KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/7250 E., 2025/17049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/260 E., 2024/87 K.
Karar Metni
686 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl ve birleşen davada davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; 01.05.1974-21.03.1975 tarihleri arasında davalıya ait kireç ocağında tabancacı/barutçu olarak çalışırken yakalandığı iddia edilen meslek hastalığı (Mesleki Pnömokonyoz) sonucu %51 oranında sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalı işçi ...’e bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun’un 26. maddesi uyarınca, davalı işverenden rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesi ile davacı Kurum tarafından açılan davanın zamanaşımına uğradığını, davacının sözüne ettiği sigortalının müvekkillerine ait iş yerinde 19 74... yıllarında çalıştığını, bu çalışmasının üzerinden 34 sene geçtiğini, Borçlar Kanunu ve 506 sayılı Kanun açısından davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, diğer yandan ...'ün davalılara ait maden aramak için kurulmuş maden ocağında 140 gün çalıştığını ve çalışmasının 21.03.1975 tarihinde sona erdiğini, ...'ün bu tarihten sonra isteğe bağlı olarak prim ödediğini,
sigortalının hiç kazanç sağlamadan isteğe bağlı primlerini düzenli olarak ödemiş olmasının onun kazanç temin etmek için denetimsiz ve sigortasız yerlerde çalıştığını gösterdiğini, ihtimal sigortalının ciğerlerinde meydana gelen hastalığın bu denetimsiz yerlerde çalıştığı sürelerde oluştuğunu, sigortalının hastalığının davalılara ait iş yerinde oluşmasının mümkün olmadığını, promokonyozların oluşabilmesi için en ağır şartlarda 15 - 20 yıl gibi bir süre bu şartlarda çalışılmış olmasının gerektiğini ve fakat davacının davalılara ait iş yerinde 140 gün çalıştığını,
bu süre içerisinde de işveren tarafından kendisine gerekli güvenlik malzemesi ve toz maskelerinin verildiğini, maden galerileri için ise yasa ve yönetmeliklere uygun olarak havalandırma bacaları olduğunu, anılan hastalığa 3 - 5 yıldan daha az zamanda yakalanmanın çok nadir bir olay olduğunu, pnömokonyozun gelişme süresinin 20 - 30 yıl olduğunu, ifade ederek açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, sigortalının 1994 tarihinde göğsünde ağrı hissederek hastaneye gitmesi ile akciğerlerinden rahatsız olduğunun anlaşıldığı, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi'nin 08.08.2003 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile sigortalıya pnömokonyoz meslek hastalığı teşhisi konulduğu, Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 13.10.20 06... /1807 sayılı kararı ile sigortalının yakalandığı meslek hastalığı nedeni ile sürekli iş göremezlik oranının %51 olduğunun tespit edildiği,
yargılama sırasında alınan raporda Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 15.05.2015 tarihli raporu ile sürekli iş göremezlik oranının E cetveline göre %60 olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan meslek hastalığı içim yükümlülük süresi 10 yıldır.
Bu nedenle, hastalık için öngörülen yükümlülük süresi ve yükümlülük süresi yönünden Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu karar ve onayı ile meslek hastalığının tespiti yönünden davalı Kurum tarafından yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeli, sigortalının davalı Şirkete ait iş yerinden ayrıldığı 21.03.1975 tarihindeki sürekli iş göremezlik derecesi belirlenmeli, davalı işverenin kusur oranı 32 yıl formülü olarak adlandırılan yöntem uyarınca saptanmalıdır, gerekçeleri ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; Usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve özellikle alınan raporlara göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/7250, K. 2025/17049, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama