KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2025/9647 E., 2025/17027 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/446 E., 2024/500 K.
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Kurum vekili dava dilekçesinde özetle; davalı işveren nezdinde baraj bekçiliği yapan kurum sigortalısının 28.12.2011 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle, hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirden oluşan Kurum zararının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun olmadığını, olayın tamamen işçi ...'nin dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu meydana geldiğini, işçi ...' nin görevini ifa ederken kullanacağı yolların belli olduğunu beyan etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 07.06.2016 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkeme kararına karşı davacı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dairece..."Somut olayda, Mahkemece, ölen işçinin yakınları tarafından davalı kurum ... aleyhine açılan tazminat davasının; "yargılama konusu iş kazasının ölen işçinin davalı ... için yaptığı bekçilik işi ile ilgisi olmayan kendi hayvanını kontrol etme işi sırasında ve kayma ihtimali yüksek bulunan bir taşın üzerine çıkması sonucu gerçekleştiği, iş verenin özen yükümlülüğü kapsamında alabileceği bir tedbirin bulunmadığı ve sorumluluğunu gerektirecek bir kusuru bulunmadığından bahisle reddedildiği ve Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı" böylece, dava konusu iş kazasında davalı iş veren ... nin kusursuz olduğu kabul edilerek,
iş kazası sonucu sigortalıya veya hak sahiplerine SGK tarafından bağlanan gelirlerden iş verenin SGK'ya karşı sorumlu tutulabilmesi için kusurunun varlığı gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verildiği, ancak, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının açtığı tazminat dosyasında verilen kararın, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmeyeceği, dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporunun eldeki davada kesin delil teşkil etmeyeceği, şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebileceği, bu nedenle, öncelikle davalı vekilinin davaya konu olayın iş kazası olmadığına ilişkin itirazı varsa;
bu itiraz nedeniyle öncelikle işverene davaya konu kazanın “iş kazası” olup olmadığına dair sigortalının hak sahiplerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna husumet yönelteceği tespit davası açması için süre verilmesi ve açılacak davanın bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, işverenin bu yönde bir iddiası yok ise; dosyada mevcut kusur raporunun yetersiz olduğu, yerinde keşif yapılarak, belirtilen ilkeler doğrultusunda iş güvenliği ve sağlığı önlemlerine ilişkin değerlendirmenin yapıldığı yeniden kusur raporu alınması gerektiği hususlarına işaretle karar bozulmuştur.
Bozma sonrası Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iş kazasının meydana gelmesinde Kurum sigortalısının kusurlu olmadığını, Mahkemece davalının kusuru %40 oranında kabul edilerek, Kurum alacağının hatalı olarak tespit edildiğini, davalının kusur oranının eksik tespit edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Genel Müdürlüğü temyiz dilekçesinde özetle; davalı idareye kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu iş kazasının Kurum sigortalısının kendi ihmali neticesinde meydana geldiğini, kazanın Kurum sigortalısının eğimli arazide kayma ihtimali bulunan taşın üzerine çıkması sonucu meydana geldiğini, Kurum sigortalısının ağır kusuru nedeniyle illiyet bağının kesildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık rücuan tazminat istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır düzenlemesini içerir.
Mahkemece bozma sonrası yargılamada hükme esas alınan kusur raporunda; kazalı ... işçinin işvereni ... Genel Müdürlüğünün; kaza olayının meydana gelmesinde işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izleme, denetleme ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlama görevindeki eksiklikleri ile çalışanların güvenliğini sadece çalışanın kendi dikkatine bırakıldığı gerekçeleri ile teknik yönden % 40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu, kazalı ... işçi ...'nin; kaza olayının meydana gelmesinde kendi görevinin dışında ve görev güzergahının dışında özel işini yapmış olmakla ve de dikkatsiz, tedbirsiz ve özensiz davranmış olması nedeniyle % 60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğu, kaza olayında başkaca bir kişi veya kurumun da kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Eldeki davaya konu iş kazasının kurum sigortalısının olay tarihinde, ... bağlı olarak hizmet veren ... Barajında bekçi olarak görev yaptığı esnada, olay günü barajın su seviyesini kontrolden dönerken baraj sahası içerisinde beslediği kendisine ait büyükbaş hayvanının yanına giderek kontrol etmesi, bu sırada eğimli arazide üzerine çıktığı kayadan düşerek yaralanması, akabinde kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak vefatı şeklinde gerçekleştiği dikkate alındığında, Mahkemece hükmüne uyulan bozma sonrası yargılamada, hükme dayanak kılınan kusur raporunun oluşa uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
Her ne kadar kesinleşen Mahkeme kararı uyarınca, Kurum sigortalısının 28.12.2011 tarihinde geçirdiği olayın meydana geldiği yerin tel örgü ile çevrilmiş olan baraj sahası içerisinde yer aldığı, kazanın müteveffanın ölçüm yaptıktan sonra geri dönmesi esnasında, eğimli arazi içerisinde meydana gelmiş olması nedeniyle iş kazası sayılmış ise de, bu hususun kusur oranlarının değerlendirilmesine etkili olmadığı, kusurun olayın oluşuna uygun olarak ayrıca belirlenmesi gerektiği göz önüne alınmalıdır.
Bu bağlamda Kurum sigortalısının ... bağlı olarak hizmet veren ...
Barajında bekçi olarak çalışmakta iken, kendisine ait büyükbaş hayvanının bakımını üstlendiği açık olmakla, kurum sigortalısının bu faaliyetinin, yaptığı bekçilik görevinin bir parçası olmadığı dikkate alındığında, kurum sigortalısının baraj sahası içerisinde beslediği büyükbaş hayvanını kontrol etme işi sırasında, %60-70 eğimli arazide üzerine çıkılması halinde yerinden kayma ihtimali yüksek bulunan kayanın üzerine çıkması sonucu kaza olayının gerçekleşmesinde, davalı işverene yönelik kusur atfının yerinde olmadığı,
nitekim konuya ilişkin kesinleşen maddi manevi tazminat davasında da, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin özen yükümlülüğü kapsamında alabileceği bir tedbirin bulunduğundan ve giderek sorumluluğunu gerektirecek bir kusurunun olduğundan bahsetme imkanının olmadığı kabul edilmek suretiyle, davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla, eldeki dava yönünden davalı ... yönünden davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun olmadığı kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/9647, K. 2025/17027, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama