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6514, K. 2025/11830, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama