KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/8316 E., 2025/16514 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/391 E., 2025/49 K.
Karar Metni
1.427 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi davalı Kurum vekili ve davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin Ağustos 2006 ile Ocak 2011 tarihleri arasında, bu aylar da dahil olmak üzere, prime esas kazançlarının net 1.850,00 TL olarak tespiti ile yatırılmayan ve/veya eksik yatırılan sigorta primlerinin bu meblağa göre tamamlattırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine, fazlaya dair diğer yasal hak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.03.1999 tarihinde ... Basın Gazetecilik Matbaacılık A.Ş. bünyesinde çalışmaya başladığını, ... Basın A.Ş.'nin TMSF'ye devrinden sonra ismi ... Medya A.Ş. olarak değiştiğini, Şirketin isim değişikliği sebebi ile bu şekilde bir işlem yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı işverene ait iş yerinde Kuruma bildirilen günler dışında çalıştığını gösterir bir tespit ve belge bulunmadığını Kurum kayıtları ile davanın çeliştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli kararı ile davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı Şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...2006 yılı Ağustos ayı ile 2010 yılı Aralık ayları arasında kalan dönemler bakımından davalı işverenlikte geçen çalışmaları nedeniyle 1.850,00 TL net ücretle prime esas kazancın tespiti istemi ile açılan eldeki davada, Mahkemece davacı hakkında dönemin asgari ücreti ile 2011 yılı Ocak ayında yapılan bildirimlerin oranlanması sonucunda bulunan 3,24 oranı esas alınarak, tüm dönemlerde bu orana dayalı olarak, davacının davasının tamamen kabulüne dair karar verildiği,
ancak bu kabul ile çelişki yaratacak şekilde talebe konu dönem içerisinde 1.850,00 TL net ücretin altındaki rakamların esas alındığı gibi, bu rakamların üzerindeki tutarlar bakımından da talebe aykırılık oluşturacak şekilde karar verildiği anlaşılmakta olup, yazılı şekilde karar tesisi, hem kısa kararı kendi içerisinde çelişkili kılmakta, hem de hükmün gerekçesinin karar ile uyumlu olmasına ilişkin emredici kuralı ihlal etmektedir.
O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönleri incelenmeksizin bozulmalıdır. ..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine şeklinde karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi ile kararın bozulmasına karar verilmesini gerektiğini beyan etmiştir. Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; yanlış hukuki değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verildiğini, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. İlgili Hukuk maddeeri, 506 sayılı Kanunun 63/A, 79. ile 5510 sayılı Kanun’un 80. ve 86/9. maddesi hükümleridir.
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun'un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun.
200. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bu madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği,
202. maddesinde de senetle kanıtlanması zorunlu konularda delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça veya temsilcisi tarafından verilen belgeler olduğu belirtilmiştir.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas - 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas - 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir.
Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287). Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte.
Hukuk Genel Kurulunun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir.
Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HMK’nın 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür.
506 sayılı Kanun'un 78. maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HMK’nın 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır.
Zira 506 sayılı Kanun'un 78. maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır”. 82. madde de bu düzenlemeye paralel bir hüküm içermektedir. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
Somut davada, sigorta primine esas kazancın tespiti yönünden; 2006 yılı Ağustos ayı ile 2010 yılı Aralık ayları arasında kalan dönemler bakımından davalı işverenlikte geçen çalışmaları nedeniyle Ağustos 2006 tarihine kadar 1.250 TL aylık net, sonrasında 1.850,00 TL net ücretle prime esas kazancın tespiti istemi ile açılan eldeki davada, Mahkemece davacı hakkında dönemin asgari ücreti ile 2011 yılı Ocak ayında yapılan bildirimlerin oranlanması sonucunda bulunan 3,24 oranı esas alınarak, tüm dönemlerde bu orana dayalı olarak, davacının davasının kısmen kabulüne dair verilen karar eksik araştırmaya dayalıdır.
Belirlenen ücretlerin HMK'nın 200. maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunduğundan mahkemece her bir yıl için Hukuk Genel Kurulunun 2005/21-409 Esas, 2005/413 Karar sayılı kararı gözetilerek ve yukarıda belirtilen delil ve kayıtlar esas alınarak, tespiti gereken gerçek ücretin;
hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgeler araştırılmalı, yazılı delil başlangıcı olması halinde tanıkların dinlenebileceği gözetilmeli böylece toplanan ve toplanacak olan deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8316, K. 2025/16514, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama