KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/6814 E., 2025/15999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/152 E., 2025/63 K.
Karar Metni
1.370 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı Kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı inşaat işyerinde hamal olarak çalışmaktayken meydana gelen kaza neticesinde iş kazasına uğrayan sigortalı ...'un iş göremez duruma girmesi nedeniyle kendisine 35.070,75 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, 592,88 TL hastane masrafı olmak üzere toplam 35.663,57 TL Kurum zararının bağlandığını, 592,82 TL hastane masrafı olmak üzere toplam 35.663,57 TL Kurum zararının oluştuğunu, sigortalısını çalıştırırken yeterli denetim ve gözetimde bulunmaması, güvenlik gereçlerini verip kullanılmasını denetlememesi, iş hakkında gerekli eğitim vermemesi,
iş gereçlerini verip kullanılmasını denetlememesi, iş hakkında gerekli eğitim vermemesi, iş güvenliği ve işçi sağlığı mevzuatı hükümleri gereğince kusurlu bulunması sebebiyle şimdilik Kurum zararının %50'sine tekabül eden kısma tekabül eden 17.831,78 TL nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 22.07.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile tedavi gider alacağının 444,61 TL ye gelirlerinin peşin sermaye değeri alacağınında 33.643,45 TL'ye çıkarmıştır.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, " Kazalının yaklaşık 10 yıl önce de aynı şekilde kaza geçirmiş olduğunu, bunun ... Devlet Hastanesi doktorları tarafından tespit edildiğini, kazalının maluliyete sebep olan kazanın şirkete ait işyerinde maydana gelmemiş olma ihtimalinin olduğunu, kazanın oluş şekli ile %37 maluliyet oranın orantılı olmadığını, kazalının iş kazasından sonra sağılığına dikkat etmeyerek zararının artmasına kendisinin sebep olduğunu, haksız davanın reddedilmesi gerektiğini " beyan etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkeme tarafından 13.04.2021 tarihli ve 2018/ 25... /381 Karar sayılı kararla "Davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 33.643,45 TL sürekli iş göremezlik peşin sermaye değerinin onay tarihi olan 26.07.2010 dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Taleple bağlı kalınarak 444,61 TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 13.04.2021 tarihli ve 2018/ 25... /381 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce 17.05.2022 tarihli ve 2022/35 59... /7249 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Dava, 08.04.2009 tarihinde gerçekleşen iş kazasında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirler ve yapılan hastane masrafından oluşan Kurum zararının 5510 sayılı Kanunun 21. ve 23. maddesi uyarınca davalı işverenden rücuan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, bozmaya uyularak taleple bağlı kalınıp davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir.
Önceki bozma ilamında da açıklandığı üzere, 5510 sayılı Kanun'un “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23. maddesinin 1 ve 2. fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir.
Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.
Sözü edilen madde ile işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23. maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir.
Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51. maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” ve 52. maddesindeki “zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükümleri gözetilerek, zarar gören (sigortalının) müterafik kusuru da dikkate alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması gereği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, davalının 5510 sayılı Kanunun 23. maddeye göre sorumlu tutulması karşısında, davalının sorumlu olduğu Kurum zararı belirlenirken Borçlar Kanunu 51-52. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Şüphesiz bozma sonrası sürdürülecek yargılamada davacı Kurumun hükmü temyiz etmemesi sebebiyle oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilmelidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır."
Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın kısmen kabulü ile taleple bağlı kalınarak 25.331,06 TL sürekli iş göremezlik peşin sermaye değerinin onay tarihi olan 26.07.2010 dan itibaren işleyecek yasal faizi ile Taleple bağlı kalınarak 444,61 TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıya % 100 davalıya kusur atfedilmemesi sebebiyle taleplerinin reddinin mevzuata ve içtihatlara aykırı olduğunu eksik ve yanlış bilirkişi raporu ile hüküm verildiğini, eksik, yanlış ve denetime elverişli olmayan raporlarla karar verildiğini, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın gerekçesiz olduğunu, bilirkişi raporunun bozma gerekçesi yapılan bu hususları karşılamadığını, sigortalı ...'un maluliyetine sebep olan kazanın, müvekkil şirkete ait işyerinde meydana gelmemiş olma olasılığının bulunduğunu, kazanın meydana geliş şekli itibari ile %37 maluliyet oranının doğmasının orantılı olup olmadığının tespiti için de gerekli araştırmanın yapılmadığını, eksik inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, 10. Hukuk Dairesinin kararının gereğinin yerine getirilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenleriyle, kanun açık hükmüne aykırı görülen sebepler re'sen dikkate alınarak, davalı vekilinin tüm, davacı Kurum vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dairemiz bir önceki bozma ilamında, davalının 5510 sayılı Kanun'un 23. maddeye göre sorumlu tutulması karşısında, davalının sorumlu olduğu Kurum zararı belirlenirken Borçlar Kanunu 51-52. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak ve taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu, bildirilmiş olmasına rağmen, Mahkemece bozma ilamına uyularak davalının %75 kusur oranı üzerinden hüküm kurulduğu,
davalının 5510 sayılı Yasa 23. madde uyarınca kusurun tamamından sorumlu olduğu ancak sigortalının kusur oranının %50 'sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak %87,5 kusur oranı üzerinden hüküm kurulması gerektiği, ilk PSD gelirinin 33.774,75 TL olduğu %87,5 kusur oranı üzerinden talep edilebilecek miktarın 29.552,90 TL olduğu, tedavi giderleri yönünden 592,82 TL tedavi gideri yapıldığı kusur oranına göre 518,71 TL talep edilebileceği ancak ıslah dilekçesindeki talebinin 444,61 TL olduğu dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi dikkate alınarak 1086 sayılı Kanunun 438 inci maddesi gereğince düzelterek onanmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazının kabulü ile
Temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının ve (3), (8) ve (9) numaralı bentler dışındaki tüm bentleri silinerek yerine
"1-Davanın kısmen kabulü ile
a- 29.552,90 TL sürekli iş göremezlik peşin sermaye değerinin onay tarihi olan 26.07.2010 dan itibaren işleyecek yasal faizi ile
b-Taleple bağlı kalınarak 444,61 TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.049,13 TL harçtan peşin alınan 522,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 1526,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 7.836,45 TL masraftan kabul-ret oranına göre hesap olunan 6856.89 TL masrafın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davalı tarafından yapılan 246,15 TL masraftan kabul-ret oranına göre hesap olunan 30,77TL TL masrafın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince davacı vekili için hesaplanan 29.997,51 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)Reddedilen miktarlar yönünden davalı vekili için hesaplanan 4.156,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıdaki yazılı temyiz harcının ilgiliden alınmasına,
Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6814, K. 2025/15999, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama